HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
ABDÜLEHAD en-NÜRİ Esrar-ı tarikatın misbahı, envar-ı hakikatın miftahı bir zat-ı ali-kadrdir. Pederle ri Muslihuddin Mustafa Safai b. İsmail b. Ebulberekat olup, bu Ebulberekat mücte hid-i tarikat-ı Şemsiyye, Şemseddin-i Sivasi'nin pederleridir. Valideleri Safa Hatun dahi, cedleri İsmail Efendi'nin birader-i ekberi ve Şeyh Abdülmecid-i Sivasi hazretlerinin pederi, şarih-i Molla Cami Muharrem Efendi'nin kerimesidir. Pederleri müşarünileyh Muslihuddin Mustafa Efendi kuzattan olup, cedleri İsma il Efendi, Şemseddin-i Sivasi'nin birader-i güheri ve Sivas müftisi ve şarih-i Mülte ka'dır ki, Abdülehad en-NOri hazretleri, bu takdirce Şemseddin-i Sivasi'nin biraderi salifü'l-beyan İsmail Efendi'nin hafidi ve diger biraderi Muharrem Efendi'nin kerime zadesidir. Abdülehad en-Nuri, 1 003/( 1 595 ) veya 1 0 1 3/( 1 604) senesinde kadim-i sahn-ı vücud olup, üç yaşında iken Şemsi-i Sivasi'nin nazar-ı feyzine mazhar olmuşlardır.
Pederlerinin irtihalinden sonra Abdülmecid-i Sivasi ile birlikte, iki biraderi Abdüs samed Efendi ve Kamil Ağa ile İstanbul'a gelmişlerdir. Hz. NOri'nin sinn-i alileri yirmiye baliğ olduğu sırada tahrir-i asara başlayıp, yir mi kadar eser vücuda getirmişlerdir. Abdülgani-i Nablusi hazretlerinin istihsan ve şerh ettikleri Risale-i Hazarat-ı Hams gibi te'lif-i cemilleri kütüphane-i irfanı tezyin eden asardandır. Tarikaten nisbetleri Abdülmecid-i Sivasi hazretlerinedir. Muttasılan kırk erbain çıkarıp, niiil-i hilafet olmuşlardır. Kırk erbain 1 600 gün eder. Muttasılan 1 600 gün hal-i i'tikafda yaşamak işitilmemiş riyazetlerdendir. İnsan neş'e-i ma'nanın açılması emrinde gösterilen şu mücahedeyi nazar-ı teemmüle alırsa, Abdülehad en-Nuri'nin ne büyük bir zat-ı ali-kadr olduğuna muttali' olabilir. Ba'deha me'muren-li'l-irşad Midilli'ye hicret ederek, ümera-yı bahriyyeden Ba li-zade Hasan Bey'in inşa ettiği cami' ve zaviyede va'z u irşad ile meşgul olmuştur.
Bu esnada İstanbul'da Muhammed Ağa Tekkesi şeyhi olup, vefat eden Şeyh Sinan Efen di'nin mahdumu hadisü's-sin olmak hasebiyle, Şeyhü'l-İslam Es'ad Efendi, Muham med Efendi'yi tarik-ı tedrise sevk ile meşihati 1 030/( 1 62 1 ) senesinde Abdülehad en NOri'ye tevcih eylemekle, müşarünileyh da'vet-i vakıaya bi'l-icabe heman Der-sa adet'e gelip, şeyhi bulunan Abdülmecid-i Sivas! hazretlerinin medis-i irfanına can atmıştır. /358/ 1 033/( 1624)'de şeyhine damad olup, tam yirmisekiz sene bu tekkede irşad-ı ümmet ile iştigal buyurmuşlardır. 486 Sef'!ne-i Evliy§.
1 045 senesi şehr-i Rabiulahirinden (Eylül - Ekim 1 635) i'tibaren Ayasofya, Fa tih ve Sultan Ahmed Camii'leri kürsi şeyhliğinde bulunmuştur. Sultan Ahmed Cami'-i şerifinin hiram-ı inşiisıyla resm-i güşiidında hazır bulu nup, kürsüde va'z etmiştir.
Esna-yı va'zda irticalen, Semadan sırH te.ıhidi duyan gelsün bu meydana Derun içre bu gün AIWı diyen gelsün bu meydana Duyanlar sırr-ı Settar'ı görenler nilr-ı Gaf{a.r'ı Cihanda şişe-i arı kıran gelsün bu meydana Saladrr ehl-i irf&uı getürsün dlnı meydana Feda kılmtıla ol dlnı duyan gelsün bu meydana Gönül maksadunu buldu cihan en.ıa.r ile doldu Bugün Nuri imllm oldu uyan gelsün bu meydana buyurup kendilerine o esnada teveccüh eden makam-ı kutbiyyeti ızhar eylemeleriyle, gündüz olduğu halde cami'-i şerif derunundaki kandillerin birden bire şu'le-feşan olu verdiğini, erbab-ı keşf bi'l-ittifak beyan buyurmuşlardır.
Bu vak'a resm-i güşiid günü olmasa gerektir. Zira o gün hutbeyi okuyan Hz. Hüda yi, devran yapan lsmail-i Rumi idi. Başka bir zamanda şeref-vaki' olduğu istidlal olunur. Bir gün Ali Behcet Efendi pederimizle hem-sohbet iken söz bu mes'eleye intikal ettikte, bu vak'anın Sultan Ahmed Camii'nde değil, Ayasofya kürsi şeyhliğinde iken zahir olduğunu ve Hz. Hüdayi efendimizin intikalini müteakib kutbiyyetin kendileri ne teveccühünde o nutku irad buyurduklarını naklen söylediler. Bununla mes'ele dü rüst bir şekle girmiş oldu ki, 1 038/( 1 628-29) senesine müsadifdir. Gülşen-i Meşayih-i Selatin'de manziir-ı fakiranem olduğuna göre, Ayasofya'da müfessir-i Kelam-ı mübin olup, Fatih'de iken Kadi Beyzavi tefsirine bed' edip, devam etmiş ve Bayezid kürsi şeyhliğine ta'yininde sure-i Yasin'de imiş. Ayasofya'ya geçti ğinde siire·i Feth'e gelmiş idi. Bir gün esna-yı va'zda alem-i ulviye intikalinin takarrubuna remz ü işiiret etmiş tir. 1 060/( 1 650) senesinde dersleri bi'l-külliyye ta'til, va'zların edasına hulefasından Bülbülcü-zade Şeyh Abdülkerim Efendi'yi tevkil ettiler.
Kendileri teslik-i müridine, ibadat u taat ve ihya-yı leyaliye hasr-ı enfas ederek, Müstakim-zade merhumun hesa bı vechile, "eş-Şeyh Abdülehad en-Niiri" (ı.SJ_rll ...1>- '11 1) terkibiyle, şuaradan Sivasi-i Halveti Şu'lıesi 487 Feyzi Efendi'nin "Gitdi bezm-i Cennet'e Abdülehad" (--l>- 'Y I 4::.:>.- r y. ı.S4) ve hule fiisından Şeyh Nazmi Efendi'nin, /361/ "Abdülehad Efendi olsun mukim-i Cennet" ( .:.ı _,...JJ I ı,.>..l:i \ ...l>- 'YI ) mısra'larının delaleti olan 1061 senesi şehr-i Safe rinin ilk (4 Ocak 1 65 1 ) Cum'a günü, vakt-i asrda azim-i gülşen-sera-yı ahiret olmuş lardır. (Rahmeıu'lliilıi aleyh rahmeıeıı vı1siaıeıı ve kaddesa'lliilıu sırrahu) O gece ta-be-sabah hulefii ve fukarası birkaç defa yetmişbin kelime-i tevhid tek rarıyla ihya-yı leyi ettiler. Ertesi gün, tekkede imam olan, bakıyyetü'l-muhaddisin Ta tar Şeyh Ali Efendi, emr-i gasllerini ifa etmiş ve esna-yı gaslde nice ahval-i garibe müşahede edilmiştir.
Ba'dehu cenazeleri, kırkbinden mütecaviz dervişan, muhibban, meşayıh ve a'yan hazır olarak, evrad ü ezkar ile ve kesret-i izdihamdan ancak birkaç saatte Eyüp Nişancası'ndan Fatih'e nakl olunup, salar-ı zuhrun edasını müteakib Sul tan Ahmed şeyhi Aziz-zade Şeyh Abdülbaki Efendi hazretleri tarafından cenaze na mazı imameti eda olunmuştur. lhtifalat-ı azime ile, tekrar dergah-ı müniflerine nak len götürülerek medfen-i mahsuslarında vedia-i rahmet-i Rahman kılındı. Ba'dehu ahıbbasından Yusuf Ağa-zade Mustafa Efendi tarafından kabr-i mübarekleri üzerine türbe inşa olunmuştur. Hz.
Şeyh'in gaybı1bet-i ebediyyesi hasebiyle şuara-yı zaman tarafından altmış ka dar mersiyye söylenmiştir: Bir ahad çıkdı c:üdi tô.rlhiııi (...l>- 'YI )J\ ..::.ı ü )207 = 1 06 1/( 1 65 1 ) * * * Ol vahld-i kuıb-ı alem Ha'(ret-i Abdülehad zatım mahv itdi za.H Hak' da me'meıı eyledi Bu nidayı hiitif-i gaybdan işit tô.rıhini Nftrl-i Abdülahad liihuıu mesken eyledi ( ı.S .Llıl .:}-- ._;y. 'Y ...l>- 'Y I İ.SJj ) Türbelerinin kapısı halasında: yazılıdır. 207. "Tarikatın kutbu Abdullah en-Nuri vefat etti." ( H ) 208.
"Burası Ahmedi tarikının varisi, Muhammedi hakikatin kamili Şeyh Abdüehad en-NGri'nin mü barek kabridir." ( H ) Sema'hanenin kapısında: Bu hô.kA pake eyledi (ol) neşr-i Feyyaz u şeref /362/Sivô.si-i Abdülmecid ol merd-i gavsi'l-vô.sdin Ol hazreti ta'kıb idüp tezyid-i envdr eyledi Damadıdır Abdülehad Nüri-i kutbu'l-lirifin Her slıl iki bayramda idüp tecemmu' türbeye Eylerler erbab-ı tarik icrıi-yı ıiyin-i bihin Ba'd ez-zamıin bir ehl-i hayr bu dar-ı tevh"ıdi yapup Her hafta akd-i halka-i zikr itdi bunda zlikinn İrfcin o iki zlitdan feyz aldı tarihin didi Ahmed Efendi yapdı bu meydan-ı tevhidi rasln ( ) " y 01..L...o y.
ı.> 4 ı..s ..l:t l ...L..>- 1 ) Aziz-i müşarünileyhin türbelerini mükerreren ziyaret şerefine mazhar oldum.
Harem-i alileri de yanında medrundur. Sandukası etrafı kafesle muhat olup, türbede, meydanda yalnız Abdülehad en-Nuri hazretlerinin kabri görünür. Ecleben harem-i alileri kabrine bakılmaz. Gülşen-i Meşayıh-ı Selitin'de, terceme-i halleri kemal-i ehemmiyyetle yazıl mıştır. Ba'zı bahislerini teberrüken ve aynen nakl ediyorum: ... " .. , , ., .. ... .. ., . " ,... ,,.. " " İ zabe-i vüdld için secdede kırkbir defa, ( .:.ıı,.llW I ıY' Jl ..:.li ..:.;I U! .O! U)209 ayet-i kerimesini kıraat etmeyi nevafilde i'tiyid etmi tir. Yirciı idön saatte vkatını ibadat u taata maksum edip, yatsı namazından sonra bir kimse ile asla mükaleme et meyerek ibadet-hanesine duhulü mu'tad, fakat tevhid gecelerinde hitam-ı tevhide kadar seccadede aram buyurmak ile icra-yı lazime-i makam-ı irşad ederdi. Her gece üç saat mikdarı hab u rahat eder, ba'dehu kalkıp, oniki rek'at salat-ı teheccüdü eda ile icra-yı sünnet eylerdi.
Ba'dehU hankahta ve cami'de ve Darü'l-hadis'te bulunan lara haber verilip, her gece cemaatla saliit-ı tesbihi edaya müdavemet ve vaktin ta hammülüne göre zikr-i cehriye muvazebet ve ba'zen ta-be-sabah devran olunarak ic ra-yı vazfüf-i tarikat buyururlardı. Akab-i salat-ı fecrde evrad-ı tarikat ile iştigal ve 209. "Senden başka hiç bir ilah yoktur. Seni tenzih ve tesbih ederim. Doğrusu ben zalimlerden oldum." 2 !. Enbiya suresi, 87. (H) Sivasi-i Halveti Şu'besi 489 ba'de't-tulu' vakt-i kerahatin mürurunda altı rek'at salat-ı işrakı eda ile halvet-hane sine girerdi. Vakt-i dubada çıkar ve salat-ı duha olarak sekiz rek'at namaz kılardı. Ba'dehu müridanın rü'yalarını dinler, ta'bir ve onları teselli /363/ ile meşgul olurlar dı. Kendilerini ziyarete gelenler var ise, onlarla da bir mikdar görüşürler idi. Salat-ı zuhurdan sonra yine bu minval üzere ikindiye kadar dem-güzar olup, salat-ı asrdan sonra saadet-hanesinde oturup, canib-i asumana nazar ile sanayi'-i azime-i ilahiyyeyi mütefekkir ve bir saat kadar mütalaa ve mürakabe ile meşgQl olurlar idi.
Akşam namazından sonra altı rek'at salat-ı evvabini ba'de'l-eda fukarasıyla be raber taam eder ve tevhid-hanede usul-i tarikat-! Şemsiyye'den olan yüz aded Fatiha i şerife kıraat olunduktan sonra ba'de salati'l-ışa hareme avdet buyurur, bir mikdar uy ku uyuyarak gıda-yı cesedi edaya rağbet ederlerdi. Her sene Leyle-i Berat ve Leyle-i Kadir'de birer Fatiha, üçer sure-i Kadr ve on bir ihlas-ı şerif ile yüz rek'at namaz kılar ve son derece za'f-ı vücudu var iken nevafi li kıyamen eda ederdi. Be-her gün sıyama devam ve sıyamına aharın ıttılaından ihtiraz-! tam ederdi. Eğer züvvardan bir kimse var ise beraber kahve içer ve taam vakti ise beraber yer, ey yam-ı sairede kaza-yı sıyam ederdi. Kendi kahve içip, içenleri men' etmezdi. Fakat asla içmeyenlerden pek mahzfu olurdu. Kendi fukarasından başkasının da'vetine icabet etmezdi. Eğer iktiza ederse, av detinde tenavül ettiği taamı kih ile çıkararak, zühd ü takvadaki derecesini ızhar eder di. (Fe-sübhdne'l.Wı).
Eyyam-ı va'zda cami' -i şerife giderken fukarasından iki hazine-dar dede yanına üçer yüz akça alıp, Hz. Şeyh'in beraberlerinde giderler. Rast geldikleri fukaraya birer ve ba'zan emr-i aziz ile üçer, beşer, sekizer akçe infak ile hizmet ve avdetinde dahi ber-minval-i sabık eda-yı hıdmete dikkat ederdi. Ba'zan cübbe ve hırkasını verip nim-ten ile dergaha avdeti vaki' olurdu." * * * Keramat-ı aliyyelerinden olmak üzere Müstakim-zade merhUm, Hulasatü'l-İla hiyye'sinde, "La-ilahe illa'llah Muhamedü'r-Rasulu'llah" hurufu adedince yirmi dört kerametini beyan etmiş ise de, burada yalnız birinin nakliyle iktifa olundu: Bir gün Hz. Şeyh, Süleymaniyye Cami'-i şerifinde, va'zını hitama isal edeceği sıra da /364/ kendisine cemaatten biri bir tezkire verdiğinde, okuyup taaccüben "İnnii li'l.Wı! Taassub insliru bu dereceye getiriyor. Tezkirede , "Eğer sen kutb isen şimdi beni helak ey le . " denilmiş .
Halkın lisô.ru tutulmaz Al.Wı Telilli zanlarım tahkik eylesin . İnslin huzüzlit-ı 490 Seflne-i Evliya nefsaniyyenin terkine tahammül ile maksadına nail olur. Yoksa her istedigi şey'i yapmaz. Ev liya-yı kiram aftı ile ve heva-yı nefsin hilafında bulunmağla ndil-i meratib-i ilahiyye olurlar. La kin evliyau'llah, kabzası yerde , canib-i asumana uzatılmış bir kılıçtır. Bir kimse kendini o kı lıca ursa cürm onun mudur? Yoksa kılıcın mıdır?" buyurdukları anda cemaatin içinde biri feryad ü figana başlar. Ba'de'l-va'z tevhid-i şerif hitamında o kimseyi huzfir-ı Hz. Şeyh'e getirirler.
Dil.menine yüzler sürerek ağlayıp, "Aman ben hatô. ettim, siz atô. edin , afv buyu run . " dediyse de Hz. Aziz ellerini kaldırarak, "Hak tealil lmdn-ı müncf ile hatm eyleye. " di ye dua buyurup, henüz cami'-i şerifden çıkılmadan o kimse teslim-i ruh etmiştir. Hz. Pir-i rfişen-zamirin hakk-ı alilerinde Silki'd-Dürer'de münderic ibare aynen nakl olundu: . )J I ıJ}>- ıJ \.S' J ö .ilı J) ı.S J i J j...>\r ı ı.f )J .J1> •;h ·h i J.j ..S-.) 1 I . .y l_,ll ıJIS' J . ıJW)J ;.;_,...l l J ..v. )\J ö ')l...J I ıJ J 1..5"' 1_,,,.. \ IJ .J1' J )\,,.> ıY _,..; a..J.. ) . ) )) )IS"i) ı) J..l.!..r" .J ı) \.S' ) .
) l...\A:.. y.ı ı ı;i . •; 6- h i ._A.llJ J ı.S ) 4.:... li J ..:..; IS' J .
Jl,,.:L I Müşarünileyhin çile-haneleri el'an mevcuddur. Ziyaret eyledim. Ancak silsile-i tarikatları munkatı' olduğundan, her iki bayramın dördüncü günlerinde Sünbüli ayi ni icra olunmaktadır. Abdülmecid-i Sivas!, Hamzavilere şiddet-kar olmasına mukabil, Abdülehad en Nı1ri hazretleri himayet-kar oldular. Hatta Aksaray'da dergahında bulunan Şeyh İb rahim Efendi'yi vikaye buyurmuşlardır. "Oğlan Şeyh" denilen bu zat-ı muhterem, bir gece müşahedesinde sahib-i risalet aleyhi ekmelü't-tahıyyat efendimiz hazretlerini görüp me'mı1ren kutbu'l-vakt Hz. Şeyh Abdülehad en-Nfiri'den istihlaf ile, ol müşa hedeyi nazmen Hz. Aziz'e takdim eylemiştir. Elyevm türbe-i şerifelerinde levha ha linde mevcuddur: Gönül tahtında gördüm Fahr-ı alem Nebiler serveri Sultô.n-ı ekrem Hıtô.b idüp buyurdu bendesine Ayağı toprağı efkendesine 2 10. "Bu mübarek zat, lstanbul'a yerleşmiştir. O aslen Rumelilidir. Ancak herhangi bir beldeye nisbe tini bilmiyorum.
O tarikaten Halveti idi. kendisi ve Abdülmecid-i Sivasi, ma'rifette, zühdde, sa lah ve takvaya itina gösteren iki arkadaştılar. Abdülvahid, kuvvetli itikada sahip kullardan idi. Kendisinin müridleri, zikir usulü, va'z u nasihatları vardır. Bundan dolayı o, seçkinlerin seçkini dir.
Vefatı lstanbul'da 1 06 1 senesindedir." ( H ) Sivasi-i Halveti Şu'besi 49 1 /367/Ehad'den zahir oldu vahidiyyet Göründü vahidiyyetden bu kesret Ehad slirl durur a' dôd içinde Ehad'dir görünen ta'dôd içinde Ne deıılü bl-hisab olsa sağışlar TeceUl-i ehad sımn bağışlar Ehad esnıa-i küllün mebdeidir Ehad cümle kemalin menşeidir Rücüu mercii dahi ehad' dir Münezzeh zatı Allilhu ' s-Samed' dir Bu giimız sırrı canın itsün idrak Buyurdu bendesine şah-ı 'leWik' Mübarek piiyine sürdüm yüzÜmü Hezlir şerm ile arz itdim SÖzÜmü Didim kimdir ehad sırrına vakıf Beylin eyle eyli kenzÜ'l-maiirif Buyurdu varisim Abdülahad' dir Muini anın Allilhu ' s-Samed' dir Didim ey kainatın muktedası Sanadır cümle ciinın iktidası Dahi kimdir Ehad sırrına vasıl Dilekler olmuş ola ana hasıl Mübarek elini sürdü yüzÜme Düşürdü vecd ü zevk u hal özüme O dem üçler yediler zahir oldu Cem.al-i kutb-ı alem bahir oldu Bu hali böyle gördüm can içinde Güher buldum hakikat kan içinde Tecelli ayine vechin büründü Cihan bir top gibi oldum göründü Olup iiylne içre cümle eşya Göründü cümle esma vü müsemma O dem bir niiM muhrik oldu peyda Vücüdumdan eser kıılmadı asla Gönül kim snT,ı Hak genclnesidir Hakikat şemsinin aynıesidir Kamu ol niiM muhrik kıldı ifnii Gönülden de eser kalmadı kat' a Gönül gitdikde ilmi kaldı ancak Gönül mahv oldu ol dem ilme müllıak Ü dem bir nclM meşrik kıldı işrak Nedir feth oldu ol dem ilm,i ıtlak Bu ilmin mazharı Abdülehad' dir Çü ntlru nuM Alli.hu 's,Samed'dir.
Hakk,ı alilerinde söylenmiştir: Hakine Hazreı,i Abdülehad en,Nurlnin Yüz süren elbet olur nıazhaM feyz,i Yezdan Ewel ahir ki o d.anii,yı hakikat pek çok Eylemiş halka keramilıını ızlıiir u ıyan Ayasofya gibi bir cami' ,i aiıde bu zat Vô.iz,i Cum'a idi böylece meşhuM cihan Sivasi-i Halveti Şu'lıesi 493 Bir tecelli irişüp canib-i Rabbaniden Va'z iderken ana kutbiyyet-i kübra ihsan Arif-i ilm-i ledün vilkıf-ı sırr-ı vahdet Viisd-i kurb-ı Ehad pir-i keramet-unvan Sa'diy{i şanını hakkıyla ne mümkin ijhlim Çürıki evsafı değil kabil-i ta' dad u beylin /368/ Asar-ı aliyyeleri: Asar-ı aliyyeleri yirmisekiz parçadır.Tahkik edebildiklerim ber-vech-i atidir: 1 . Risale-i Şerh-i Erbainiyyat. 2. Risile-i Te'dibi'l-Mütemerridin fi-İslami'l-Ebeveyn. 3. Risale fi-Tevfikı Muanzı'l-Ayat. 4. Risale fi-Nef'i Mesiıyyü'l-Ahyi ve'l-Emvat. 5 . Risale fi-Cevizi Edai'n-Nevifili bi'l-Cemia. 6. Risale fi-Muhabbeti'l-Abdi li-Rabbihi. 7.
Risale fi-Şuriitı Talebi'l-İlmi'n-Nafi'. 8. Risale fi-Sühôtı Tayyi'l-Mekini li-Evliyai'l-Ümıiıe. 9. Risale-i İlihiyyat. 1 0. Ebeveyi'n-Nebi. 1 1 . Risale-i Riyizü'l-Ezkar. 1 2. Risale fi'l-Evliya ve fi-Hayiti'l-Hızr ve'l-İlyis. 1 3. Risale-i Mir'atü'l-Vüciid ve Mirkatü'ş-Şuhiid fi'l-Meritibi'l-Külliyye ve'l-Hadarit. 14. Risale-i Şart-ı İsticibeti'd-Dua. 1 5. Risale fi-Hakikati Leyleti'l-Kadr. 1 6. Risale fi-İsbati'ş-Şuiir li-Ehli'l-Kuhiir. 1 7. Ravdatü'l-Cinin fi-Esriri'd-Devrin. 1 8. Varidat. 19. Süluk. 20. Risale-i Ma-arafnake. lşbu asarın kısm-ı a'zamı Arabiyyü'l-ibaredir.