Ara
Menü

Sayfalar 434–441

1.002 kelime

Zînetü’l-Kulûb · kaynak sayfaları 434–441

~450 - Muzaffer'in bu sözü, Seyhine tuttu yüzü, Kuçtu Cerrahi bizi.

Halveti cevheriyiz, Cerrahi gevheriyiz..

«TERGIB»

Benim şeyhim Fahri'dir, Âşıkların fahridir, ilm-i ledün bahridir, Halveti cevheriyiz, Cerrahi gevheriyiz..

Şeyhim elimden tuttu, Beni hakka ilette, Gördüğüm bana yetti, Halveti cevheriyiz, Cerrahi gevheriyiz..

Kurban ona canımız, Arşa vardı şânımız, Nur doldu her yanımız, Halveti cevheriyiz, Cerrahi gevheriyiz..

Devranı pek hoş olur, Cerrahi gevheriyiz..

Dervişleri gazidir, Hak onlardan razidir, Askî'nin niyazıdır, Halveti cevheriyiz, Cerrahi gevheriyiz..

«YOLUMUZ»

Zâhid bize hor bakma, Biz Mevlâ'yı bulmuşuz, insafı da bırakma, Hak ile Hak olmuşuz..

İmam Ali başımız, iymandır yoldaşımız, Mü'minler kardaşımız, Hak ile Hak olmuşuz..

Halveti'dir yerimiz, SEYYİD YAHYA pirimiz, Bine bedel birimiz, Hak ile Hak olmuşuz..

Okuruz virdimizi, Unuttuk derdimizi, Mevlâm yüceltti bizi, Hak ile Hak olmusuz..

Aşki bizim yolumuz, Cerrahi'dir kolumuz, Zikr-i Haktır dolumuz, Hak ile Hak olmuşuz..

«GEÇMEYIZ!»

Geçeriz dünyada can-ü cânandan, Kerbelâ'da akan kandan geçmeyiz..

Geçeriz ukbâda bâg-ı cinândan, Kerbelâ'da akan kandan geçmeyiz..

Kanar hâlâ kalbimizde bu yara, Hayder'iyiz, meyletmeyiz agyâra, Çekseler de bizi sonunda dâra, Kerbelâ'da akan kandan geçmeyiz..

Hüseyn bizim canımız, cânanımız;

Hasan dahi dinimiz, iymanımız;

Kırılsak da pirimiz, civanımız;

Kerbelâ'da akan kandan geçmeyiz..

Genç ihtiyar ateşe bıraksalar, Boynumuza bukağılar taksalar, Birer birer yakalayıp yaksalar, Kerbelâ'da akan kandan geçmeyiz..

Hazreti Hayder-i Kerrâr başımız, Hüseyn için dökülür gözyaşımız, Bu dünyada kalsa tek yoldaşımız, Kerbelâ'da akan kandan geçmeyiz..

Ehl-i beyt-i Mustafa'ya fedayız, Hamdü lillah zâlimlerden cüdâyız, Rûz-i mahşer sahib-i iddiayız, Kerbelâ'da akan kandan geçmeyiz..

Aşki ağlar şehid-i Kerbelâ'ya, Gözyaşıyla niyaz eyler Mevlâ'ya, Katlanırız binbir türlü belâya, Kerbelâ'da akan kandan geçmeyiz..

«HOCAMA!" Sıdk-u ihlâs hasletinden mahrum görüp dünyayı, Bu milk-i fenâdan firar eyledi Husrev Hoca..

Fâni zevk ve nimetlere tercih etti ukbâyı, Âlem-i bâkide karar eyledi Husrev Hoca..

Zühd-ü tekva sahibiydi, ilmi ile âmildi;

Her bakımdan güvenilir bir insan-ı kâmildi, Merhameti, mürüvveti her mahlüka sâmildi, Gizli sırrı aşikâr eyledi Husrev Hoca..

Sıkı sıkı sarılmıştı Allah'ın kitabına, Hiç bir zaman aldırmadı kulların itabına, ömür boyu kulak verdi irci'iy hitabına, Eceli kendine şikâr eyledi Husrev Hoca..

Can-ü dilden âşık idi Resûlü Kibriya'ya, Tahammülü yoktu aslâ muhabbette riyâya, Bir gün olsun tenezzül eylemedi mâsivaya, Bâb-i-tevâzu'da israr eyledi Husrev Hoca..

Rıhletine matem etti bütün Fatih cami'i, Boş kalmadı ders verdiği o kürsi-i lâmi'i, Talebesi Salih şimdi irşâd eder sâmi'i, Ecr-ü sevap yönünden kâr eyledi Husrev Hoca..

Okuttuğu Kur'an, Hadis daim onun refiki;

Hiç şüphesiz makberinde meleklerdir şefiki, Rûz-i mahşer refik olsun ona Hakkın tevfiki, İymanı nefsine şi'ar eyledi Husrev Hoca..

Aşki diler makamını eylesin Hak muallâ, Mustafa'ya komşu etsin cennette onu Mevlâ, Ahbabınâ, ihvanina şefi kılsın evvelâ;

Ni'met-i tammı ihtiyar eyledi Husrev Hoca..

«ANNEME!»

Gözlerim hep seni arıyor anne, Hasretin gönlümü sarıyor anne, Andıkça içerim yanıyor anne, Hayalin karşımda duruyor anne, Yüreğim sevginle vuruyor anne..

Sen idin yıllarca derdime derman, Sana yâr olmadı bu kahpe devran, Cennettir eminim şimdiki yuvan, ozlerim hep senı arıyor anne lasretin gönlümü sarıyor annı Küçükken okşardın bahtsız başımı, Aç kalır, verirdin bana aşımı, ilerdin gözümden akan yaşımı Indıkça içerim yanıyor anne Hayalin karşımda duruyor anne..

Babam da sen idin, anam da sendin;

Her iki yükü de birden yüklendin, Sanmam ki bulunsun mislin menendin, Yüreğim sevginle vuruyor anne, Gözlerim hep seni arıyor anne..

Çok cefa çektin sen, oğlun yüzünden;

Gözyaşın dinmedi güzel gözünden, On yıldır mahrumum tath sözünden, Hasretin gönlümü sarıyor anne, Andıkça içerim yanıyor anne..

Didindin, çırpındın büyüttün beni, Vakitsiz kocattın o nazik teni, Duyarım alnımda sıcak buseni, Hayalin karşımda duruyor anne, Yüreğim sevginle vuruyor anne.

Yetimler, yoksullar anası idin, Bu fâni ömrümün mânası idin, Sen kadın neslinin rânası idin, Gözlerim hep seni arıyor anne, Hasretin gönlümü sarıyor anne..

Uzandın makbere, dinlendi başın;

iymanla Kur'andı zaten yoldaşın, Ne yazık, orda da kırmışlar taşın;

Andıkça içerim yanıyor anne, Hayalin karşımda duruyor anne..

Bilenler seninçin rahmet dilerler, (Nur olsun yattığı makbere) derler, Cennettir ayağın bastığın yerler, Yüreğim sevginle vuruyor anne, Gözlerim hep seni arıyor anne..

Hak sana cenneti eylesin mekân, Civar-1 Resûlde eylesin iskân, Fatiha okurum ben de kemakân, Hasretin gönlümü sarıyor anne, Andıkça içerim yanıyor anne..

Ey Aşkî! Ne çare, bu dünya yalan;

Annenin yokluğu her şeyden yaman, Rahmetle yâd eyle, şâd olsun anan, Hayalin karşımda duruyor anne, Yüreğim sevginle vuruyor anne..

«KIZIMA!»

Ömrümün hazânında, Gonca ikram eyledi, Bir sabah ezanında, Mevlâ ihsan eyledi..

Seherde öttü bülbül, Gül dalında gonca gül, Mest olup gitti gönül, Mevlâ ihsan eyledi..

AYŞE koydum adını, Kucakladım kuzumu, Öptüm sevdim kızımı, Gördüm onda özümü, Mevlâ ihsan eyledi..

Altun sarısı bir baş, Kudret çekmiş ince kaş, Tel tel olmuş sırma saç, Mevlâ ihsan eyledi..

Evime doldu şenlik, Mutluluk ve esenlik, Kalmadı gitti benlik, Mevlâ ihsan eyledi..

Aşkî murada erdi, Lûtf-u sübhani gördü, Gönlüne göre verdi, Mevlâ ihsan eyledi..

«OĞLUMA!»

Rabbimin ikramı, gözümün nuru;

Muhammed Cüneyd'im, ey canım oğul..

{albimin ilhamı, gönlüm sürûru Muhammed Cüneyd'im, ey canım oğul.

Mâ'nada tecelli eyledi ismin, Sırrımda tehalli eyledi resmin Muhammed cimee ham, eldu cismingul.

O isme müsehhar âlem-i-semâ, O isim mazhar-1 allem-el-esmâ, Hak seni isminle kılsın müsemmâ, Muhammed Cüneyd'im, ey canım oğul..

İsmine lâyık ol dehr-i fenâda, Cemdina faur a a sarii üsenada, Muhammed Cüneyd'im ey canım oğul..

Rızayı ilahı matlubun olsun, Server-i Enbiyâ mahbubun olsun, A'mal-i saliha mergubun olsun, Muhammed Cüneyd'im, ey canım oğul..

ilimdir cehl ile cihadda silâh, Sitamel Erna ey anmi olul- Sen yeme, yoksula yedir aşını;

Yetimle oksüzün okşa başını, Aglayan görürsen, sil gözyaşını;

Muhammed Cüneyd'im, ey canım oğul.

Kimsenin kalbini incitme sakın, Sen halka yakın ol, Hak olur yakın;

Hükmüne razı ol Cenab-1-Hakkın, Muhammed Cüneyd'im, ey canım oğul..

Görenler hayırlı evlâd desinler, Bizleri rahmetle yâdeylesinler, Aşkî'nin ruhunu sâdeylesinler, Muhammed Cüneyd'im, ey canım oğul..

«AH MİN-EL-AŞK»

Âşıkın âh-u enini Târe değil, agyâredir 'erheder arz-u zemin Aşk elinde âvaredir..

Kâinatın aşktır özü, Aşktır her şeyin içyüzü, Âşık olanların gözü, Aşk elinde âvaredir..

Yusuf, Züleyha ilinde;

Azra, Vamık'ın dilinde;

Mecnun, Leylâ'nın yolunda;

Aşk elinde âvaredir...

Dikkatle bak dağlar, taşlar;

Ask inde avare te kislar, Cümle melek hem ins-ü can, Damarlarda dolaşan kan, ister uşak, ister sultan;

Aşk elinde âvaredir..

Aşki âşık olmuş nola, Kak cite anor alr la,

«AŞK GÖZÜ»

Bir güzele gönül verdim vereli Bilmez oldum sağım ile solumu Bezm-i aşkta hüsn-ü ânın göreli, Mecnun misâl şaşırdım ben yolumu..

Bûy-u virdin kıldı divane beni, Tutamadım can kuşunu kafeste, Simler ini sâvurdu bire resstteni,

Sayfalar 434–441 · Zînetü’l-Kulûb — tarikat.org