İrşad III · kaynak sayfaları 569–578
ve parçalanmıştır. Halbuki, ehl-i beyt-i Mustafa, Aliyyel-Mürteza, Haseneyn-i pür cefa, hânedan-ı bâ-safa ile on iki imam ve on dört mâsum, bunlardan beri ve münezzehtir. Ancak, her iki tarafın saflarında yer almış münafıklar, müslümanlara gün göstermemeğe karar vermişlerdir. Bu sebeple, rollerini gayet mâhirane oynamakta, vahdet-i islâmiyyenin gerçekleşmesine engel olmakta ve müslümanları bugünkü perişan duruma düşürmüş bulunmaktadırlar.
Onların menfur yalanlarından ve iftiralarından birisi de.
islâm dininin müslümanların geri kalmalarına sebep olduğu tezviridir. Böylelikle, islâm âlimlerini tezyif ve tahkir etmekte.
onların mevki, kudret ve itibarlarını sarsmağa ve 650 milyon müslümanı yeniden cahiliyyet devrinin zulmetine sokmağa gayret etmektedirler.
Alimler, enbiyanın vârisleridirler. Alimlerini tezyif ve tahkir eden milletler, aslâ iflâh olmamıştır ve bundan sonra da olmayacaktır. Ilme ve âlime düşmanlık edenler ve bilhassa bunu medeniyet namına yaptıklarını söyleyenler, bizzat medeniyet düşmanı hainler ve münafıklardır. Bunlar şeklen insan ve fakat aslında hayvandan daha aşağılık mahlûklardır.
Fahr-i kâinat efendimiz: (Hayatta, hakiki mürşit ilimdir)
buyurmuşlardır. Bu büyük mürşidi bizlere tanitan da âlimlerdir.
Bu sebeple, ilme ve âlime sevgi ve saygı gösterenleri, Allahu teâlâ yüceltir, lûtuf ve ihsanlarına gark eder.
HIKÂYE Bağdat'ta. Beşir Hafi adında zengin bir fâsık vardı. Kendisi, gece gündüz Allahu teâlâ'ya isyan eder ve sayısız günahlara girerdi. Malı, mülkü hesapsız, cariye ve köleleri de pek çoktu. Bütün bu nimetlere şükredecek yerde. daima küfran-ı nimette bulunurdu.
Beşir Hafi'nin bir de amcası vardı. sâlih bir zattı. İşte, bu amca üç gece ardı ardına sessiz, savtsız, cihetsiz ve harfsiz bir nidaya muhatap olmuştu. Bu ses:
— Beşir'i affettim.. Beşir'i affettim.. Beşir'i rahmetlerime garkettim. Beşir'i lûtfuma eriştirdim, diyordu.
Üçüncü günü, meseleyi yeğeni Beşir'e açtı ve sordu:
— Oğlum Beşir, üç gündür Allahu teâlâ'ya lâyık ne gibi bir amelde bulundun?
Beşir Hafi, düşündü taşındı ve amcasına:
— Vallahi amcacığım, dedi, Allahu teâlâ'ya lâyık hiç bir amelim olduğunu hatırlayamıyorum. Yalnız, üç gün önce helâya gitmiştim. Orada, üzerinde Bismillah-ir-rahman-ir-Rahiym yazılı bir kâğıt buldum. O kâğıdı aldım, temizledim, hizetçilerimden birisi vasıtasiyle aldırdığım misk-ü amberle muattar bir hale getirdim ve sandığıma koydum. Hâlâ da orada duruyor. (Bir diğer rivayete göre de, Beşir Hafi o kağıdı serhoş iken bulmuş, temizlemiş ve bir tarafa almağa kıyamıyarak yutmuş imiş.)
Yeğeninin bu açıklaması üzerine, amcası kendisini kutladı:
— Müjde.. Müjdeler olsun sana va Beşir.. Allahu teâlâ seni affeyledi. diyerek duydugu nidayı anlattı.
Beşir, amcasının bu sözleri üzerine döğünmeğe, saçını başını volmağa başladı ve derin bir teessür içinde kendinden geçti ve bavıldı. Aklı başına gelip ayıldıktan sonra, bütün köle ve carivelerini azat etti, bütün malını mülkünü Allah rizası için Allah volunda tasadduk eyledi ve yalınayak başı kabak Mekke-i mükerreme nin yolunu tuttu. Orada, mücavir olarak ömrünün sonuna kadar kaldı ve her nefesini ibâdet ve tâatla geçirdi.
Beşir Hafi'nin bulunduğu vere, köpekler ne siyer ne de kirletirlerdi. Zira. ölünceve kadar ayaklarına bir şey giymemiş ve yalınayak gezmişti.
Ey ihvan-ı bâ-sefa:
Ilme ve İsmullah'a hürmet eden Beşir Hafi kuddise sirrah-ul-âli, bu hareketi ile affa mazhar olmuş, hattâ yalnız af ile de kalmamış. Allahu tâlâ'nın dostları arasında mümtaz bir mevki ihraz buyurmuştur. Böylelikle evliyânın kibarı ve hakkın yârı olarak cennet-i zata dahil olmuştur ki, cennet-i zatta daimdir:
HİKÂYE Velilerden Asım-ı Harbi kuddise sirruhu buyuruyorlar ki:
Ben, Beşir'i vefatından sonra rüyada gördüm. Çok sevinçli ve neşeliydi. Nereden geldiğini sordum. Cennet-i illiyyin'den geldiğini söyledi. Kendisinden sordum:
— İmam Ahmed Ibn-i Hanbel nerede?
— Abdülvehhab Verrak ile İlliyyin'de, dedi. Şimdi onlar huzur-u hakta yemek yiyorlar. Hakkın nimetinden faydalanıyorlar.
— Sana, Allahu tâlâ'nın ikramı yok mu? diye sordum.
— Allah celle, yemekten pek fazla hoşlanmadığımı bildiğinden, bana cemalini ihsan buyurdu, cevabını verdi.
HIKÂYE Evliyâ'ullahtan Ebu Cafer Sekka rivayet ediyor:
Beşir Hafi hazretlerini rüyamda gördüm. Mâ'ruf-u Kerhi ile birlikte bir yerden geliyorlarmış. Kendilerine, nereden geldiklerini sordum:
- Firdevs-i âlâya, Hazreti Musa aleyhisselâmı ziyarete gitmiştik. Oradan dönüyoruz. dediler.
HIKÂYE Evliyâ'ullahtan Kasım bin Müniyye diyor ki:
Rüyamda. Beşir'i gördüm. Kendisine:
Allahu sübhanehu teâlâ, sana ne muamele yaptı? dive sordum.
— Allahu teâlâ. beni affü magfiret buyurdu, dedi. Cenazc namazımı kılanları ve cenazemde hazır bulunanları da af ve mağfiret eyledi. Ben niyazda bulundum: (Yâ Rab.. Beni sevenleri de af ve mağfiret eyle..) dedim. Allah celle, beni sevenleri de af buyurarak, bana bağışladığını müjdeledi, dedi.
HİKÂYE Evliyâ'ullahtan Yahya bin Ektem'i gördüler ve hatırını sordular.
— Beni huzur-u hakka dâvet eylediler. Allah celle. bana:
(Ey kötü ihtiyar..) diye itapta bulundu. Cenabı bârive niyazda bulundum: (Ey padişahlar padişahı. Dünya hayatında iken bize senin ihtiyarlara böyle itap ve hitapta bulunacağın duyurulmadı. Zira, senin saçını ve sakalını islâmda ağartanlara böyle itap buyurmayacağını, ben Abdürrezzak'tan, Abdürrezzak da Muammer'den Muammer de Şihap'tan, Şihap da Zehri'den Zehri de Enes'ten, Enes de Resülünden, Resülün de Cebrail'den, Cebrail de zat-ı ülühiyyetinden haber verdi.) ‘leyince, Allah celle: (Evet, ben islâmda saç ve sakal ağartana, itap ve azap etmeğe hayâ ederim..) buyurdu ve beni cennetine iletmelerini emreyledi, magfiretine nail oldum.
HIKÂYE Abdülmelik Beyti, Hazreti Amr bin Kays'ı rüvasında görerek:
— Ahirette ne muamele gördün? diye sordu.
- Iyilik ve mağfiret buldum cevabını alınca öğrenmek istedi:
— Hangi amelle bu nimete eriştin?
- Hangi amel olursa olsun, riyâdan sâlim olur ve o amelle Allahu sübhanehu ve teâlâ hazretlerinin vech-i kerimi ve riza-i şerifi murad olunursa, o amel efdaldir. Onunla, mağfiret-i ilâhiyyeye nail olursun, cevabını verdi.
Ey ehl-i iyman:
Beşir Hafi, üzerinde ism-i ilâhi yazılı bir kâğıda tâ'zim ettiği için bu yüce mertebeye nail oldu. Ya. Kur'an-ı azim-üş-şân-ı tâ'zim edenlere. ilim tahsil eyleyenlere. ilme ve âlime saygı gösterenlere bahşolunacak ecrin ve ihsan-ı ilâhinin azametini senin idrak ve iz anına terkederim.
-- 573 - Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin bazı Hadis-i şeriflerini ibretle ve hürmetle tekrar ederek, dersimize nihayet verelim:
(Kur'an'dan bir harf öğrenmek, dünyadan ve dünyada bulunan her şeyden daha hayırlıdır.)
Jo tere lais (Âlimin uykusu, cahilin ibadetinden daha hayırlıdır.)
(Âlime ihanet eden kişiye, Allahu teâlâ kıyamette ihanet eder ve onu cehennemine atar.)
(Alimleri tahkir eden, muhakkak münafıktır.)
Yâ Rabbi..
Bu risâleyi yazabilmek için, eserlerinden istifade ettiğim zevat-ı âli-kadre rahmet eyle.. Bu nâçiz risâlemizi, indinde ve Habibinin indinde mahbup ve mergup eyle.. Bu risâleyi okuyanları, okutanları ve dinleyenleri, bu risâlede olan lûtf-u ilâhiden ihlâs ile amel nasibeyle. Bi-hürmeti Tâ'hâ ve Yâ-Sin ve bi-hürmeti âl-i Yâ-Sin.. Sübhane Rabbike Rabbil izzeti ammâ yasıfûn ve selâmün alel-mürseliyn vel-hamdü lillahi Rabbilâlemiyn EL-FATIHA..
EL-HAC
MUZAFFER OZAK
IRŞÂD
OTUZ BIRINCI DERS MÜNDERECAT:
Et-Tahrim Sûre-i celilesinin 8. âyet-i kerimesinin tefsir ve çerhi - Tövbe-i nasuh nedir - Tövbe-i nasuh ile tövbe edenlerin makamları nedir - Ehl-i saadetin on bir alâmeti nelerdir - Cebrail aleyhlsselâmı insanlığa özendiren yedi amel hangileridir - Hz. Ebâ-Bekir, Ömer, Osman ve Ali ridvanullahi aleyhim ecma'iyn efendilerimizin makamları ve dereceleri - Mahşerde safa ve sürurda bulunacak mutlu kişiler kimlerdir - Allahu teâlâ'yı sevenlerin beş alâmetleri nelerdir - Beş vakit namaz kılanların erecekleri kerametler nelerdir - Haklarında VEYL ve AZAP tâbirleri kullanılan dokuz tâ'ife kimlerdir - Ekmeğe hürmet ve israftan çekinmek neden lâzımdır - Kaç türlü hak vardır ve bu haklar nasıl kaza olunur - Dünya ve âhiret saadetinin nasıl istihsal olunacağını muhtelif kıssalarla gösteren vâ'z-ü nasihati muhtovi çok mühim bir risâledir.
Sallü alâ Seyyidinâ Muhammed Sallü alâ şefi-i-zünübina Muhammed Sallû alâ tabib-i-kulûbinâ Muhammed El-evvelü Allah.. El-âhirü Allah.. Ez-zâhirü Allah.. El-bâtınü Allah.. Hayrihi ve şerrihi min'Allah.. Men kâne fi kalbihi Allah.. Fe-mu inuhu ve nâsıruhu fid-dâreyni Allah.. Rabbişrahli sadri ve yessir-li emri vahlül ukdeten min lisani yefkahu kavli ve ufevvidu emri ilallah.. Vallahü basiyrün bil'ibâd.
Sübhaneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ inneke ent-el alim-ül-hakim.
Sübhaneke lâ fehme lenâ illâ mâ fehhemtenâ inneke entel cevvad-ül-kerim..
Bismillah-ir-rahman-ir-rahiym.
Yâ eyyühelleziyne âmenu tûbü:ilâllahi tevbeten nasûhâ asâ Rabbüküm en Irgad, Cild 3 - F: 37
yükeffire ankim seyyiatiküm ve yüdhileküm cennâtin tecriy min tahtihelenhâr yevme lâ yühzillâh-ün-nebiyye velleziyne âmenu mâ'ah nuruhüm yes a beyne eydiyhim ve bi-eymânihim yekulûne Rabbenâ etmim lenâ nu- "enâ vagfir-lenâ inneke alâ külli şey'in Kadiyr...
Et-Tahrim: 8 (Ey iyman edenler!.. Allahu teâlâ'ya günahlarınızdan nasuh bir tövbe ile, sıdk ve ihlâsla, ölünceye kadar bir daha günah işlememek üzere nefislerine öğüt veren tövbekârlar gibi, tövbe edin. Olur ki, Rabbiniz celle sâne, günahlarınızı örter de sizi ağaçları altından ırmaklar akan cennetlere koyar. O gün, Allahu teâlâ Peygamberini ve onunla beraber olan mü'minleri rüsvây eylemez. Ateş ve karanlıklar göstererek, onları utandırmaz ve üzmez. Sırat üzerinde, o mü'minlerin nurları önlerinde ve sağlarında yürür. Münafıkların nurlarının söndüğünü gördükleri zaman: Ey Rabbimiz.. Nurumuzu söndürmekten koru ve bizi mağfiret eyle. Hiç şüphesiz, sen her şeye kadirsin, derler.)
Ey hak rizasına talip, cennet ve cemale ragıp aziz mü'minler:
Yerlerin ve göklerin, yerler ve gökler içinde bulunan bilinen ve bilinmeyen, görünen ve görünmeyen âlemlerin Rabbi, mürebbisi ve rezzakı olan Allah celle celâlühü; sadırlara şifa, ruhlara cilâ ve gönüllere safa olarak inzâl buyurduğu son kitabı ki, semavi kitapların sonuncusu ve habl-i metin, hısn-1 ilâhî, kelâm-ı Rabbanî ve lûtf-ü ihsan-1 sübhanisi Kur'anı-azimül-bürhanının Tahrim sûre-i celilesinde, şeref-i iyman ile müşerref olan mü'min kullarına böyle hitap buyurmaktadır:
Ey benim vahdaniyyetimi, ferdaniyyetimi ve samedaniyyetimi lisanları ile takrir ve tevhidimi kalpleri ile de tasdik edenler.. Bütün peygamberlerime inanan, sevgili Muhammed'ime iyman ederek, ona gönül verenler ve onun yoluna baş koyanlar.. Kıyâmet gününe iyman ederek, o müthiş günde