1Ben sanırdım âlem içre bana hiç yâr kalmadı,
2Ben beni terk eylerim bildim ki ağyâr kalmadı.
3Cümle eşyâda görürdüm hâr var gülzâr yok,
4Hep gülistân oldu âlem şimdi hiç hâr kalmadı.
5Gece gündüz zâr u efgân eyleyüb inlerdi dil,
6Bilmezem n’oldu kesildi âh ile zâr kalmadı.
7Gitti kesret, geldi vahdet oldu halvet dost ile
8Hep Hakk oldu cümle âlem çarşı pâzar kalmadı.
9Dîn diyânet âdet ü şöhret kamu vardı yele,
10Ey Niyâzî n’oldu sende kayd-ı dindâr kalmadı.
11Benlik zahiri ölçüye göredir. Hakikat ölçüsünde benlik, ikilik doğurur. Çünkü bir
12sen, bir ben olur. Bu hususta zevkleri şöyle sıralamak icab eder. Şeriatta sen sen-
13sin, ben benimki, bu zahiri zevktir.
14Tarikatda ne sensin, ne ben benim. Bu da yokluk zevkidir.
15Hakikâtta ise, hem sen benim, hem ben sensin. Bu ise birlik olan vahdeti vücud
16zevkidir.
17İlk zevkde, zevki sahibi öyle zan eder ki, kendisine hiçbir yâr bulunmaz. İkinci
18zevkte her şeyin yokluğuna vakıf olur. Üçüncü ve hakiki zevk de ise, ağyar diye bir
19şey kalmadığı gibi her taraf o olur. Başkasının iyi ve kötü gördüğü her varlık iyidir.
20Bütün mükevvenatta halkı fena görüp fenâfi’llah olduktan sonra fenâ fi’ş-şeyh
21olmuş olur. Fenâ fi’s sıfat olduktan sonra fenâfi’r-resul olmuş olur. Fenâ fi’l-vücut
22olduktan sonra fenâ fi’z-zat olmuş olur ki bu suretle her hususda kendini Hakk’da
23ifna eder. Her nereye bakarsa baksın Hakk’ı zevk ve şuhud eder. Bu zevki yaşayan
24kimse için kesret kalkar. Buraya kadar gece gündüz bunun işi ah ve figandır. Bun-
25dan sonra makamların muktezası bazı makam feyiz verir.