ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
5 sonuç · “mücmel”
01ŞEMS-İ TEBRÎZÎ HAZRETLERİ
ŞEMS-İ TEBRÎZÎ HAZRETLERİ Misbâhu’l-eşbâh, miftâhu’l-ervâh, müşkil-güşâ-yı erbâb-ı tahkîk idi. İsm-i âlîleri, Hudâdâd b. Muhammed b. Ali b. Melikiddâd’dır. Tebrîzlidir. Sözleri mücmel ve mufaddal "Sen dâimâ gönle yakın olmuşsun, mâzursun. Gam nedir hiç öğrenmemişsin mâzursun. Ben, sensiz bin gece kan içinde idim, sen ise bir gece bile öyle olmamışsın,…
mücmel
Ch^J [Ar.] ftk. Özünde -ı veya anlamında birden fazla shükmü ihtiva eden, neyi anlatn maya çalıştığı kolayca anlaşılamayacak derecede kapalı olan, ış ancak açıklayıcı bir unsur ile ı kavranabilen sözler. Bu konumu u itibariyle “mücmel” sözü, üç şe. kilde ortaya çıkabilmektedir. Birincisi, birden fazla anlama gealen bir sözün hangi anlamda lkullanıldığı açık değilse; İkincisi, n mücrim 496 bir sözün direkt anlamından mü başka özel bir anlamda kullanılması; üçüncüsü ise, sözün özündeki garabet. Bunlarm ortadan kalkabilmesi veya anlatılmak istenen lafzm açık ve net anlaşılabilmesi için yanmda mü açıklayıcı bir unsurun olması gerekmektedir. mü
Şuhudu’l-Mufassal Fi’l-Mücmel
Arapça, mücmelde, ayrılmış olanın görülmesi demektir. Zat-ı Ehadiyyette çokluğu görmek.
Şuhûdül- Mücmel Fi’l-Mufassal
Ayrılanda, mücmeli görmek anlamında Arapça bir ifade, Mufassal (çok) da mücmel (tek)’i görme.
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne