ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
3 sonuç · “in'âm (I)”
01Osman Nûreddin Şemsî Efendi
Müessisi, beyne’l-urefâ Osmân Şemsi Efendi nâmıyla meşhûr olan zât-ı âlî-kadrdir. 1229 sene-i hicriyyesi şehr-i Rabîu'l-âhirinin birinci (23 Mart 1814) Çarşamba günü sâat dörtte riyâz-ı imkâna zînet vermiştir. Maskat-ı re’s-leri, İstanbul’da, Bâb-ı Âlî civârında, Hocapaşa Mahallesi’nde kâin hâneleridir. Peder-i ekremleri, Mâliye Nezâreti Eshâm Kalemi ser-âmedânından ve muammerînden ve tarîk-ı âlî-i Nakşibendî’den, “Hoca Emîn
Şeyh Hâfız Muhammed Hasîb Efendi
Velâdeti 1272/(1856); irtihâli 16 Recep 1329/(11 Temmuz 1911)’dur. Elliyedi sene muammer olmuşlar, yirmialtı sene neşr-i feyz-i tarîkat eylemişlerdir. Bâb-ı Meşîhatte Evrâk Müdîriyyeti'nde ve Silsile-i merâtib-i ilmiyyede bulundular. Pek edîb, zarîf, halûk bir zât-ı âlî-kadr idi. Yahyâ Sa'deddîn Efendi nâmında birâderleri vardır. Onun velâdeti 1277/(18
in'âm (I)
in'âm (I) a. ÇLcj) [Ar.] İslâmî inançta Allah’ın insanoğluna rızık vermesi, ihsan ve lütufta bulunması anlamında kullanılan bir terim. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de değişik türevleriyle on sekiz ayette yer almaktadır (bk. M. F. Abdülbâkî, el-Mu'cem, “na'm” maddesi).