ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
5 sonuç · “celîs”
01Öziçeli Şeyh Muslihiddin Efendi
Öziçeli Muslihiddin Efendi (ö. yaklaşık 1052/1642-43), Bosna’nın Öziçe kasabasından; Sofyalı Bâlî Efendi’ye bağlanarak memleketinde vaaz, tefsir, hadis ve irşad hizmeti yürüten Halvetî şeyhidir.
celîs
O^K) [Ar.] Birlikte oturan, dost, refik, hemdem.
Celîsü’l-âlim
Âlimin meclisinde bulunan kimse. Hadis meclisinde hocanın yanında oturup rivayeti dinleyen; yazmaktan çok işitme ve meclise katılma yoluyla öğrenen talebe için kullanılan bir tabirdir.
Celîs-İilâhî
Allahü teâlâya yakın kimse, velî. Celîs-i ilâhî olanlarla birlikte bulunanlar, şakî (Cehennemlik) olmaz. (Hadîs-i şerîf-Buhârî, Müslim)
Celîsü’l-Hak
Arapça, Hak ile oturan demektir. İhsan derecesine ulaşan sufî, kendisini sürekli olarak Allah’ın huzurunda hisseder; davranışlarını ona göre düzenler, bu sürekli bir hâldir. “Ene ‘inde men zekeranî” (Ben beni ananın yanındayım) hadis-i kudsîsi bunu gösterir (Aclûnî,!., 201).