ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
2 sonuç · “bâb-ı âlî”
01Osman Nûreddin Şemsî Efendi
Müessisi, beyne’l-urefâ Osmân Şemsi Efendi nâmıyla meşhûr olan zât-ı âlî-kadrdir. 1229 sene-i hicriyyesi şehr-i Rabîu'l-âhirinin birinci (23 Mart 1814) Çarşamba günü sâat dörtte riyâz-ı imkâna zînet vermiştir. Maskat-ı re’s-leri, İstanbul’da, Bâb-ı Âlî civârında, Hocapaşa Mahallesi’nde kâin hâneleridir. Peder-i ekremleri, Mâliye Nezâreti Eshâm Kalemi ser-âmedânından ve muammerînden ve tarîk-ı âlî-i Nakşibendî’den, “Hoca Emîn
bâb-ı âlî
Sadaret makamı, divân-ı hümâyûn ile dahiliye ve hariciye nezaretlerini ve de şûrâ-yı devleti içine alan devlet dairelerinin bulunduğu yer. 2. Osmanh hükümet teşkilâtm; hükümetin başı sadrazam idi, ikinci önemli daire “reisü’lküttâb”ın bürosu idi; bürokratik teşkilâtın başı ve kâtipler ile “kalem” (büro) lerin şefi konumundaki bu görevli, sadaratle ilgili bütün yazışmaları idare etmekteydi. Hükümette üçüncü büyük büro, çavuşbaşına bağlı daire idi. Adalet ve kolluk gücünün sorumlusu ve yetkilisi olan çavuşbaşı aynı zamanda sadrazama sunulan yazılarm da inceleyicisi idi. Onun, sadrazama sunulacak yazmm kenanna “sah” (olur, uygun) sözünü koyması ile imzaya çıkarılırdı. Bu önemli hükümet görevlilerinden sonra tezkireciler, mektupçu, beylikçi, teşrifatçı ile kâhya kâtibinden meydana gelen altı müsteşar devlet kapısında görev yapan öteki önemli yetkili kimselerdi. Yeniçeri Ocağmm kaldırılması (1826) ve yeni nezaretlerin kurulması ile “bâb-ı âlî” kadrosu yeniden şekillenmiş ve yeni adlandırmalara sahne olmuştur. Bunlardan iki meclis çok önemli bir konuma getirilmiştir. “Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye” ve “Dâr-ı Şurâ-yı Bâbıâlî”. Sadaret makamı, Şurâ-yı Devlet, Dahiliye ve Hariciye nezaretleri aslî dairelerdendi. Bunlara bağlı pek çok teşrifatçı, müsteşar, mektupçu ve hazine-i evrak müdürü devlet görevlisi olarak burada çalışmaktaydı. Bu kadro yapısı ile “bâb-ı âlî” devletin ve hükümetin beyni konumunda idi Osmanh hükümet teşkilâtm; hükümetin başı sadrazam idi, ikinci önemli daire “reisü’lküttâb”ın bürosu idi; bürokratik teşkilâtın başı ve kâtipler ile “kalem” (büro) lerin şefi konumundaki bu görevli, sadaratle ilgili bütün yazışmaları idare etmekteydi. Hükümette üçüncü büyük büro, çavuşbaşına bağlı daire idi. Adalet ve kolluk gücünün sorumlusu ve yetkilisi olan çavuşbaşı aynı zamanda sadrazama sunulan yazılarm da inceleyicisi idi. Onun, sadrazama sunulacak yazmm kenanna “sah” (olur, uygun) sözünü koyması ile imzaya çıkarılırdı. Bu önemli hükümet görevlilerinden sonra tezkireciler, mektupçu, beylikçi, teşrifatçı ile kâhya kâtibinden meydana gelen altı müsteşar devlet kapısında görev yapan öteki önemli yetkili kimselerdi. Yeniçeri Ocağmm kaldırılması (1826) ve yeni nezaretlerin kurulması ile “bâb-ı âlî” kadrosu yeniden şekillenmiş ve yeni adlandırmalara sahne olmuştur. Bunlardan iki meclis çok önemli bir konuma getirilmiştir. “Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye” ve “Dâr-ı Şurâ-yı Bâbıâlî”. Sadaret makamı, Şurâ-yı Devlet, Dahiliye ve Hariciye nezaretleri aslî dairelerdendi. Bunlara bağlı pek çok teşrifatçı, müsteşar, mektupçu ve hazine-i evrak müdürü devlet görevlisi olarak burada çalışmaktaydı. Bu kadro yapısı ile “bâb-ı âlî” devletin ve hükümetin beyni konumunda idi