Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

9 sonuç · “Vekîl

01
Şahsiyet

Babadağlı Hoca İsmail Efendi

Babadağlı Hoca İsmail Efendi (ö. 20 Eylül 1727), medrese öğretiminden Sultan Bayezid ders vekilliğine, Eski Saray teberdaran ve Yeni Saray Hazine Odası hocalıklarına yükselen Osmanlı âlimidir.

02
Şahsiyet

Edirneli Şeyh Muhammed Sıdkı Efendi

Edirneli Muhammed Sıdkı Efendi, 1835–1841 arasında Uşşâkî Âsitânesi’nde meşihat vekilliği yapan, Bedreddin Dergâhı’nın son binasını yaptıran ve pîr türbesine defnedilen XIX. yüzyıl Uşşâkî şeyhidir.

03
Şahsiyet

Şeyh Abdullah Fahreddin Efendi

Şeyh Abdullah Fahreddin Efendi (d. 1873), Şâbânî terbiyesi içinde yetişen; Kanlıca Mihrâbâd’daki Şeyh Atâullah Efendi Dergâhı’nın vekâleten meşîhatını yürüten şeyhtir.

04
Şahsiyet

Şeyh Cemâl Efendi (Yeşil Tulumba)

Şeyh Cemâl Efendi (Yeşil Tulumba), Sefîne-i Evliyâ'nın 1924-25 İstanbul tekke cetvelinde yeşil tulumba şeyh halîm tekkesi'nin 1924-25 vekil şeyhi olarak kaydedilir.

05
Şahsiyet

Şeyh Haydar Efendi (Bekâr Bey Tekkesi)

Şeyh Haydar Efendi (Bekâr Bey Tekkesi), Sefîne-i Evliyâ'nın 1924-25 İstanbul tekke cetvelinde cerrahpaşa bekâr bey tekkesi'nin 1924-25 vekil şeyhi olarak kaydedilir.

06
Sözlük

Vekîl

fık. İslâm hu kunda, kanun önünde bir ki seyi temsil eden ve bir kişi ad iş yürüten kimse

07
Sözlük

Umûmî Vekil

Yerine geçirilen kimseye mutlak halde istediğini yap diyerek verilen vekâlet. Vekil sâhibinden izin almadıkça veya umûmî vekil olmadıkça, başkasını kendine vekil yapamaz. Yalnız, zekât vermek için olan vekîl, izinsiz olarak başkasını, o da başkasını vekil yapabilirler. (İbn-i Âbidîn)

08
Sözlük

Vekîl (el-Vekîl)

1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Mahlûkâtın dünyâda ve âhirette işlerini hakkıyla yerine getiren, rızkları veren, tevekkül etmeye (kendisine güvenilmeye) lâyık olan. Bir kısım kimseler mü'minlere; "Düşmanlarınız size karşı toplandılar, aman onlardan sakının" dediklerinde, bu, onların îmânlarını bir kat daha artırmış ve "Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir" demişlerdir. (Âl-i İmrân sûresi: 173) Allah her şeyin yaratanıdır. O, her şeye vekîldir. (Zümer sûresi: 62) Bir şeyden korkan el-Vekîl ism-i şerîfini söylerse, emniyet bulur.Kendisine hayır ve rızk kapıları açılır. (Yûsuf Nebhânî) 2. Bir kimsenin, bir işi yapmak için kendi yerine koyduğu, işini havâle ettiği kimse. Vekil asıl gibidir. (Atasözü) Yemeğe çağrılan kimseye, malımdan istediğin kadar ye ve al ve dilediğine ver, hepsi helâl olsun denilse yedikleri helâl olur. Aldıkları, başkasına verdikleri helâl olmaz. Çünkü, miktârı bilinmeyen ta'âmın yemesini helâl etmek câizdir. Fakat miktârı bilinmeyen malı almak için vekîl etmek ve meçhûl, belli olmayan ve ayrı olarak teslimi mümkün olan malı ayırmadan hediyye etmek sahîh (muteber) değildir. (Muhammed Berdûsî-zâde) Vekil edenin, işi yapabilecek kimse olması, vekîlin de âkıl (akıllı) olması şarttır. Bâliğ (ergenlik çağına ulaşmış) olması şart değildir. (Ali Haydar Efendi) Alış-verişe, borç vermeye veya ödemeye vekîl olan kimsenin teslim aldığı mallar kendinde emânet olur. (Ali Haydar Efendi) Vekîl, sâhibinden ayrıca izin almadıkça veya istediğini yap diyerek umûmî vekil edilmedikçe başkasını kendine vekîl, yapamaz. Yalnız zekât vermek için olan vekîl, izinsiz olarak başkasını vekil yapabilirler. (Ali Haydar Efendi) Her şeye vekîlimsin denilen umûmî vekil, talak, hediye, sadaka ve vakftan başka her şeyi, sâhibi adına yapabilir. (Ali Haydar Efendi) Vekîlin vekil olmayı kabûl etmesi şart değildir. Red etmezse, kabûl ettiği anlaşılır. (Fetâvâ-yı Hindiyye) Kurbanını hayır cemiyetine hediye etmek isteyen bir kimse, kurbanını veya parasını götürüp bu işle vazîfeli me'mura teslim ederken; "Allah rızâsı için bayram veya nezir (adak) kurbanımı kesmeye ve dilediğine kestirmeye ve etini ve derisini dilediğine vermeye seni vekîl ettim" demelidir. Vekil de kurban kesilirken sâhiblerinin ismini söyleyerek kasapları vekil eder. (Fetâvây-ı Hindiyye)

09
Eser

Sayfalar 140–146

Muzaffer Ozak Külliyatı · gelince; O, mühim bir sıfattır. Onu sana bu gün öğretemem, yarın gel» dedi. Ertesi günü alelâcele mürüvveti öğrenmeye koşan zat, Hallacı dârağacında asılı buldu. Dün bunu, yâni mür