ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
3 sonuç · “Kışr”
01Küçük Mustafa Tûsî
Küçük Mustafa Tûsî (ö. 1004/1596), Tosyalı âlim; Süleymaniye medreselerine kadar yükselmiş, Şam ve Mekke kadılıklarında bulunmuş, ahlâk ve kış risaleleri yazmıştır.
Kışr-Lüb
(J — (قشر Kabuk-öz, çekirdek-iç. tas. Bâtın ilmini bozulmaktan koruyan zahir ilmi, kışr; bu ilmin koruduğu bâtın ilmi, lüb'dür (iç, öz). Zahir ve bâtın ayrı iki şey değildir; aynı şeyin biri dışı (kabuk) diğeri içidir. Şeriat, tarikat, hakikat iliskisi böyledir. Şeriat tarikatın dışı, tarikat onun içidir. Tarikat da hakikatin dışı, hakikat onun içidir. Bu yüzden hakikate ‘icin igi’ (lübbül-lüb) denir (Kı). Cevizin bir sert kabuğu (kışr), onun da üzerindeki yeşil bir kabuğu (kışru'lkışr) vardır. Diğer taraftan cevizin bir içi (lüb), bir de bu için içi yani yağı vardır. Münafığın imanı yeşil kabuğa, avamın imanı sert kabuğa, keşf sahibinin “ 213
Kışr
Arapça, kabuk anlamına gelir, zahir anlamında da kullanılır, bâtın (öz, iç)’ı fesada uğramaktan korur. Şeriatın zahiri gerçekleştirilemezse öz çürür. Özün sıhhati, zahirî şeriatın sağlamca ve takva boyutunda yaşanmasına bağlıdır. Gazali, bu benzetmeyi imanın üç tavrını sergilemek için yapar: Cevizin en dışında yeşil kabuğu bulunur, ki bu, münafığın imanına benzer, taklidçi avamın inancı cevizin kabuğu gibidir. Seçkinlerin imanı içteki cevizi andırır. Dışa kışr denirken içe, öze, lübb adı verilmiştir. Ceviz, kabuğu ile uzun yıllar dayanır, toprağa ekilince de yeni ceviz ağacı meydana gelir. Kabuğu olmayan iç ceviz, uzun yıllar dayanamadığı gibi, toprağa ekilince de, yeni bir ceviz ağacı meydana getiremez, içi olmayan boş ceviz kabuğu da, tıpkı bu şekilde semeresiz durumdadır.