ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
7 sonuç · “Cümle Kapısı”
01Cümle Kapısı
Tekkeye girilen dış kapıya, cümle kapısı denir. Cümle kapılarının sağ ve solunda halkalar olur, bu halkalara zincirler bağlanarak, kapının orta yerinde bu iki zincir birbirine düğümlenirdi. Kapıdan giren, kafasını çarpmamak için biraz eğilmek zorunda kalırdı. İnsan yapılandıran, nefis tezkiyesinin gerçekleştiği bu mekanlara dik ve kibirli girilmemesi gerektiği, bu espiriyle anlatılmak istenirdi. Eski Selçuklu Camilerinin özellikle Taç Kapı haricindeki yan kapıları da basık olarak inşa edilir, giren kişinin başını eğmesi sağlanırdı. Zira camiler ibadet mahalli olarak, kulun Rabbisinin huzurunda nefis kibrini kırıp, acizliğinin en derin boyutlarda farkına vardığı yerlerdi.
Emîr Buhârî Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Unkapanı'nda XIX. yüzyılda inşa edilen Nakşibendî tekkesinin son şeyhi Ali Fakrî Efendi'dir (ö. 1928); bu görevi 1877'den tekkelerin kapatıldığı 1925 yılına kadar sürdürmüştür. Tekke 1906'da onarım görmüş, kapatıldığı sırada bakımlı durumdaydı. Adını, kabri üzerine türbe yapılan Nakşibendî şeyhi Emîr Ahmed Buhârî'den alır; cümle kapısı Üsküplü caddesi üzerindedir.
Hasîrîzâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Hasırcızâde Tekkesi olarak da anılan, Sütlüce semtinde Elifî Efendi sokağı ile Çavuşbaşı Mescidi’nin sınırladığı arsada yer alan Sa‘dî tekkesidir. Babası Hasîrîzâde Şeyh Mustafa İzzî Efendi tarafından 1199’da (1785) kurulmuş, 1201’de (1787) vakfiyesi düzenlenmiştir; kendisi tekkenin ikinci postnişinidir. Cümle kapısına yerleştirilen 1252 (1836-37) tarihli manzum kitâbenin metni ona aittir. Tekkenin meşihatı sonuna kadar Sa‘diyye’ye bağlı kalmış ve bânisinin neslinden gelen, Hasîrîzâdeler olarak anılan ailenin tasarrufunda bulunmuştur.
Hacı Bayram-ı Velî Külliyesi
Ankara · Türkiye · Âsitâne ve pîr makamı Hacı Bayrâm-ı Velî’nin Ankara’da kurduğu merkez, Bayramiyye’nin âsitânesi ve pîr makamıdır. İlk çekirdeğin, onun Ankara’ya dönüp irşada başladığı yıllarda halvethânelerle küçük bir mescid-tevhidhâne çevresinde teşekkül ettiği; bugünkü caminin ise kaynaklarda 828/1425 veya 831/1427-28 tarihlerine bağlandığı belirtilir. Külliyenin katmanları Hacı Bayrâm-ı Velî’nin 833/1430’daki vefatından sonra kabri üzerine türbe yapılmış; cami, türbe, iki hazîre, tekke birimleri, medrese, imaret, harem, muvakkithâne ve çeşmeler zaman içinde genişleyen bir yapı topluluğu oluşturmuştur. Komşu Augustus Tapınağı’nın Osmanlı döneminde Akmedrese ve hazîre çevresiyle külliyenin şehir dokusuna katılması, mekânın Roma, Bizans ve Osmanlı katmanlarını yan yana taşır. Onarım ve kayıplar Cami 1126/1714’te Şeyh Mehmed Baba tarafından kapsamlı biçimde onarılmış, 1940-41’de yeniden ele alınmış; türbe 1947’de tamir edilmiştir. 1925 sonrasında harem, cümle kapısı, medrese ve hazîrenin bir bölümü gibi birçok tekke unsuru ortadan kalkmış; cami, türbe ve muvakkithâne tarihî çevrelerinden büyük ölçüde ayrışmış halde günümüze ulaşmıştır. İrşad ağı Meşihatın Hacı Bayrâm-ı Velî’nin neslinden gelen postnişinlerde sürmesi ve geniş vakıf ağı, burayı yalnız bir ziyaretgâh değil Ankara merkezli Bayramî hafızanın kurumsal düğümü haline getirmiştir.
Merkez Efendi Külliyesi
İstanbul · Türkiye · Kuruluş ve Sünbülî çevre Merkez Efendi, Sünbül Sinan’dan hilâfet aldıktan sonra 920/1514 dolayında sur dışındaki bu münzevi tekkeyi kurdu. İlk yapı mütevazı bir zâviye iken Şah Sultan’ın vakıfları ve Mimar Sinan eliyle yenilenen cami-tevhidhâne sayesinde tam teşekküllü bir tarikat merkezine dönüştü. Merkez Efendi 959/1552’de burada defnedildi. Şehirdeki yeri Külliye Sünbül Efendi Âsitânesi’nden sonra Sünbüliyye’nin en önemli İstanbul merkezlerinden biriydi. Âsitâne veya pîr makamı sayılmamasına rağmen Merkez Efendi’ye duyulan bağlılık sebebiyle güçlü bir ziyaretgâh kimliği kazandı. Dergâhın âyin günü perşembeydi; XVIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren meşihat Merkezzâdeler diye anılan ailede devam etti. Mimarî katmanlar Cami-tevhidhâne, Merkez Efendi Türbesi, küçük türbe, çilehâne, kuyu, şadırvan, dârülkurrâ, hamam, harem ve tekke birimleri külliyenin tarihî programını oluşturuyordu. Defterdar Abdülbâki Paşa 1608’de dârülkurrâ yaptırdı; II. Mahmud 1836’da cami-tevhidhâne, türbe ve cümle kapısını kapsayan büyük bir yenileme gerçekleştirdi. Bugünkü iz 1925’ten sonra cami-tevhidhâne cami olarak yaşamayı sürdürdü; türbeler ve çilehâne korundu. Buna karşılık selâmlık, derviş hücreleri, mutfak ve taamhâne gibi birçok tekke bölümü zaman içinde ortadan kalktı. Mekânın günümüzdeki görünümü, XVI. yüzyıl kuruluşuyla XIX. yüzyıl yenilemelerini birlikte taşır.
Galata Mevlevîhânesi
İstanbul · Türkiye · İstanbul’un ilk Mevlevî âsitânesi Galata Mevlevîhânesi, İskender Paşa tarafından 897/1491’de kuruldu. Kulekapı Mevlevîhânesi adıyla da bilinen merkez, İstanbul’daki en eski Mevlevî âsitânesi olarak semâ, Mesnevî dersi, musiki, şiir ve şehirler arası derviş dolaşımının ana duraklarından biri oldu. Kesintiler ve yeniden kuruluşlar XVI. yüzyılda bir süre Halvetî zâviyesi ve medrese olarak kullanılan yapı, Şeyh Sırrı Abdi Dede’nin 1608’deki onarımıyla yeniden Mevlevî kimliği kazandı. 1765 Tophane yangınından sonra III. Mustafa devrinde yeniden inşa edildi; Şeyh Galib’in arzı üzerine III. Selim 1791-92’de yapıları yenileyerek semâhâneye hünkâr mahfili ekletti. Geç Osmanlı külliyesi Hâlet Efendi’nin 1819’daki cümle kapısı, sebil, çeşme, muvakkithâne, kütüphane-mektep ve türbe ilâveleri ile Abdülmecid döneminin semâhâne düzenlemeleri, bugünkü topluluğun mimarî karakterini belirledi. Semâhâne-türbe, dedegân hücreleri, hazîre ve kütüphane birlikte bir tarikat külliyesi meydana getirir. Hafıza ve temsil Şeyh Galib başta olmak üzere postnişinler, şairler ve musikişinaslar aracılığıyla Galata, Mevlevî kültürünün İstanbul’daki güçlü temsil merkezlerinden biri haline geldi. Yapı bugün müze işleviyle bu çok katmanlı hafızayı taşır.
Bahariye Mevlevîhânesi
İstanbul · Türkiye · Beşiktaş postunun son durağı Bahariye Mevlevîhânesi, Beşiktaş ve Maçka yapılarının saray ve kışla inşaatları sebebiyle yıkılmasının ardından Şeyh Hüseyin Fahreddin Dede tarafından 1874-1877 arasında Eyüp’te Haliç kıyısında kuruldu. Mensup ve muhiblerin yanı sıra II. Abdülhamid de yapı topluluğuna destek verdi. Tam teşekküllü geç dönem âsitânesi Semâhâne-türbe, yirmi sekiz odalı meşrutahâne, dedegân hücreleri, somathâne, matbah-ı şerif, hamam, selâmlık ve mescid, geç Osmanlı Mevlevî mimarisinin kapsamlı bir örneğini oluşturuyordu. Haliç’in rutubeti yapıyı kısa sürede yıprattı; Sultan Mehmed Reşad’ın desteğiyle 1910’da Mimar Kemâleddin’in yönettiği kapsamlı bir ihya gerçekleştirildi. Tasavvuf, musiki ve edebiyat Hüseyin Fahreddin Dede’nin 1874-1911 arasındaki meşihatı boyunca Bahariye, Mevlevî musikisi, edebiyatı ve zarafet kültürünün son büyük İstanbul merkezlerinden biri oldu. Bu kimlik, yalnız mimarîden değil post, mutrip, matbah ve ziyaret ağının birlikte işlemesinden doğdu. Yıkım ve kalan izler 1925 sonrasında mülkiyet davası ve bakımsızlık yapıları hızla tahrip etti. Semâhâne-türbe 1935’te yıktırıldı, harem 1938-39 yangınında yok oldu; selâmlık ve cümle kapısı 1970’lerin başında kaldırıldı. Günümüze sınırlı duvar, söve, mezar taşı ve hamam izleri ulaşmıştır. Haritadaki nokta mevcut bir âsitâne binası değil tarihî yerleşkeyi gösterir.