ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
3 sonuç · “şefâ'at”
01şefâ'at-nâme
) [< Ar. ka şefâ'at + F.nâme] tas. ed. Tamsavvuf! edebiyatta mutasavvıf şairlerin Hz. Peygamber’in kıyamet gününde ümmetinin güa. nahlarma şefaatçi olacağına tli ilişkin konulan şiirleştiren esersıler için kullandıkları terim. -ı i” şefi s.ve a. [Ar.] ça “Şefaat eden, şefaatçi.” anlamında Allah’ın sıfatı olan bir terim; Kur’ân-ı Kerîm’de “Secde i) suresi” nde geçmektedir. nbk. şefâ'at Yine aynı anlamda an peygamberlerin veya din ululade rmın ahirette mümin kullarm ır günahlarmm bağışlanması için el- Allah’a niyazda bulunması ve şefaatçi olması. i) r
şefâ'at
İslâmî inanç ya çerçevesinde, kıyamet gününde şkendilerine “şefi” (bk. bu madle de) denilen peygamberler veya ğ Allah katında itibarlı kimseler ğtarafından müminlerin günahalarmın bağışlanması için Allah’a niyazda bulunması durumu. v
Şefâ'at-I Kübrâ
Kıyâmette, o günün dayanılmaz dehşeti ve şiddetli sıkıntıları sebebiyle, insanların mürâcaatları üzerine Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem), onların muhâkeme ve hesâblarının bir an evvel görülmesi için Allahü teâlâya yalvarması ve bu dileğinin kabûl olması. O gün herkes kendi başının çâresini aramakla meşgûl olur. O gün yalnız Resûlullah efendimiz; "Ümmetime selâmet ve necât (kurtuluş) ver yâ Rabbî!" der ve ümmetini ister.