ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
264 sonuç · toplam 264 · “imlâ” · 8/11
01Ser-Pâ Etmek
Farsça, başı ayak etmek, demektir. Mevlevîlikte, kusur işleyen bir müridin cezalandırılması olayına, ser-pa etmek denir. Aşçıbaşı veya (Konya’daki dergahta) tarikatçı tarafından, suçlu müridin semahane, yahut meydan’da sikkesi alınır, ayakk…
Ser-Tabbah
Farsça-Arapça, baş ahçı anlamındadır. Mevlevî tabiridir. Mevlevîlikte, Konya’daki Mevlana makamında, Ser-tarik dede’den sonra gelen bir rütbeye sahipti. Tekkenin maddi-dünyevi işleri, sert-tabbah’a bırakılmıştı. Yeni intisab edenlerin terbi…
Şarab
Arapça, içecek şey, anlamında bir kelime. Aşk ve mahabbet anlamına kullanılır. Coşkun aşk halleri ki, bu durumdaki kişi aşkta sadakat imtihanından geçer. Kemale erenlerin hali budur. Bu kelimeyle ilgili bazı deyimler şunlardır:Şaraphane : M…
Şiir
Hacı Bayram, insanın seziş yüceliklerinden kaynaklanan şiir hakkında şunları söyler: “Nazm evliyanın keramatındandır” Tasavvuf erbabı şiiri zorlama ile değil, hal ile söyler. Sûfîler, rumuz ve istiareli anlatımlarla, içlerinde bulundukları…
Tahakkuk
Arapça, gerçekleşme demektir. Kâşânî, “Hakk’ı isimlerinin şekilleri olan âlemlerde görmektir. Bu durumda mütehakkık, ne Hak ile halktan, ne de halk ile Hak’tan perdelidir” şeklinde tanımlar. Hafnî de bu terimi şöyle tarif eder: “İnandığı ki…
Tâhayyür
Arapça, hayrete düşmeği ifade eder. Matlûbuna ulaştığı sırada arif kişilerin kalplerine inen şey. Bazı sûfîler tahayyürü şöyle tanımlar: Tahayyür; önce vuslat, sonra fakr sonra da şaşkınlığa düşmek şeklinde ortaya çıkar.
Tarab
Arapça, çırpınmak, sevinçten zıplamak anlamlarını ihtiva eden bir kelime. Cürcanî, tarab’ı sevinç veya hüzünden dolayı, insana gelen hafiflik diye tanımlar.
Ucüb)
Kendini beğenmeyi ifade eden Arapça bir kelime. Cürcânî bu terimi, kişinin hak kazanmadığı bir rütbeyi hak kazanmış gibi düşünmesidir, diye tanımlar. Yine, onun bir başka tanımlaması da şu şekildedir: Ucüb, nefsin gizli bir sebepten ötürü d…
Mü’minîn
Arapça, mü’minlerin annesi anlamında bir isim tamlaması. Peygamber Efendimizi, (s) muhterem hanımları, müminlerin anneleridir. Allah, Kur’an’da böyle bildirmiştir. (Ahzâb/6)
Vakt-İ Dâim
Devamlı olan vakit anlamında Arapça bir ifade. Kaşanî bunu, sürekli olan ân diye tanımlar.
Vasfu’z-Zâtî Li’l-Hak
Arapça, Hakk’ın zatî özelliği demektir. Kaşanî bu sözü, ehadiyyetü’l-cem (toplanmanın birliği), zatî vücûb (öze ait zorunluluk) ve âlemlere ihtiyacı olmamak (hiç bir şeye ihtiyacı olmamak) şeklinde tanımlar.el-
Vasiyyet
Arapça, tavsiye ve nasihat anlamına gelen bir kelimedir. Attar’ın Pendnâme’si, Haris el- Muhasibî’nin el-Vesâyâ’sı ve İmam Gazali’nin Eyyuhe’l-Veled adlı eserleri nasihat ve tavsiye türünde yazılmış eserlerdir. Cürcânî bunu fıkhî anlamda ta…
Daşt
Farsça, hatırda tutmak, zihinde tutmak manalarına gelen bir tâbir. Bu, Nakşibendî ıstılahıdır. Allah’ın sürekli görmekte ve bilmekte olduğunu bilmek ve bunun bilincinde olmaktır. Buna, ihsan da denir, huzur ber-gayret olarak tanımlayanlar d…
Zükür Çelebi
Arapça-Farsça, erkek çelebi demektir. Esasen çalap kelimesi, Allah’ı ifade eden bir kelime olup, sonuna nisbet “yâ” sı eklenerek, “Çalâbî” şeklini almış, konuşmada hafifletilince “çelebi” ye dönüşmüştür: “Allah’a bağlı adam” demektir. Mevle…
Radıyallahü Teâlâ Anhâ
Hanım sahâbîlerden birinin ismi anılınca veya yazılınca söylenen "Allahü teâlâ ondan râzı olsun" mânâsına duâ, hürmet ve saygı ifâdesi. İki hanım sahâbî için (Radıyallahü teâlâ anhümâ" ve ikiden çok için "Radıyallahü anhünne" denir. Kadınla…
Medeniyyet
Memleketleri îmâr edip, insanları râhat ve huzûra kavuşturmak. Medeniyyet; tâmir-i bilâd ve terfih-i ibâddır, yâni beldeleri îmâr etmek, binâlar, fabrikalar yaparak, memleketleri kalkındırmak ve fenni ve her çeşit gelirleri milletlerin hürr…
Mestûre
Örtünmüş, örtülü. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem zamânında, hür kadınlar mestûre idiler. Bir kadının, hizmetçi olmayıp, hür hanım olduğu mestûre olmasından belli olurdu. (Abdülhakîm Arvâsî) Kadınlar, cihâda mestûre olarak zevci veya…
Boyabat
Boyabat · Türkiye · Kaynak onu Kastamonu vilâyetine bağlı Boyabat'tan yetişmiş gösterir. İlişkili kişi dosyası Boyabatlı Dede Efendi : Boyabatlı Dede Efendi (ö. 971/1563-64), Cebel-i Gār adıyla anılan yerde kurduğu zâviyede vaaz, hadis ve t…
Şahkulu Sultan Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Merdivenköy'deki dergâh; 1856'da burada intisap etmiş, 1863'te postnişin olmuş, Anadolu'dan toplanan yardımlarla yeniden inşa ettirdiği için “ikinci bâni” sayılmıştır. Vefatında önce dergâhın kış meydanına defnedilmişti…
İnegöl
Bursa · Türkiye · Cerrâhî silsilenâmesine göre 941/1534'te vefat ettiği kasaba. İlişkili kişi dosyası Mehmed Kâsım Lârendevî : Mehmed Kâsım Lârendevî (ö. 941/1535), Antakya ve Bursa çevrelerinde bulunan, İzzeddin Ali el-Karamânî’nin halifes…
Süleymaniye Camii hazîresi
Fatih, İstanbul · Türkiye · 8 Zilkade 1311'de (13 Mayıs 1894) vefat edip defnedildiği yer. İlişkili kişi dosyası Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî : Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî (1813–1894), hadis öğretimini Hâlidî-Nakşibendî irşadıyla birleştiren…
Karaman (Lârende)
Karaman · Türkiye · Nisbesini aldığı şehir; Lârende Karaman'ın eski adıdır. Silsilede kendisinden önceki halka İzzeddin Ali Karamânî de aynı şehirdendir. İlişkili kişi dosyası Mehmed Kâsım Lârendevî : Mehmed Kâsım Lârendevî (ö. 941/1535), A…
Emîrler mahallesi
Gümüşhane · Türkiye · 1228/1813'te doğduğu mahalle; nisbesini bu şehirden almıştır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî : Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî (1813–1894), hadis öğretimini Hâlidî-Nakşibendî irşadıyla…
Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi
İstanbul · Türkiye · Âsitâne ve pîr makamı Halvetiyye’nin Cerrâhiyye kolunun merkezi olan tekke, III. Ahmed tarafından Şeyh Nûreddin Cerrâhî adına yaptırıldı ve 6 Receb 1115’te (15 Kasım 1703) açıldı. Tekke, Nûreddin Cerrâhî’nin türbesini d…