ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
219 sonuç · toplam 219 · “Yolcu” · 5/10
01Oruç Keffâreti
Ramazân-ı şerîfte bilerek orucu bozmanın cezâsı. Oruç keffâreti cezâsı, mübârek Ramazân ayının hürmet ve nâmus perdesini yırtmanın karşılığıdır. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî) Oruç keffâreti olan, bir köle âzâd eder. Köle âzâd edemeyen ard arda…
Nasr Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yüz onuncu sûresi. Nasr sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Üç âyet-i kerîmedir. Peygamber efendimiz, nusret-i ilâhî ile, Allahü teâlânın yardımı ile müjdelendiği için sûreye, Sûret-ün-Nasr denilmiştir. Allahü teâlâ Nasr sûr…
Özr (özür)
1.Abdesti bozan bir şeyin bir namaz vakti durdurulamayıp, devâm etmesi. İdrârını tutamama, iç sürmesi, yel kaçırmak, burun kanaması, yaradan kan, sarı su akması, ağrı ile göz yaşı akması birer özür olup, özürlü erkeğe mâzûr, kadına ma'zûre…
Hızır Aleyhisselâm
İbrâhim aleyhisselâmdan sonra yaşamış bir peygamber veya velî. Hızır aleyhisselâm Zülkarneyn aleyhisselâmın askerinin kumandanı ve teyzesinin oğludur. Mûsâ aleyhisselâm ile görüşüp yolculuk etti. Muhammed aleyhisselâmın ümmetinden değildir.…
Hums (humus)
Beşte bir; ganîmetten, mâdenlerden ve bulunan defînelerden beytülmâl denen devlet hazînesine ayrılan beşte bir hisse. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Eğer Allah'a îmân etmiş ve hak ile bâtılın ayrıldığı günde ( Bedr savaşın…
Sâlik-İ Meczûb
Tasavvufta cezbesi yâni hak yola çekilmesi sülûkünden sonra olan sâlik. Tasavvuf yolunun sâlikleri (yolcuları), ikiye ayrılır: Ya mürîd olurlar yâhut murâd olurlar. Murâd olanlara müjdeler olsun! Cezbe ve muhabbet yolundan, bunları durmadan…
Seyr-İ İlallah
Allahü teâlâya doğru olan yolda ilerlemek, mânevî ilimde durmadan yükselmek. Seyr-i âfâkî (kötü hâllerden kurtulma) ve seyr-i enfüsî (iyi hâllerle süslenme) yi içine alan tasavvuf yolculuğu. Seyr-i ilallah ve seyr-i fillah yâni Allahü teâlâ…
Seyr Ve Sülûk
Tasavvuf yolculuğu, tasavvuf yolunda ilerlemek. Seyr ve sülûktan maksad, nefsi kötü huylardan ve çirkin sıfatlardan temizlemektir. Bu çirkin sıfatların başı nefse düşkün olmak ve onun arzularına, isteklerine tutulmaktır. (İmâm-ı Rabbânî)
Süftece
Tahrîmen mekrûh olan bir havâle şekli. Yolcuya borç verip, gittiğin yerde, falancaya ödeyeceksin demek. Süftece yoluyla borc vermek tahrîmen mekrûhtur. Çünkü emânet olarak vermeyip süftece yolunu tercih etmenin sebebi, paranın yolda kaybolm…
Hazer Ve Sefer
Memleketinde olma ve sefer, yolculuk hâli. Hastanın hazerde ve seferde farzları sedirde, sandalyede, ayaklarını sarkıtarak oturup, îmâ ile kılmaları câiz değildir. Hasta, yerde veya uzunluğu kıble istikâmetinde olan sedirin üstünde kıbleye…
İbrâhim Aleyhisselâm
Kur'ân-ı kerîmde ismi bildirilen peygamberlerden. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: ( Ey Resûlüm! ) Kitabda ( Kur'ân-ı kerîmde ) İbrâhim'in kıssasını anlat. Çünkü o sıddîk ( doğruluğu tam ) bir peygamber idi... (Meryem sûresi…
İdrâk-İ Basît
Tasavvuf yolcusunun kendini müşâhedede (görmede) fâni (yok) olması.
Çile Çıkarmak
Saliklerin, nefsin tezkiyesi (arınması), kalbin saflaşması için bir hücreye girip kırk gün süreyle ibadet, zikir ve fikir ile meşgul olması. Çile bazan, zelle (ufak kusur) karşılığında ceza şeklinde de uygulanırdı. Mevlevî dervişleri, çiley…
Edeb Ya Hû
Edeb, tasavvuf okulunda önemli bir husustur. Edeble davranma, canlıya, cansıza, insana, hayvana, her şeye, herkese yapılmalıdır. Mutasavvıflar cansız varlıklara, bir tür dirilik atfederler (pan-bioism). Bu sebeble, cansız varlıklara da edeb…
Ffahr
Arapça, övünme, övünme vesilesi olan şey demektir. Çeşitli sayıda dilim (terk) li, Bektaşî tacının adıdır. Bu taç, yokluk ve fakr ifâde eder. Hz. Resûlullah (s)’ın “fakirlik Benim öğüncümdür, onunla öğünürüm” hadis-i şerifine imtisal eden s…
Hayırlara Karşı
Yolculuğa çıkan, giden kimse için kullanılan bir dua.HAYRET (veya
Her Şeyden Elini Eteğini Çekmek
Bu söz ile, dünyadan değil, dünya sevgisinden uzaklaşmak kastedilir. Geçiciyi kalıcıya feda etmek anlamında olmak üzere, madde ilahını, Vahid ve Kahhar Allah’ın huzurunda kurban etmek, tasavvufta esastır. Ancak Hıristiyan mistiklerinde görü…
Nihayetü’s-Seferi’l-Evvel
Arapça, ilk yolculuğun sonu demektir. Vahdet (birlik) yüzünden, çokluk perdelerinin kalkması, ilk seferin sonudur.
Nihâyetü’-Seferi’s-Sâlis
Arapça, üçüncü yolculuğun sonu demektir, iç ve dış gibi, iki zıdda bağlanmanın sona ermesi. Bu, ayne’l-cem ehadiyyetinde husul bulur.
Palheng
Farsça, av veya suçlu kişinin bağlandığı kemende, ipe derler. Dizgin anlamına da gelir. Kalenderi ve Bektaşîlerde, bele kuşatılan kemerin biraz sol tarafına bağlanan, yaklaşık el büyüklüğündeki taşa denir. Bu taş, onu bağlayanı dizginleyip,…
Şikeftiyye
Şikeft, Farsça mağara demektir. Eskiden yolculuklarında mağaralarda kalmaları, sûfîlerin şikeftiyye diye anılmalarına neden olmuştur.
Yiğitbaşiyye
Bkz. Ahmediyye,YOL :Tarikat kelimesinin Türkçesi. Yol ile ilgili deyimler ve atasözleri şu şekildedir:Yolsuz, Yolsuzluk : Tarikata uymayan bir iş yapmak.Yol Vurmak : Ehil olmadığı halde, Şeyhlik iddiasında bulunup, etrafında adam toplayan,…
Râhib
Hiç evlenmeyen, bekâr ve yalnız yaşayan, yalnız ibâdetle meşgûl olan ve kilisede vazîfeli olan hıristiyan din adamı. Papazlar herkese râhib olmayı, yalnız yaşamayı emrediyordu. Allah yolunda bulunabilmek ve Allahü teâlâya yaklaşabilmek anca…
Seyyahat
Arapça, gezmek dolaşmak demektir. Eskiden mürşidler, olgunlaşmaları ve ibret almaları için, müridlerini seyahatlere yollarlardı. Bu seyahatlerde, Şeyhlerden feyz alınır, nefs terbiyesi yapılırdı. Seyyah dervişin sırtında postu, elinde keşkü…