Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

616 sonuç · toplam 616 · “Mevlevi” · 17/26

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dal Sikke

Türkçe-Arapça. Dal düz, sade, çıplak manasına; sikke de mevlevîlerin başlarına giydikleri keçeden serpuş anlamına gelir. Sikkenin sarıksız olanına, dal sikke denir. Destâr sarılmış olan sikkelere ise, destârlı sikke tâbiri kullanılır.

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Derd

Farsça gam, ızdırap, elem demektir. Sevgiliden sevene geçen ve katlanılmasına güç yetmeyen hâl. İlâhî aşk. Bu istenen bir derddir. En büyük derd, derdsiz olmaktır. “Allah derdini artırsın” bir Mevlevi deyimidir. Derdli, âşık demektir.Dolap…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Derviş Hırkası

Hırka vücudun üst tarafına giyilen, genellikle yünden örülmüş bir giysidir, çeşitli renklerde olur, Mevlevilerin giydiği üstlüğe, derviş hırkası denir.

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Destâr Baha

Farsça. Destâr: sarık, bahâ: para, ücret demektir. Mevlevî tâbiridir. Mevlânâ’nın evlatlarına sarık parası olmak üzere bir takım köyler vakfedilmişti. Bu köyler, “Evkaf-ı Celâliyye”ye dâhildi.

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Destâr-Pûş

Farsça, destâr sarık, pûş giymek demektir. Sarık giyen. Mevlevî tabiridir. Sikkesine destâr sarabilme ayrıcalığına sahip kişi demektir.

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Destâr Suyu

Mevlânâ’nm sandukası üzerinde, sarık ucunun batırıldığı suya denir. Bu su, şifâ niyetiyle içilirdi. Mevlânâ’nm türbesine girince, sol tarafta sed üzerinde, gayet sanatlı bir kazan bulunur. Bu kazana, Mevleviler “Nisan Tası” derler. Mevlânâ’…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Destâr-I Şerif

Farsça-Arapça. Şerefli sarık demektir. Mevlevîlerin başlarına giydikleri, sikke üzerine sarılan sarık hakkında kullanılır bir tabirdir. Sarık, sikke giyenlerin arif olanlarına bir imtiyaz (ayrıcalık) olarak verilirdi. Destâr, Çelebî Efendi’…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Devir

Arapça dönmek demektir. Maddi olarak görülen şu âleme düşen bir mevcut, önce cemad (cansız), sonra bitki, sonra hayvan, sonra insan şekillerinde tecelli eder, ve sonunda da “insan-ı kâmil” şekline dönüşür, Hakk’a vasıl olur. insan-ı Kâmil’e…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dış Meydancı

Mevlevî tabiridir. Şeyhin emirlerini dedelere (dedegân) ulaştırıp bildiren, tarikata girecek yeni dervişi şeyhin huzuruna götüren, Mevlevî dervişlerine dış meydancı denir. Büyük tekkelerde (âsitane) iki meydancı bulunurdu. Mutfak hizmetleri…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Direk

Mevlevî tabiridir. Sol ayağa direk denir. Derviş semada dönerken sol ayağı sabit, sağ ayak da onun etrafında tur atar. Sağ ayak, sol ayağı döndürdüğü için “çark” olarak anılır.

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Direkte Durmak

Mukabele esnasında, bir mazereti nedeniyle semaya girmeyen derviş, sırtını bir direğe bağlayıp ayakta dururdu. Bu şekildeki dervişe Mevlevîler, direkte duruyor derlerdi. Semanın yarısında yorulanlar da, hırkalarını giyip direkte dururlardı.…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Elifî Sumat

Mevlevî tekkelerinde, dervişlerin topluca yemek yemeleri için kullanılan, deriden yapılmış sofraya denir. Deri sofralar üç türlü olur: Bir kısmı daire şeklinde, etrafında halkalara sahiptir. Bu halkalara bir zincir geçirilip çekilince, sofr…

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Elifî Nemed

Nemed Farsça, yün kemer manasınadır. Mevlevîlerin, tennure denilen etek üzerine sardıkları kemere denir. Tarikata girilirken, şeyh tarafından üç veya yedi dolama ile sarılır. Ayin sırasında bu kemeri takmak mecburîdir. Bu kemer, sağdan sola…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Elifî Tâc

Bektaşîlerin giydiği yassı başlığa verilen addır. Mevleviler, buna “Külah-ı Seyfî” adını verirlerdi.

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ffahr

Arapça, övünme, övünme vesilesi olan şey demektir. Çeşitli sayıda dilim (terk) li, Bektaşî tacının adıdır. Bu taç, yokluk ve fakr ifâde eder. Hz. Resûlullah (s)’ın “fakirlik Benim öğüncümdür, onunla öğünürüm” hadis-i şerifine imtisal eden s…

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Garibler Semaî

Mevlevi tabiri. İhya gecelerinde, yapılan mukabeleden sonra, yaşanan ruhî hazza, vecde doyamamış, manevî tatmine tam erememiş dervişler, herkes sema-hâneden çıktıktan ve ışıkları söndürdükten sonra, hırkasıyla on sekiz çark atarak semâ eder…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Gümüş Merdiven

Mevlevî tabiridir. Mevlâna’nın sandukasının bulunduğu yere çıkılan gümüş kaplı merdiven

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hatt-I İstiva

Mevlevî tabiridir. Semahanede, Şeyhin oturduğu post ile, tam karşısına tesadüf eden ve insanlık makamını temsil eden “meydân kapısı”‘nm arasında olduğu varsayılan düz çizgi hakkında, bu tâbir kullanılır.

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hırka-İ Berendâz

Farsça olan bu kelime hırka atmak anlamındadır. Sema sırasında, müridin, vecd galebesi sonucu, sırtındaki hırkayı atması, sembolik olarak varlıktan soyulmasını ifade eder. Buna “tarh-ı hırka” veya “remy-i hırka” denir.Pâbürehne hırka berend…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hırka-İ Sufiyye

Arapça, sûfiyye hırkası demektir. Müridin, iradesine girdiği şeyhin elinden giydiği şey (şeyler) için kullanılan bir tabirdir. Bu, hırka veya taç gibi bir alâmet olurdu. Hırka giymek, tarikata girişi, mürşidle irtibatı sağlamayı ifade eder.…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hizmet Değiştirme

Mevlevî ıstılahıdır. Mutfağa, 1001 hizmet günü başlangıcı olmak üzere, yeni bir mürid (can) gelince, orada hizmet değişikliği söz konusu olurdu, mesela ayakçılık yapan biri, yeni mürid geldiğinde, bu görevini ona terkeder, kendisi başka bir…

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hurde-İ Tarikat

Farsça, hurda, ezilmiş, parçalanmış demektir. Mevlevi tabiridir. Tarikat ile ilgili ufak tefek malûmatlara “hurde-i tarikat” denir.

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hû Sala

Mevlevîlik tabiridir. Mukabeleye davet için yapılan çağırış “Hû Sala” şeklindedir. Yemeğe davet de aynı çağrıyla yapılırdı.

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Huzura Gitmek

Mevlevî tâbiridir. Mevlevîliğe mensub müridin Konya’ya gidip, Hz. Mevlanâ’nın türbesini ziyaret etmesine, “huzura gitmek” denir.HUZUZ; Arapça, nasip, pay, saadet, şans, şanslı anlamına gelen “hazz” kelimesinin çoğuludur. Bundan, nefsin payı…

↗