ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
903 sonuç · toplam 903 · “Tâbi” · 16/38
01Ham Ervah
Farsça-Arapça. Olgun olmayan, çiğ ruhlar demektir. Tasavvuftaki, Allah tefekkürüne sürekli olarak ulaşma, tevhide erme gibi incelikleri ve olgunlukları yakalamış kişilere denir. Halk arasında, kaba, incelikten uzak kişiler için kullanılan b…
Hamama Götürmek
Mevlevi ıstılahıdır. Kırk günlük halveti çıkaran müridin, “Meydancı” tarafından hamama götürülmesi hakkında bu tâbir kullanılır.
Müstenbit
Arapça, kuyudan su çıkaran demektir. Allah’ın kitabına uygun olarak, mütehakkıklardan, anlayışı güçlü kişilerin ortaya bilgi çıkarma işlemine istinbat, bunu yapana da müstenbit denir. Bu batinî de olur, zahirî de…MÜSTENEDÜ’L–
Halvet-Gâh
Arapça-Farsça bir ifade. Halvet yapılan yer demektir. Halvet-hane tabiriyle aynı anlama gelir. Halvetin uygulandığı küçük dar hücreye halvet-gâh veya halvet-hâne denir.Genc-i halvethanesinde ilm ü irfan münzevî Kûşe-i babında ikbâl ü seadet…
Hal’u’l-âdât
Arapça, âdetlerden, alışkanlıklardan sıyrılmak, kurtulmak mânasını ifâde eder. Kulun, tabiat ve âdetlerinin icabettirdiği özellikleri terkederek, Hakk’ın emrine uyup, kulluğu gerçekleştirmesidir.
Kasd
Teşebbüs, niyet; bilerek, isteyerek, kalbe gelen bir fikri, düşünceyi yapmak için karar verme. Allahü teâlâ, kullarına merhâmet ederek, onların işlerinin yaratılmasını, onların kastlarına, arzûlarına tâbi kılmıştır. Kul isteyince, kulun işi…
Halku’l-Cedîd
Arapça, yeni yaratılış manasınadır. Kaşanî’ye göre bu tabir, Nefesü’r-Rahmân’dan olan varlığın, kendi zâtı ile varolmayan mümkine ulaşmasıdır. Yine Rahman’ın nefesinden olan, varlığın, sürekli biçimde mümkînler üzerine, her ân yeni bir yara…
Bağdad Gülü
Kadirî tarikatı tâbirlerindendir. Şeyhlerin başlarına giydikleri tacın üzerinde, içice üç daireden oluşan ve gülü andıran yuvarlak parçaya, Bağdad Gülü denirdi. Genel olarak güller, bir daire onsekize bölünmek ve altışar altışar ipekle birb…
Ehl-İ Rivâyet
Dînî kaynaklardan hüküm çıkarırken Hicâz âlimlerinin yoluna tâbi olanlar. Bunlara; ehl-i hadîs, ehl-i eser de denir. Ehl-i rivâyet, Medîne-i münevvere ahâlisinin âdetlerini, kıyâstan yâni ictihâd yaparak mes'eleyi çözmekten üstün tutar. Riv…
Halife Hücresi
Mevlevî tâbiridir. Konya’daki merkez dergâhta, nevniyâzlarla seyr ü sülûku tâlim ile görevli halifenin, matbah (mutfak) içindeki özel odasına verilen ad.
Kâr Haddi
Bir malı satarken, alış fiyatına veya mâliyeti üzerine eklenen fazlalığa, kâra konulan sınır. Enes bin Mâlik radıyallahü anh buyurdu ki: "Medîne-i münevverede pahalılık oldu. Yâ Resûlallah! Fiyatlar yükseliyor. Bize kâr haddi koyunuz denild…
Küfr-İ Cühûdî
Allahü teâlâya, Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmiş, inanılması lâzım olan şeylere inanmamakta bilerek inâd etmek. Küfr-i cühûdî, kibirden, mevkı sâhibi olmayı sevmekten veya ayıplanmaktan korkmaktan hâsıl olur. Fir'av…
Ser-Tarik
Farsça-Arapça, tarikat başı anlamına gelir. Mevlevî tâbiri. Çelebi Efendi’nin yardımcısı ve Konya Mevlevî-hânesi’nin Şeyhi yerindeki kıdemli dede’nin unvanı, “Ser-tarik” idi. Çelebi Efendi’nin, Konya’dan bir yere gitmesi durumunda, mukâbele…
Halife Dede
Mevlevi tâbiridir. Bir derviş, matbaha yeni çıkınca, halife dede ona yolunu tarif ederdi.
Hak Vere
“Yok” anlamına kullanılan bir tabirdir. Meselâ, “dede paran var mı?” sorusuna “yok” denmez, “Hak vere” denilirdi. Bu tabir aynı zamanda bir dua idi. Dilencilere para vermeyip “Allah versin” ifadesi ile baştan savulması da, bu kabildendir. T…
Yezîdîler
Hazret-i Ali'ye düşman olan ve şeytana tapan kimselerin mensûb olduğu bozuk fırka. İbâdiyye fırkasının kurucusu Abdullah bin İbâd'ın adamlarından Yezîd bin Enîse'ye uydukları için bu adı almışlardır. Emevî halîfelerinden Yezîd'in bunlarla h…
âyet-İ Muhkeme
Muhkem âyet. Çoğulu âyât-ı muhkemât'tır. 1. Kur'ân-ı kerîm. İlim üçtür: Âyet-i Muhkeme, Sünnet-i Kâime (Hadîs-i şerîf) ve Fârîdat-ı Âdile (Kitaba ve sünnete uygun ilim, yâni icmâ ve kıyas). (Hadîs-i şerîf-Ebû Dâvûd) 2. Kur'ân-ı kerîmde mânâ…
Hakku’llah
Arapça, Allah hakkı demektir. Bektaşî tâbiridir. Hasat zamanı, baba veya dede vekillerinin, köylülerden topladığı belli miktardaki bir tür vergiye verilen ad. Ayrıca bir baba veya mürid, yolculuğa çıkacağı zaman, kendisine yapılan yardıma d…
Behime-Behâim
Hayvanlar anlamında, Arapça bir kelime. Nefs, tasavvufta bir yönüyle hayvanidir. O yöndeki istekler, behimî olarak vasfedilirler.
Bulagör Bir Biliri
Bu tekerleme bilen kişinin gerçek sırrı ve vahdet âlemini bilebileceğini, bilmeyenin ise, bundan mahrum kalacağını ve bir bilene tâbi olup öğrenmesi gerektiğini anlatır. Bilmeyen talib, bilen ise Mürşiddir.BİLEN SÖYLEMEZ,
Bâin
1. Ayırıcı. Talâk-ı bâin. 2. Tasavvuf'ta bir terim. İnsanlardan uzak olan. (Bkz. Kâin ve Bâin)
Kâdiyânîlik
On dokuzuncu yüzyılda, Hindistan'da Mirzâ Gulâm Ahmed tarafından kurulan bozuk yol. Kurucusunun doğum yeri olan Kâdiyan kasabasına nisbetle bu adla anılmaktadır. İsmine nisbetle, Ahmediyye de denilmektedir. İngilizlerin Hindistan'ı sömürge…
Fîsebîlillâh
Allah yolunda. Bir işin karşılıksız, sâdece Allahü teâlânın rızâsı için yapıldığını ifâde eden bir tâbir.
İn'ikas
Tasavvufta bir büyüğün kalbindeki feyz denilen mânevî ilimlerin talebenin kalbine yansıması.