ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
14 sonuç · toplam 38 · “Belâgat” · 1/1
01Belâgat
1. Sözün düzgün, kusursuz ve yerinde söylenmesi. Kur'ân-ı kerîm gibi ilâhî belâgat ve îcâza (az sözle çok mânâ ifâde etme özelliğine) sâhip bir kitap, yalnız Türkçeye değil, hiç bir dile hakkıyla çevrilemez. (H. Hüsnü Erdem) Kur'ân-ı kerîmi…
İlm-İ Belâgât
Düzgün ve yerinde söz söyleme yolunu öğreten ilim.
müteşâbih
İslâm bilginleri arasında, ayetleri güzel, belâgatli, doğru, veciz ve muciz olmaları özelliği ile değerlendiren ve niteleyen görüşe göre Kur’ân’ırı tamamı m “müteşâbih” terimi ile karşılanmıştır. Kur’ân’ırı bu vasfı “Zümer suresi” nin yirmi…
Cin suresi
Cin suresi a. ((^[ -1 Kur’ân-ı Kerîm’in yetmiş ikinci, iniş sırasına göre kırkıncı suresi olup “A'râf suresi” nden sonra ve “Yâsîn suresi” nden önce Mekke’de nazil olmuş ve yirmi sekiz ayetten meydana gelmektedir. Admı ilk ayetteki “cinn” t…
ilm-i beyân
(ûL ^j ed Üslûp konusu içinde yer alan ve anlatım tarzını inceleyen belâgatin bir bölümü için kullanılan terim
Ulûm-İ İbtidâiyye
Âlet ilimleri; ana ilimleri öğrenmek için yardımcı olan sarf, nahiv, belâgat, mantık vs. gibi ilimler.
Kur'ân-I Kerîm
Allahü teâlânın Cebrâil aleyhisselâm vâsıtasıyla Muhammed aleyhisselâma yirmi üç senede Arabça olarak indirdiği, bize kadar ilk nâzil olduğu şekilde tevâtürle, yalan söylemeleri mümkün olmayan üstün vasıflı insanların bildirmeleri ile gelen…
Beyân İlmi
Düzgün ve yerinde söz söyleme yolunu öğreten belâgat ilminin teşbîh (benzetme), mecâz, kinâye gibi konularını anlatan ilim. (Bkz. İlm-i Beyân)
Bedî' İlmi
Lafz (söz) ve mânâ ile ilgili bâzı san'atlar ile sözün süslenmesini öğreten ilim. Kur'ân-ı kerîm Bedî', Meânî ve Belâğat ilimlerinin incelikleri ile doludur. Arabî lisânın inceliklerini bilmiyen kimse, arabî okuyup yazsa bile Kur'ân-ı kerîm…
Fesâhat
Açık ve düzgün konuşma. Arablarda şiir, edebiyât ve belâgat ve fesâhat her şeyden ileri gidip, en güvendikleri başarıları olduğu hâlde Kur'ân-ı kerîm karşısında bir şey söyleyemediler.Kur'ân-ı kerîme böyle galebe çalamayınca, çokları insafa…
Sec'
Nesirde cümle sonlarının kâfiye şeklinde birbirine uygunluğu. İslâm âlimleri, Kur'ân-ı kerîmin î'câzını (eşsizliğini, mûcize olduğunu) başka başka bildirdiler. Çok kimse, Kur'ân-ı kerîmin nazmı garîb, üslûbu acîbdir yâni bilinenlerden başka…
îcâz
Az söz ile pürüzsüz ve kusursuz olarak çok mânâ ifâde etme. Muhammed aleyhisselâm; " Bu Kur'ân, Allah kelâmıdır, inanmıyorsanız bir âyeti kadar siz de söyleyiniz. Söyleyemezsiniz " buyurdu. O kadar düşman oldukları, el ele verip uğraştıklar…
Zerafet
Zarif, zeki olmak, belağatli konuşmak, hazakat gibi anlamları olan Arapça bir kelime. Maddeden sıyrılmak suretiyle görülen Hakk’ın nurları.
Mu'cize (mûcize)
Peygamberlerden aleyhimüsselâm peygamberliklerine delil olarak Allahü teâlânın izniyle meydana gelen hârikulâde (olağanüstü) haller. Bir şeyin mûcize olabilmesi için şu şartlar lâzımdır: Allahü teâlâ o şeyi mûtâd (alışılmış) sebepler dışınd…