ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1805 sonuç · toplam 4980 · “hal'” · 57/76
01Şehîd (eş-Şehîd)
1. Allah yolunda harb ederken, Allahü teâlânın ism-i şerîfini yüceltmeye (İslâmı yaymaya) çalışırken veya düşman saldırdığında vatan, din ve milletini, ırz ve nâmûsunu müdâfâ ederken ölen müslüman. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyur…
Şehîd-İ âhiret
Bir kimsenin Allah için olan cihâdın hazırlığı esnâsında tâlimlerde veya zulüm ile öldürülmesi veya cihâdda ve eşkıyâ, âsî, yol kesici, gece hırsızla vuruşmada yaralanarak hemen ölmeyip bir namaz vakti çıkıncaya kadar yaşayan veya başka yer…
Şems Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin doksan birinci sûresi. Şems sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). On beş âyet-i kerîmedir. Birinci âyette geçen ve güneş mânâsına gelen şems kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede; Allahü teâlânın insan nefsine iyilik ve kötülü…
Hasîs
Parasını ve malını harcamamak için her türlü sıkıntıya, eziyete katlanan, paraya, mala aşırı düşkün olan; dînen verilmesi îcâb edeni, zekâtı ve sadakayı vermeyen, pinti, eli sıkı olan, bahîl, malda ve ilimde cimrilik eden. (Bkz. Cimri) Hasî…
Allah Deyip Dururuz
Bu ifadelerin dayandığı olay şöyle nakledilir : Bir gün Bektaşî, Mevlevî’ye sormuş :Ne der de dönersiniz? Mevlevî de;Allah deyip döneriz, demiş. Bektaşî bu sözü duyunca şu karşılığı vermiş :Biz de Allah deyip dururuz.Bu anlatıma bakılırsa M…
Şer
Dînin ve aklın zararlı gördüğü şey. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki; Zerre kadar hayır (iyilik) yapan onun mükâfâtını; Zerre kadar şer yapan da onun karşılığını, cezâsını görecektir. (Zilzâl sûresi: 7,8) Kalbe iki yönden baskı gelir. Bi…
Haslet
İnsanın yaratılışındaki huy, mîzâc, tabîat, karakter. Şu dört haslet kimde varsa o hâlis münâfıktır. Bunlardan bir tânesi kendisinde bulunan kimse, onu terk etmedikçe, kendisinde münâfıklıktan bir haslet bulunur. Birincisi emânete hıyânet e…
Haşr
Toplanma, bir araya gelme. Allahü teâlânın bütün insanları, melekleri, cinleri, şeytanları ve diğer hayvan ve kuşları, gökte, yerde, denizde ne kadar büyük ve küçük canlı var ise, hepsini kıyâmet kopmasından (dünyânın son bulmasından) sonra…
Haşr Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin elli dokuzuncu sûresi. Yirmi dört âyet-i kerîme olan Haşr sûresi, Medîne-i münevverede nâzil oldu (indi). Bu sûrede yahûdîlerin ihânetleri ve münâfıkların (inanmadıkları hâlde müslüman görünenlerin) hâlleri, sonunda da Alla…
Hateneyn
İki dâmât; Resûlullah efendimizin iki mübârek dâmâdı olan hazret-i Osman ile hazret-i Ali. Ehl-i sünnet ve cemâat (doğru yolun) âlimleri, Hateneyn'i sevmek lâzım geldiğini bildirmişlerdir. Böylece, bir câhilin çıkıp da Resûlullah'ın Eshâb-ı…
Havâss
Seçilmişler. İlimde ve tasavvuf yolunda yüksek dereceye ulaşmış olan zâtlar. Sultanlar, milletin malını zâlimler ve haydutlardan korudukları gibi; havâss da, avâmın (dînî ilimlerden haberi olmayan câhillerin) îtikâdını (inancını) bid'atçile…
Allah Diyen Mahrum Kalmaz
Bu atasözünde, dil ile Allah diyen değil, can ve gönülle (tefekkürle) kendi varlığını unutacak derecede Allah’ı ananın, mahrum kalmayacağı bildirilmiştir. Burada mahrum kalmazdan kasıt, Allah’ı anan kişinin, sonunda O’na kavuşmasıdır. Şüphe…
Havf Verecâ
Allahü teâlâdan korkmak (havf) ve rahmetini ümid etmek (recâ). Havf gençlikte, recâ yaşlılıkta çok olmalıdır. (Muhammed bin Hasen Can) Havf ve recâ, kul itâat hâlini bırakıp benlik sevdâsına düşmesin diye nefsi bağlayan iki yulardır. (Ebû B…
Havz
Sıvı maddelerin toplandığı yer, büyük su birikintisi, göl. Bir gün Mevlânâ Celâleddîn Rûmî havz kenarındaydı. Yanında kitaplar vardı. Şems-i Tebrîzî gelip kitapları sordu. "Sen bunları anlamazsın." dedi. Şems-i Tebrîzî kitapları suya attı.…
Hayy (el-Hayyü)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Dâimâ hayât sâhibi ve diri olan, hep var, varlığı ezelî ve ebedî (sonsuz) olan. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O, Hayy ve kayyû…
Hayz (hayız)
Sıhhatli bir kızın veya âdet zamânı son dakikasından îtibâren tam temizlik (hiç kan gelmeden en az on beş gün) geçmiş olan kadının önünden çıkan ve Hanefî mezhebine göre en az üç gün (ilk görülmesinden îtibâren yetmiş iki saat), en çok on g…
Hazer Ve Sefer
Memleketinde olma ve sefer, yolculuk hâli. Hastanın hazerde ve seferde farzları sedirde, sandalyede, ayaklarını sarkıtarak oturup, îmâ ile kılmaları câiz değildir. Hasta, yerde veya uzunluğu kıble istikâmetinde olan sedirin üstünde kıbleye…
Hâzır Ve Nâzır
Bulunucu, mevcut olucu ve gören. Allahü teâlâ, her zamanda ve her yerde hâzır ve nâzırdır derler. Halbuki Allahü teâlâ zamanlı ve mekanlı değildir. O halde bu söz görünüşü üzere kalmaz, mecaz olur. Yâni zamansız ve mekansız, hiçbir yerde ol…
Hazkîl Aleyhisselâm
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden veya Allahü teâlânın velî kullarından biri.Yâkûb aleyhisselâmın oğullarından Lâvî'nin neslindendir. Mûsâ aleyhisselâmın vefâtından sonra gönderilen üçüncü peygamberdir. Allahü teâlâ, onun duâsı be…
Hevâ
Nefsin arzu ve istekleri. Nefsini hevâsına tâbi kılıp şehevî arzularının peşinde ömrünü tükettikten sonra Allahü teâlâdan Cennet isteyen ahmaktır. (Hadîs-i şerîf-İhyâ) Nefsin arzû ve isteklerine hevâ denmesi, kimde bulunursa onu Cehennem'e…
Hıkd
Başkasından nefret etmek, kalbinde ona karşı kin, düşmanlık beslemek. Üç şeyden biri bulunmıyan kimsenin bütün günahlarının af ve mağfiret olunması umulur: Şirke (Allahü teâlâya ortak koşmaya) , küfre (imânın gitmesi haline) yakalanmadan öl…
Hıristiyanlık
Îsâ aleyhisselâmın getirdiği hak din olan Îsevîliğin bozulmuş şekli. Hazret-i Îsâ'ya İncîl isminde bir kitab nâzil oldu (indi). Fakat yahûdîler bu kitabı seksen sene içinde yok ettiler. Asıl İncîl'i değiştirerek şahsî düşüncelerin ve bozuk…
Şerh-İ Sadr
1. Peygamber efendimizin çocukluğunda ve peygamberliği sırasında (mîrâc gecesinde) mübârek göğsünün açılarak kalbinin çıkarılması ve yıkanıp ilim, hikmet ve mârifet ile doldurulduktan sonra yerine konması hâdisesi. (Bkz. Şakk-ı Sadr) Yeşil…
Şeyhayn
1. Dört büyük halîfeden ilk ikisi. Hazret-i Ebû Bekr ve hazret-i Ömer için kullanılan lakab. Şeyhayn bu ümmetin en üstünüdür. Beni onlardan üstün sanan, iftirâ etmektedir. İftirâ edeni dövdükleri gibi, onu sopa ile döverim. (Hazret-i Ali) Ş…