ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1805 sonuç · toplam 4980 · “hal'” · 48/76
01Bedevi Topu
Bedevi tarikatında dervişlerin, zikrin en ateşli bir zamanında, ulaştıkları aşırı etkilenme sonucu, etrafa büyük bir heyecan halinde sundukları âyin. Bu esnada müridler hep birlikte bir yerde toplandıkları için, zikrin o aşamasına, bu isim…
Fadîle
Peygamber efendimizin âhiretteki makamlarından biri. Muhammed aleyhisselâm, Peygamberlerin en üstünü, âlemlere rahmettir. Onsekiz bin âlem O'nun rahmet denizinden faydalanmaktadır... Âhirette kendisine; Makâm-ı Mahmûd, Şefâ'at-i kübrâ, Kevs…
Bed-Nâm
Farsça, kötü ün sahibi anlamında bir ifade. Melâmet mertebesi ve hali. Başkasının kınamasına aldırmadan, Allah’ın rızasını hedef alan Melâmi meşrebliler, insanların övgü ve yergisine aldırmazlar.
Fâhiş Fiyat
Piyasa fiyatının üstündeki fiyat. (Bkz. Gaben-i Fâhiş) Esnâfın hepsi fiyatları, fâhiş olarak arttırdığı, millet zarar ve zulüm görür hâle geldiği zaman, hükûmetin, tüccârlara danışarak uygun bir narh yâni kâr haddi koyması câiz olur. (İbn-i…
Bekkâiyye
Kâdiriyye’nin Sudan’daki kolu. Şeyh Ali el-Bekkâ (ö. 1271) tarafından kurulmuştur.
Bektâşiyye
Bektaşî tarikatına mensup olan kişi. Bektâşiye tasavvuf okulu. XIII. asır’da Horasan’dan Anadolu’ya gelen Hacı Bektâş-ı Veli tarafından kurulmuştur. Esas itibariyle Ahmed-i Yesevî tarafından tesis edilen ve Türkler arasında kurulmuş ilk tar…
Lahd (lahid)
Kabir kazıldıktan sonra, kabrin taban sathından kıble cihetine kabir boyunca, içine ölü sığacak kadar genişlik ve derinlikte kazılan yer. Beşikten lahd'a kadar ilim öğreniniz. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs) Meyyit (ölü), lahd içine, sağ ya…
Lahn
Hatâ etmek, doğrudan sapmak. Çoğulu elhândır. 1.Tecvîd ilminde, tecvîd kâidelerine uymamaktan doğan okuyuş hatâsı. Fıkıh kitablarında namaz kılanın namazın farzlarından olan kırâette yaptığı hatâ zelletül-kârî adı altında incelenmiştir. Lah…
Biberiyye
Halil Develioğlu (ö. 1933) tarafından Tarsus’ta kurulmuş bir tasavvuf okulu. Halidiyye-i Nakşibendiyye’nin koludur.
Fârûk
"Doğru ile yanlışı birbirinden ayıran" mânâsına hazret-i Ömer'in lakabı. Bir gün Peygamber efendimize bir münâfık (kalbi ile inanmayıp inanır görünen) ve bir yahûdî bir dâvâ ile geldiler. Peygamber efendimiz aralarında hükmeyledi. Yahûdînin…
Olmak
Olgunlaşmanın üç merhalesi, “Kendini bilen, Rabbini bilir, fehvasınca, bir insanın olabilmesi için, kendini bilerek, tanıyarak, Rabbisini bulması gerekir.BÎ-MÂR,
Bahtiyâr
Tâlihli, mes'ûd, mutlu. Bahtiyâr kişi, her zaman bulunduğu hâlden memnun, dâimâ nasîbine râzı ve şükredici olup, kimseye ihtiyâcını arzetmez. (Ahmed Rıfat) Ey mes'ûd ve bahtiyâr kardeşim! Amel ve ibâdet, niyet ile dürüst ve doğru olur. Kâfi…
Barnabas İncîli
Hazret-i Îsâ'nın havârîlerinden biri olan Barnabas'ın, Îsâ aleyhisselâmdan görüp işittiklerini doğru şekilde yazıp derlediği İncil. Îsâ aleyhisselâm, Allahü teâlâ tarafından göğe kaldırılınca, hakîkî İncil kaybolup İncil adıyla bir takım ki…
Bedevî
Sahrada, çölde ve vahada göçebe halde yaşayanlar. Medîne-i münevvere çevresindeki Müzeyne, Cüheyne, Eslem, Eşca' kabîleleri bedevî idi. Peygamber efendimiz Hudeybiye sulhünün yapıldığı sene umre için Mekke'ye gitmeye karar verdikleri sırada…
Bedr Gazvesi
Peygamber efendimizin Mekkeli müşriklerle yaptığı ilk savaş. Bu muhârebede müslümanlar üç yüz on üç, müşrikler bin kişiydi. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Bedr muhârebesinde düşmana nisbetle daha az ve zayıf olduğunuz hâlde…
Belâ
Allahü teâlânın insanları imtihan etmek, denemek için verdiği maddî ve mânevî üzüntü, sıkıntı, musîbet, âfet. Kulumu bir belâ ile ibtilâ (imtihân) ettiğim vakit sabreder ve ziyâretçilerine beni şikâyette bulunmazsa, ona etinden iyi et, kanı…
Müstağnî
1. Başkasına muhtâç olmayan. Allahü teâlâ bütün varlıklardan müstağnîdir. Bütün canlılar îmân etse, itâat etse, O'na hiçbir faydası olmaz. Bütün âlem kâfir (inançsız) olsa, azgın taşkın olsa, karşı gelse O'na hiçbir zarar vermez. (Mevlânâ H…
Müsta'mel Su
Abdestte veya gusülde veya kurbet için (yemekten önce ve sonra, sünnet olduğu için el yıkamak gibi) kullanılan su. (Bkz. Mâ-i Müsta'mel) Müsta'mel su, İmâm-ı a'zam'a göre kaba necâsettir. Müsta'mel suyu içmek ise mekrûhtur. (Halebî)
Benî İsrâil (isrâiloğulları)
Ya'kûb aleyhisselâmın, on iki oğlundan gelen evladı ve torunları. Ya'kûb aleyhisselâmın diğer adı İsrâîl olduğu için, soyundan gelenler bu isimle anılmışlardır. Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Îsâ bin Meryem de bir zamanla…
Beyyine Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin doksan sekizinci sûresi. Beyyine sûresi Medîne'de nâzil olmuştur (inmiştir). Sekiz âyettir. Birinci âyet-i kerîmede açık delîl mânâsına olan el-Beyyine kelimesi sûreye ad olmuştur. Bahsedilen beyyine, Peygamber efendimizdir…
La'net (lânet)
Bedduâ; bir kimsenin kötülüğünü, Allahü teâlânın af ve merhametinden mahrum olmasını, ihânet edenlerin veya kötülüklerin gerektiği cezâya çarptırılmasını istemek. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruluyor ki: Allahü teâlâ ve Resûlüne eziyyet edenl…
Al Külahını Eyvallahı İçinde
Dayanılmayacak hallerde söylenegelen bir atasözü. Dayandığı yer olarak şu olay anlatılır : Çabuk sıkılan biri derviş olmuş, teslimiyet gereği her emre eyvallah demeyiöğrenmiş. Ancak zamanla, emirler ağırlaşmaya başlamış, ağırlaştıkca de can…
Latîf (el-Latîf)
1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından. Lütf ve ihsân edici, dâimâ güzel muâmelede bulunan. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Gözler O'nu idrâk edemez. Ama O, gözleri idrâk eder. O latîftir, (her şeyden) haberdârdır. (En'âm…
Müctehid-İ Fiş-Şer'
Dînî hükümleri, Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden çıkarırken, kendine mahsûs kâide ve usûl koyan mezheb sâhibi müctehid. Buna müctehid-i mutlak da denir. (Bkz. Müctehid-i Mutlak) Dört mezhebdeki fukahâ (dînî hükümleri bildiren fıkıh âli…