ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
34 sonuç · toplam 45 · “Şühûd” · 2/2
01Mükâşefe
Kalb gözü ile görmek. Tasavvuf yolunda olanların kalbine gelen müjdeler üç kısımdır. Bunlar; rüyâ, vâkıa (uyku ile uyanıklık arasında) ve mükâşefeler hâlindedir. Mükâşefelerle gelen müjdelerin yüzde doksanı hak ve hakîkate uygundur. Mükâşef…
îmân-I Gaybî
Allahü teâlânın zâtı, sıfatları, âhiret, melekler, Cennet, Cehennem, Mîzân, Sırat gibi gözle görülmeyen şeylere görmeden inanmak. Îmân-ı gaybî, îmân-ı şühûdîden (görerek inanmak) daha üstündür. Çünkü peygamberlerin îmânı, îmân-ı gaybîdir. (…
Abdu’l-Mübdi
el-Mübdi, ilkin yaratan demektir. Allah’ın, ibdâına (ilk yaratıcılığına) muttali kıldığı (ibda sırrına erdirdiği) kuldur. Halk ve emrin başlangıcını görür, ilk yapılan hayırları, Allah’ın izniyle başlatır.ABDU’L-MUCîB: el-Mücîb, dualara kar…
Cem’u Fark
Arapça. Toplanma ve ayrılma. Kuşeyrî’den bu iki terimin kısa açıklamasının şu şekilde olduğunu öğreniyoruz: Fark, sana nisbet olunan ve cem’, senden alınandır. Yani, kulluğun yerine getirilmesine ve kulun hallerine layık veya ait olan işler…
Hazarat-I Hams
Arapça, beş hazret demektir. Kudret ve onun temsilcileri yerinde kullanılır. Bu, Allah’tan zuhur ve sudur eden varlıkların geçirdikleri beş âlemdir. Bu beş âlem şunlardır: 1. Mutlak Gayb hazreti. ilim hazreti alemindeki âyân-ı sabite, burad…
İstitar
Arapça, gizlenme demektir. Kul ile gaybın şuhudu arasında, beşeriliğin engel olmasına istitâr denir.Peşinden tecellî gelen istitâr, seninle eşya arasında perde olur, böylece eşyayı (nesneleri) göremezsin.
Kusûdiyye
Mutasavvıflar üçe ayrılır: 1-Kusûdiyye, 2- Şuhûdiyye, 3- Vücûdiyye. Kusûdiyye; sûfinin kendi kasıt, irade ve gayesini Allah’ın kasıt ve iradesinde eritmesi, yok etmesidir. Buna “fena fi’l-kusûd” denir.
Seb’atu Ebhur
Yedi deniz manasına Arapça bir ifâde. Tasavvuf yoluna girenlerin takip ettikleri yedi meşreb, yedi yol: Sekr, vecd, berk, hayret, şuhûd, nûr-ı kurb, velâyet-i vücûd.
Secde-İ Kalb
Arapça, kalbin secdesi demektir. Kaşanî bu tabiri şöyle açıklar: Şühud sırasında Hak’ta fani olmaktır. O bu halde vücud uzuvlarını kullanamaz.
Mutlak Fenâ
Allahü teâlâdan başka her şeyin kalbden çıkıp, isimlerinin bile unutulması. (Bkz. Fenâ) Mutlak fenâ hâsıl olmadıkça, Hakk'ın şühûdü (yâni Allahü teâlânın kalbe tecellîsi) mümkün değildir. (Ahmed Fârûkî) Sonsuz kavuşmak ve devamlı huzur anca…