Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

315 sonuç · toplam 517 · “Ma'nevî” · 11/14

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mıska

Şifâ âyet-i kerîme ve duâlarının yazılı olduğu kâğıt, muska. (Bkz. Rukye) Kur'ân-ı kerîm ile ve duâ ile olan mıskaları yapmak ve kullanmak câizdir ve insanı korurlar. Kur'ân-ı kerîm maddî ve mânevî her derde şifâdır ve her harf mübârektir,…

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kutb-İ Medâr

Âlemin nizâmı ile alâkalanan, bolluk-kıtlık, sağlık-hastalık, barış-savaş, rızık, yağmur ve benzeri olaylarla vazîfeli kılınan büyük zât. Kutb-ül-aktâb, Kutb-ül-ebdâl da denir. Kutb-i medâr, her zaman bulunur. Resûlullah sallallahü aleyhi v…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Alak Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin doksan altıncı sûresi. Alak sûresi, Mekke-i mükerremede nâzil olmuştur (inmiştir). On dokuz âyet-i kerîmedir. "İnsanı kan pıhtısından yarattı" meâlindeki ikinci âyet-i kerîmede (kan pıhtısı) mânâsına gelen "alak" kelimesi b…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

âl-İ İmrân Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin üçüncü sûresi. Âl-i İmrân sûresi, Medîne-i münevverede nâzil olmuştur (inmiştir). İki yüz âyet-i kerîmedir. Otuz üçüncü âyet-i kerîmede geçen Âl-i İmrân kelimesi sûreye isim olmuştur.Sûrede, Allahü teâlânın birliği, yüce sı…

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ezân-I Cavk

Bir kaç müezzinin bir ezânı birlikte okumaları. Ezân-ı cavkta, müezzinlerin bir arada okudukları yanık, hazîn sesler uzaktan işitildiğinde, kalblere ve rûhlara te'sir etmekte, insanları vecde getirmekte, mânevî coşkunluk vermektedir. Asırla…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Bâtın Oku

Manevî olarak edebe getirilme işine ve evliya sillesine bu ad verilir. Zulmeden biri, umulmadık, beklenmedik bir derde maruz kalınca, ansızın gelen bu gibi acı olaylar, “erenlerin bâtın kılıcına uğradı”, “bâtın okuna geldi” gibi deyimlerle…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Azîzan

Azizler. Kelimenin sonundaki ân takısı Arabça'da ikilik, Farsça'da çokluk ifâde eder. 1. "İki azîz (velî)" mânâsına İslâm âlimlerinin ve evliyânın büyüklerinden Ali Râmitenî hazretlerine verilen lakab. Bir defâsında Ali Râmitenî hazretlerin…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Fâil-İ Muhtâr

İstediğini yapan. Allahü teâlâ fâil-i muhtârdır. Hiçbir işi yapmaya mecbûr değildir. Yaptıkları şey için de kimse O'na bunu niçin yaptın diyemez. Eski Yunan felsefecileri, akılları ermediğinden, Allahü teâlânın fâil-i muhtâr olduğunu inkâr…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Belâ

Allahü teâlânın insanları imtihan etmek, denemek için verdiği maddî ve mânevî üzüntü, sıkıntı, musîbet, âfet. Kulumu bir belâ ile ibtilâ (imtihân) ettiğim vakit sabreder ve ziyâretçilerine beni şikâyette bulunmazsa, ona etinden iyi et, kanı…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ledünnî İlmi

Allahü teâlânın vergisi, ihsânı olan mânevî ilim. (Bkz. İlm) Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Orada kendi indimizden bir rahmet (vahy ve nübüvvet veya uzun ömür) verdiğimiz ve ona ledünnî ilmi öğrettiğimiz kullarımızdan birin…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Müdrike

İdrak edici, anlayıcı, bilici kuvvet. İnsan rûhu, yalnız insanlarda bulunur. Bu rûhun da iki kuvveti vardır. İnsan, bu iki kuvvetile hayvanlardan ayrılmaktadır. Bu iki kuvvetten birisi idrâk edici olan Kuvve-i âlime ve müdrike denilen bilic…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sükûn

Arapça, sakin, hareketsiz olmak demektir. Hakk’ın huzurunda, O’nun inayetinin kuşatması altındaki ruhî rahatlık, sarsıntısız manevî hayat.

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Teşrî

Kânun koyma. Allahü teâlânın ve peygamberlerinin, insan hayâtının maddî ve mânevî bütün yönlerine dâir emir ve yasaklar koyması. Teşrî', Allah ve Resûlüne (peygamberine) âittir. Peygamber efendimiz devrinde teşrî', ilâhî bir veche (durum) a…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mütesavvıf

Gafletten uzak yâni her an Hakk'ı zikreden, kalbini mânevî kirlerden temizleyen ve Allahü teâlâdan başka her şeyi gönlünden çıkaran, rûhunu cenâb-ı Hakk'ın zikri ile (anmakla) süsleyen tasavvuf ehli, velî, mürşid, ahlâk-ı hasene sâhibi. Çoğ…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Feyz

Akma. Peygamber efendimizin mübârek kalbinden, evliyânın kalbleri vâsıtasıyle akıp gelen mânevî bilgiler. Din büyüklerinin yanına boş olarak gelmelidir ki, dolmuş (faydalanmış) olarak dönülebilsin. Onların acıması, ihsânda bulunması için, b…

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Fırka-İ Dâlle

Âyet-i kerîmelere ve hadîs-i şerîflere kendi görüş ve akıllarına göre mânâ vererek, doğru yoldan ayrılıp dalâlete (yanlış ve bozuk yollara) sapmış fırkalardan her biri. Fırka-i dâlleden hiç kimseye evliyâlık kemâlleri (üstünlükleri), mânevî…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Münevver

Kalbi aydınlanmış, mânevî kirlerden ve paslardan temizlenmiş. Allahü teâlâ bir kimseye nûr vermezse, o kimse münevver olamaz. (İmâm-ı Rabbânî) Namaz kalbi temizler kötülükten men eder Münevver olamazsın, namazı kılmadıkça. (M. Sıddîk Gümüş)

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nasîb

1. Ele geçen, kavuşulan. İnsanların en akıllısı, ölümü çok hatırlayandır. Ölümü çok hatırlayan insana, dünyâda şeref, âhirette yüksek dereceler nasîb olur. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Ey Allah'ım! Seni sevmeyi ve seni seveni sevmeyi ve senin sev…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nisbet

1.Soy bakımından bağlılık, mensub olma. Kendisini babasından başkasına nisbet eden, Cehennem'e hazırlansın. (Hadîs-i şerîf-Savâik-i Muhrika) 2. Tasavvufta velî bir zâtla mânevî irtibat, feyz alma, huzûr. Bir velînin kabrinden feyz almak içi…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hâfıza

Hıfz etme (ezberleme) ve hatırda tutma kuvveti. His organları ile duyulmayan fakat duyulanlardan çıkarılan mânâları saklayan mânevî duygu merkezlerinden biri. Hocam Vekî'e hâfızamın zayıflığından şikâyet ettim. Günâhları terketmemi söyledi.…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hüzn (hüzün)

Üzüntü, keder. Sevincin zıddı. Bu, halk arasında kastedilen dünyevî hüzünden başkadır. Tasavvuf yolunda bulunanlara âit bir hâl. Hüzn, insanın kalbini gafletten (Allahü teâlâyı unutmaktan) korur. Hüznü olmayan sâlikin (tasavvuf yoluna girmi…

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sebeb

Vâsıta. Bir işte te'siri olmayan fakat o işin yapılmasını, vücûdunu, var olmasını îcâb ettiren şey. Allahü teâlâ, her şeyin yaratılması için belli şeyleri sebeb yapmıştır. Belli maddeleri, belli şeylere sebeb yaptığı gibi, insanın maddî ve…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hakk-Ul-Yakîn

Bir şeyin hakîkatine kavuşma, mâhiyetine erişme, bulma, tatma. Allahü teâlânın beğendiği ahlâk ile ahlâklanıp, kalb gözünün açılması ve mânevî perdelerin kaldırılması neticesinde elde edilen kesin ilim, bilgi. Evliyânın çoğu, ancak öldükten…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hakîm (el-Hakîm)

1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Hikmet sâhibi, ilmi kâmil, işi güzel, uygun işler yaratıcı ve kullar arasında hükmedici. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Allahü teâlâ hakkıyla bilendir ve Hakîmd…

↗