Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları
1.4.5. Rağbet Rağbet ( ةبغرلا) kavramı, Herevî’nin “Ebvâb” bölümünde yer ver- 724 Âl-i İmrân, 3/31. Bkz. Serrâc, el-Luma‘. Ayrıca bkz. Gazâlî, İhyâ, IV, 431. 725 Bakara, 2/165. Bkz. Serrâc, el-Luma‘; Hücvîrî; Gazâlî, İhyâ, IV, 390. 726 Bkz. Serrâc, el-Luma‘. 727 Taha, 20/41. 728 Kelâbâzî. 729 Ahzâb, 33/4. 730 Gazâlî, İhyâ, IV, 417. Gazâlî, muhabbet kavramı ile ilgili daha başka âyetler de eserine almıştır.
Saf, 61/4 ve Bakara, 2/222 bunlar arasında sayılabilir.
Bkz.
Gazâlî, İhyâ, IV, 431.
Kuşeyrî’nin muhabbet kavramı ile ilgili bazı hadisleri de eserine aldığı görülmektedir. Örnek olarak şu hadisi burada zikredebiliriz: (هُءَاقَلِ هُلَّلا بَّ حَ أَ هِلَّلا ءَاقَلِ بَّ حَ أَ نْ مَ...) “Kim Allah’a kavuşmayı arzu ederse, Allah da o kimseye kavuşmayı arzu eder. Kim de Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da o kimseye kavuşmaktan hoşlanmaz.” Buhârî, Rikâk, 41, no.
6507; Müslim, Zikir ve dua ve tevbe ve istiğfar, 14, no.
6820.
diği makamlardan biridir.731 Diğer tasavvuf kaynaklarında müstakil olarak ele alınmamıştır.
Sözlükte “arzu, istek, talep, emel, ümit ve genişlik” anlamlarına gelmektedir.732 Tasavvufta ise başta Allah’a karşı hissedilen arzuyu ifade etmekle birlikte, onun rahmeti ve mağfiretine dair duyulan arzu ve isteği anlattığı bilinmektedir.
Herevî’ye göre rağbetin üç türü bulunmaktadır.
İlki haber ehlinin rağbetidir ki bu rağbet bilgiden kaynaklanmakta olup sahibini çalışmaya, r uhsatlardan kaçınıp azimet ile amel etmeye sevk eder.
İkincisi hâl ehline ait olup Hak’tan başka hiçbir şeye ilgi duyulmasına imkân vermeyen rağbettir. Üçüncüsü ise müşâhede sahiplerinin rağbetidir.
Bu rağbet takvâ ve himmet ile birliktedir. Müşâhede sahiplerinin rağbetinde tefrikaya yer yoktur.
Herevî’ye göre rağbet recâdan daha üstün bir mertebedir.
Nitekim recâ bir nevi ümit olup gerçekleşmesi kesin değildir.
Rağbet ise gerçekleşmeye daha yakındır.733 Herevî’nin rağbet kavramı ile ilgili olarak istişhâd ettiği âyet şöyledir:.
ابًهَ رَ وَ ابًغَ رَ انَنَوعُ دْ يَوَ “Bize rağbet (af ve mağfiret ümidi) ve r ehbetle (azap korkusu ile) dua ederlerdi.”734 Âyette ifade edilen rağbet, tefsirlerde “Allah’ın rahmetini, af ve mağfiretini ümit etmek, arzulamak ve cenneti ümit etme” gibi şekillerde anlaşılmıştır.735 Tefsirlerde yapılan bu açıklamaların mutasavvıfların rağbet kavramı ile kastettikleri genel anlam ile örtüştüğü görülmektedir.
Buradan yola çıkarak tasavvuftaki rağbet kavramının Kur’an kaynaklı bir kavram olduğunu söyleyebiliriz.
1.5.
Diğer Kavramlar Buraya kadar ele alınan başlıklarda ahlâk, nefis terbiyesi, bilgi ve muhabbet gibi ana konular altında işlenebilecek kavramlar verilmişti.
Bu başlık altında ise her biri tasavvufun muhtelif yönlerine ve konularına işaret eden ve belli başlıklar altında gruplandırılamayan bazı kavramlar ele alınacaktır. 731 Herevî. 732 Halîl b. Ahmed, Kitâbü’l-ayn, II, 133; İbn Fâris, Mu‘cemü mekâyisi’l-luga, II, 415; Râgıb el- İsfahânî. 733 Bkz.
Herevî. 734 Enbiyâ, 21/90. Bkz. Herevî.
735 Bkz.
Taberî, Tefsîr, XVI, 389; Vâhidî, el-Vasît, III, 250.
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, isteme, arzulama demektir. Nefsin sevaba, kalbin hakikate, sırrın Hakk’a rağbet etmesine denir. Dünyaya veya âhirete duyulan meyle de rağbet denir.