Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
mürsel hadis a. bk. mürsel Mürselât suresi a. ] Kur’ân-ı Kerîm’in yetmiş yedinci, iniş sırasma göre otuz üçüncü suresi olup “Hümeze suresi” nden sonra ve “Kaf suresi” nden önce Mekke döneminde nazil olmuştur ve elli ayetten meydana gelmektedir. Adını ilk ayetteki “mürselât” [gönderilenler) sözünden alan bu surenin özünde, evrenin idaresinde görevli olarak melekler, rüzgârlar, peygamberler ve Kur’ân-ı Kerîm’in ayetleri gösterilir, inkârcıların uğrayacağı hüsran üzerende durulur. Yine ilk ayette geçen “ve’l-mürselâtı urfen” sözünden dolayı bu surenin “Urf suresi” olarak da anıldığı söz konusudur.
Dinî Terimler Sözlüğü
Sahâbe-i kirâmın (Resûlullah efendimizin sohbetinde yetişen mübârek insanların) ismi söylenmeyip, Tâbiîn'den (Sahâbe-i kirâmı görüp, sohbetinde yetişen kimselerden) birinin, doğruca, Resûl-i ekrem buyurdu ki, diyerek bildirdiği hadîs-i şerîfler. (Bkz. Hadîs)
İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe hazretleri, ictihâdında (Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden çıkardığı hükümde) sünnete tâbi olmakta herkesten ileri gitmiş, mürsel hadîsleri bile, müsned hadîsler (Peygamber efendimizden rivâyet eden sahâbînin ismi de bildirilen hadîs-i şerîfler) gibi, sened (delîl) olarak almış ve Eshâb-ı kirâmın sözlerini, kendi ictihâdının (re'yinin, hükmünün) üstünde tutmuştur. Onların, Peygamber efendimizin yanında, sohbetinde bulunmak şerefi ile kazandıkları derecelerin büyüklüğünü, herkesten daha iyi anlamıştır. (Müfti Mahmûd Efendi, Tahtâvî)