Ara
Menü
ذ

Husûsü’l-Husûs

Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları

Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları · Mahmud Esad Erkaya

2.2.4.

Husûs ve Husûsü’l-Husûs Tasavvufta genel olarak müminler ve özel olarak da sûfîler içinde bulundukları manevî makam ve mevkilerine göre bazı derecelere ayrılmışlardır.

Bunlar arasında iki önemli dereceyi ifade eden husûs ( صوصخلا) ve h usûsü’l-husûs ( صوصخلا صوصخ) kavramları Serrâc’ın, eserinde, Kur’an’dan delil getirerek açıkladığı iki terimdir.441 Sözlükte kök olarak “tek, ayrı, ayrıcalıklı, özel ve mümtâz” gibi anlamlara gelen husûs,442 haller ve makamlarda ilerlemekte olan sûfîleri, daha yüksek bir mertebeyi gösteren h usûsü’lhusûs kavramı i se makam ve halleri aşmış sûfîleri ifade etmektedir.

Nitekim Serrâc, husûs ehlinin müminlerden kendilerine Allah’ın hakikatler, makamlar ve haller tahsis ettiği kimseler olduklarını belirtmektedir.

Serrâc’a göre h usûsü’l- husûs ise tefrîd ve tecrîd ehlidirler.

Bu kimseler hal ve makamları geçip kurtuluş yollarını kat etmiştirler.443 Serrâc husûs ve h usûsü’l- husûs kavramları için şu âyeti delil getirmektedir: قٌ بِاسَ مْ هُ نْمِ وَ دٌ صِ تَقْ مُ مْ هُ نْمِ وَ هِ سِ فْ نَلِ مٌ لِاظَ مْ هُ نْمِ فَ انَدِ ابَعِ ْنِم اَنْيَفَطْصا َنيِذَّلا َباَتِكْلا اَنْثَرْوأَ َّ مُث.

رُ يبِكَ لْا ُلْضَفْلا َوُه َكِلَذ ِهلَّ لا ِنْذِٕاِب ِتاَرْيَخْلاِب “Biz bu kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere miras bıraktık.

Onlardan bazıları (bu emanetin hakkını vermemekle) kendilerine zulmeder.

Bazıları orta bir yol takip eder.

Bazıları ise Allah’ın izniyle bu emanetin hakkını verme hususunda en önde gider. İşte gerçek fazilet budur!”444 Serrâc’a göre, âyetteki (ٌدِصَتْقُم) “ortada olanlar” husûs (قٌ بِاسَ ) “önde gidenler” ise husûsü’l- husûs ehlidir.445 441 Serrâc, el-Luma‘. 442 Halîl b.

Ahmed, Kitâbü’l-ayn, I, 413; İbn Fâris, Mu‘cemü mekâyisi’l-luga, II, 152; Cevherî, Sıhah, III, 1037; Râgıb el-İsfahânî. 443 Serrâc, el-Luma‘. 444 Fâtır, 35/32. Bkz. Serrâc, el-Luma‘, s.

289.

445 Serrâc, el-Luma‘, s.

289.

Tefsirlere bakıldığında bu âyette ifade edilen seçilmiş kimseler ile ü mmet-i Muhammed’in tamamının kastedilmiş olduğu, bununla birlikte ümmetin de Allah’a itaat hususunda orta halli ve önde gidenler şeklinde bazı dereceleri olduğuna dair yorumlar yapılmış olduğu görülmektedir.446 Sûfîler Kur’an’daki bu ayrımdan esinlenerek tasavvuf ehlini birtakım derecelere ayırmışlardır.

Nasıl ki Kur’an’da insanlar ve özel olarak müminler bazı sınıflara ayrılmışsa, sûfîlerin de buna benzer bir şekilde kendi makam ve derecelerini oluşturmalarında bir sakınca görülmemiştir.

Bu açıdan bakıldığında söz konusu âyetin husus ve husûsü’l- husûs kavramlarının oluşumuna kaynaklık ettiğini söylemek mümkündür.

Fakat âyette ifade edilen orta yoldakiler ve öncülerin tasavvuftaki husûs ve husûsü’l- husûs kavramlarına yüklenen anlamı tam olarak karşıladığını söylemek pek mümkün gözükmemektedir.

Bu âyetin müminlerin belli derecelerde olduğu kanaati için bir delil olabileceği açıktır.

Fakat bu derecelerin tasavvuftaki makam ve derecelere tekabül etmesi ancak işârî yorumlar ile mümkün olmaktadır.

Sözlüğe dön