Ara
Menü
ذ

Hikmet-İ Meskûtun Anha

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-10117
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, anlatılamayan hikmet demektir. Rüsum âlimlerinin ve avam tabakasının anlayamadığı hakikat sırları. Bu konuya şu hadis örnek getirilir: Peygamber Efendimiz (s), bir gün ashabıyla Medine sokaklarından geçerken önüne bir kadın çıkarak, yemin ile bahçesine davet eder. Hz. Peygamber (s), ashabıyle birlikte bu davete icabet eder. Görür ki, kadıncağızın çocukları, alevli bir ateş etrafında oynuyorlar. Kadın, Hz. Peygamber (s.)’e “Ya Rasulallah Allah mı kullarına daha merhametli, yoksa ben mi çocuklarıma daha merhametliyim?” diye sorar. Hz. Peygamber (s)’e “Allah daha merhametlidir. Çünkü erhamürrâhimin (acıyanların en acıyanı) dir.” karşılığını verir. Kadın bunun üzerine “çocuklarımı ben, hiç şu âteşe atmayı ister miyim?” sorusunu yöneltir. Hz. Peygamber (s) “hayır” karşılığını verir. Bunun üzerine kadın “öyleyse kullarına daha çok acıyan Allah, kullarını ateşe nasıl atar?” deyince, Hz. Rasulullah (s) gözlerinden yaşlar dökerek “bana böyle vahyolundu” cevabını verir. işte bu tür ince sırlar, herkese anlatılmaz. Zira dinleyen anlamaz ve bunun sonucu olarak da sapıtır.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-11769
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, anlatılamayan hikmet demektir. Rüsum âlimlerinin ve avam tabakasının anlayamadığı hakikat sırları. Bu konuya şu hadis örnek getirilir: Peygamber Efendimiz (s), bir gün ashabıyla Medine sokaklarından geçerken önüne bir kadın çıkarak, yemin ile bahçesine davet eder. Hz. Peygamber (s), ashabıyle birlikte bu davete icabet eder. Görür ki, kadıncağızın çocukları, alevli bir ateş etrafında oynuyorlar. Kadın, Hz. Peygamber (s.)’e “Ya Rasulallah Allah mı kullarına daha merhametli, yoksa ben mi çocuklarıma daha merhametliyim?” diye sorar. Hz. Peygamber (s)’e “Allah daha merhametlidir. Çünkü erhamürrâhimin (acıyanların en acıyanı) dir.” karşılığını verir. Kadın bunun üzerine “çocuklarımı ben, hiç şu âteşe atmayı ister miyim?” sorusunu yöneltir. Hz. Peygamber (s) “hayır” karşılığını verir. Bunun üzerine kadın “öyleyse kullarına daha çok acıyan Allah, kullarını ateşe nasıl atar?” deyince, Hz. Rasulullah (s) gözlerinden yaşlar dökerek “bana böyle vahyolundu” cevabını verir. işte bu tür ince sırlar, herkese anlatılmaz. Zira dinleyen anlamaz ve bunun sonucu olarak da sapıtır.</p>

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, anlatılamayan hikmet demektir. Rüsum âlimlerinin ve avam tabakasının anlayamadığı hakikat sırları. Bu konuya şu hadis örnek getirilir: Peygamber Efendimiz (s), bir gün ashabıyla Medine sokaklarından geçerken önüne bir kadın çıkarak, yemin ile bahçesine davet eder. Hz. Peygamber (s), ashabıyle birlikte bu davete icabet eder. Görür ki, kadıncağızın çocukları, alevli bir ateş etrafında oynuyorlar. Kadın, Hz. Peygamber (s.)’e “Ya Rasulallah Allah mı kullarına daha merhametli, yoksa ben mi çocuklarıma daha merhametliyim?” diye sorar. Hz. Peygamber (s)’e “Allah daha merhametlidir. Çünkü erhamürrâhimin (acıyanların en acıyanı) dir.” karşılığını verir. Kadın bunun üzerine “çocuklarımı ben, hiç şu âteşe atmayı ister miyim?” sorusunu yöneltir. Hz. Peygamber (s) “hayır” karşılığını verir. Bunun üzerine kadın “öyleyse kullarına daha çok acıyan Allah, kullarını ateşe nasıl atar?” deyince, Hz. Rasulullah (s) gözlerinden yaşlar dökerek “bana böyle vahyolundu” cevabını verir. işte bu tür ince sırlar, herkese anlatılmaz. Zira dinleyen anlamaz ve bunun sonucu olarak da sapıtır.

Sözlüğe dön ←