Ara
Menü
ذ

dalâlet

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

Sözlük anlamı “Yok olmak, kaybolmak, şaşırmak” olan bu söz, “Bilerekya da farkında olmayarak doğru yoldan ayrılmak, sapmak veya azmak. ” olarak nitelenmiş ve “Haktan ayrılarak bâtıla yönelme, İlâhî emirlere baş kaldırma ve aykırı davranma. ” olarak da terim niteliği kazanmıştır.

Sosyal hayatta ise toplumun ortak değer yargılannı, inanç ve düşünce dünyasmı hiçe sayma veya onları çiğneme olarak telâkki edilmiştir. Dinî inançlar düzleminde ise farklı açılardan yorumlanan dalâlet, Yahudilikte Hz. Musa’nm tebliğ ettiği İlâhî kurallara uymama ve onlara karşı çıkma olarak nitelenmiş; Hristiyanlıkta, teolojik konularda aykırı fikirleri savunmak olarak değerlendirilmiş; İslâmiyette ise Hak yolundan sapmak, haram olana yönelmek, biçiminde anlamlandırılmıştır.

Kur’ân-ı Kerîm’de türemiş biçimleriyle 218 ayette söz konusu edilen bu terim, mealen “küfür ve inkâra yönelen sapıklık’ olarak gösterilmiştir. Hz. Peygamber de Kur’ân-ı Kerîm’de geçen anlamlarıyla dalâlet konusunu gündeme getirmiş; hatta dualarında, “Dalâlete düşmekten, düşürülmekten, başkalarının sapıklığa düşmesine sebep olmaktan Allah’a sığınırım.

” demeyi dilinden düşürmemiştir.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Sapıklık, yoldan çıkma. Peygamber efendimizin ve Eshâbının bildirdiği doğru yoldan ayrılma, sapma.

Allahü teâlâdan korkunuz! Sözümü iyi dinleyiniz ve itâat ediniz. Ben öldükten sonra gelecekler, çok ayrılıklar göreceklerdir. O zaman benim ve halîfelerimin yolumuza sarılınız. Dinde yeni ortaya çıkan şeylerden kaçınınız. Çünkü bu yeni şeylerin hepsi bid'attir. Bid'atlerin hepsi dalâlettir, doğru yoldan ayrılmaktır. (Hadîs-i şerîf-Ebû Dâvûd, İ bn-i Mâce)

Ümmetim dalâlet üzerinde icmâ' etmez (birleşmez). (Hadîs-i şerîf-Beyhekî)

Sözlerin en iyisi, Allahü teâlânın kitâbıdır. Yolların en iyisi, Muhammed'in (aleyhisselâm) gösterdiği yoldur. İşlerin en kötüsü bu yolda yapılan değişikliklerdir. Bid'atlerin hepsi dalâlettir, sapıklıktır. (Hadîs-i şerîf-Müslim)

Eshâb-ı kirâm Peygamberimizden (sallallahü aleyhi ve sellem) işitip öğrendiklerini gençlere bildirdiler. Zamanla insanların kalbleri karardı. Hele bâzıları, yeni müslüman

olanlar, Kur'ân-ı kerîmden kendi noksan akılları ve kısa görüşleri ile mânâ çıkarmağa kalkıştılar. Peygamber efendimizin bildirdiklerine uymayan şeyler anladılar. İslâm düşmanları da bu bölünmeyi, parçalanmayı körükledi, böylece yetmiş iki türlü dalâlet ve sapıklık yolu meydana geldi. (Kutbuddîn İznikî)

Sözlüğe dön