Ara
Menü
ذ

Ayn

عين

Köken ve kullanım

i. ar.

عين

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

  1. Göz, öz, kaynak, çeşme, halis, mal, zihnin dışındaki varlık.
  2. tas, Bir şeyin Allah'ın ilmindeki sureti.

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

Sözlük anlamı “Göz, göze, su kaynağı, bir şeyin özü veya aslı” olan bu söz, kelâm ilminde “Boşlukta kendi başına veya başlı başına yer tutan varlık veya cevher. ” anlamında bir terim olarak kullanılmıştır. Tasavvufta ise kullanım alanı daha geniş bir özellik gösterir.

Bu alanda ise “Allah'ın zatı” veya “Her şeyi Allah’ın zatında görme” olarak nitelenmiştir. § tam. ayne’l-yakin a.

(j^l ^) tas. Gözlem yoluyla elde edilen ve doğruluğu kesin olan bilgi. İslâmî kaynaklarda doğru bilginin kriterleri üç kategoride ifade edilmiştir.

Bunlar, ayne’l-yakîn (gözlem ve duyu yollaryla elde edilen bilgi), ilme’l-yakîn (akla ve İlmî delillerle edinilen bilgi) (bk. bu madde), hakka’l-yakîn (iç duyuya da tecrübe ile elde edilen bilgi) (bk. bu madde).

aynü’l-cem a. (^Ij^) tas. Kulun İnsanî vasfını bırakarak kendisinde Allah’ın benliğini bulması durumu, aynu’l-lah.

aynü’l-fenâ a. (Lîllj^) tas. Tasavvuf ehlinin hiçbir şeye veya hiçbir şeyin tasavvuf ehline sahip olmaması durumu.

aynü’l-hayât a. (oLJIj^) tas. bk.

âb-ı hayât aynü’l-lah a. (dil^) tas. bk.

aynü’l-cem aynü’l-muhabbet a. (-. ^.

11 ^1 tas. Allah insanların nesini seviyorsa onu sevmek, nesini sevmiyorsa onu sevmemek durumu. aynü’t-tevMd a.

(j^i j^ tas. Bütün eylemlerin fail olarak Allah’ı görme duru mu.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Birşeyin kendisi.

1. Boşlukta yer kaplayan ve ağırlığı olan yâni tartılabilen her şey, madde, cisim.

Dünyâ ayn ve araz (özellikler) dan meydana gelmiştir. Meselâ kalem, silgi birer ayndır. Bunların rengi, kokusu ise, arazdır. (Seyyid Şerîf Cürcânî, Teftezânî)

2. Alış-verişte, belli, meydanda, mevcut ve hâzır olan veya hâzır olmayıp da bulunduğu yeri, cinsi, miktârı belli edilen mal.

Alış-verişte söz kesilirken, ayn olan malın kendisini vermek lâzımdır. Benzeri hattâ daha iyisi olması için müşteri (alıcı) zorlanamaz. Fakat müşteri rızâsı ile alırsa mukâyada satışı, yâni belli bir malı, başka belli bir mal, ile değiştirmek olur. (İbn-i Âbidîn)

Altın ve gümüşten başka mallar, söz kesilirken tâyin etmekle (belirlemekle) ayn olurlar. Deyn olan (tâyin edilmeyen) mal altın ve gümüş, sözleşmede ayrılmadan önce kabz olunmakla (eline almak ve cebine koymakla) ayn olurlar. (İbn-i Âbidîn)

3. İnsanın zekât için ayırdığı ve yanında hazır bulunan malı.

Ayn olan malın zekâtını ayn olarak vermek lâzımdır. Ayn olan malın kırkta biri ayrılıp verilir. (İbn-i Âbidîn)

Deyn olan (başkasında bulunan) malın zekâtı, ayn olarak verilir. Yâni, başkasında bulunan malının zekâtını, hazır olan malından vermek lâzımdır. Hâzır malı yoksa başkasındaki malından zekât miktârını isteyip, teslim alıp, sonra bu fakire verilir. (İbn-i Âbidîn)

Ayn olan malın zekâtını deyn olarak vermek câiz değildir. Yâni hâzır olan malın zekâtı olarak fakirdeki alacağını bu fakire bağışlamak câiz değildir. (İbn-i Âbidîn)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, pınar, göz vs. gibi anlamları taşıyan bir kelime. Araz olmayan. Kendi kendine var olan. Varlığı kendinden olan.

Sözlüğe dön