Tasavvuf Sözlüğü
Ateş-baz, Farsça’da “ateşle oynayan” demektir. Mevlevî Tarikatında, Muhammed Bahaeddin ve oğlu Mevlana’ya hizmet eden Muhammed Hâdim’in lakabı. Tekkede, mutfakta görevliydi. Yemek yaparken, devamlı ateşin önünde bulunduğundan bu şekilde isimlendirilmiştir. (684/1285)’ de vefat etmiştir. Türbesi Meram yolu üzerindedir.
Tasavvuf Sözlüğü
OCAĞI Mevlevi tekkesinde, lokma pişirilen ocağın bulunduğu mutfak.
Tasavvuf Sözlüğü
MAKAMI Mevlevi tekkesinde, dervişlerin terbiyesi için ayrılan odada bulunan, beyaz posta, Ateş-bâzı Veli Makamı denirken, kırmızı posta da, Sultan Veled Makamı denirdi. Tahirü’l- Mevlevî’nin “ettim Ateş-bâz-ı Mevlana’ya vakf-ı can ü ten” şeklindeki ifadesi, Mevleviliğe ikrar vererek, çileye soyunmak demektir.ATEŞ-GEDE:Farsça, ateş yanan yere denir. Mecusîler ateşi kutsal kabul ederler, onu söndürmezlerdi. Hak aşıklarının kalbindeki ateş de, aynı şekilde hiç sönmeden yanar.