1520'de cülûs münasebetiyle ulemâya mülâzım verme hakkı tanındığında, Kanûnî'nin hocası Hayreddin Efendi'nin yeterli sayıda talebesi yoktu. Sâlih Çelebi Kemalpaşazâde'den ayrılarak onun talebeleri arasında mülâzım oldu.
Çerçeve. Kınalızâde bu hareketin vefasızlık sayılarak tenkit edildiğini kaydeder. Menkıbe değil, çağdaş bir tezkirecinin ahlâkî hükmüdür; kartta o yüzden ham hâliyle bırakılmıştır.