Ara
Menü

Siz onunla nerede görüştünüz, ah­ bab oldunuz!" diye sorunca o zat, "Müşarünileyhin…

Şeyh Ali Gâlib Vasfi Efendi etrafında nakledilen anlatı

Gelenek içi anlatı

Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.

Ali Galib Vasfi'ye takdim olunmak üzere bir mektub verir. Muhammed De­ de, "Azizim Nazilli'den dışan çıkmış bir kimse degil.dir. Siz onunla nerede görüştünüz, ah­ bab oldunuz!" diye sorunca o zat, "Müşarünileyhin hafuula iki gece huzür-ı saadette bu­ lunduğunu." söyler. Muhammed Dede, azizinin kemalatına esasen vakıf olup, bunun ehl-i beldeye bir eser-i keramet olacağına iman ederek mektubu hamilen avdetinde azizine arz-ı key­ fiyyet eylemiş, mktubu takdim etmiştir. Azizi gülümseyerek bu işin kendinde sır ola­ rak kalmasını emr edip, intikalinden sonra Muhammed Dede tarafından işaa olun­ muştur. lrtihallerinde Büyük Kabristan'ın ortasına defo olunmuş. Evvelce aziz-i müşarü­ nileyhi ziyaret emeliyle başka kasabadan bir aşık Nazilli'ye gireceği sırada mezarista­ nın orta yerinde Hz. Şeyh'i oturuyor görür. Yanına gider, elini öper, müşerref olur. Oradan kasabaya dergaha gelir, keyfiyyeti anlatır. Halbuki irtihalinden haber-dar de­ ğildi. Herkes mütehayyir olur. Şeyhine bir kat daha hürmet muhabbet gösterir. Bu yolda menakıbı çoktur. Tarik-ı Uşşaki'ye şeref vermiş erlerdendir. Ara­ bi, Farisi, Türki eş'arı ve bir de külliyyatı vardır. Külliyyatını Şeyh Muhammed Emin Efendi cem' ve tahrir eylemiştir. Latife: Salim Baba namında bir zar ızhar-ı kemalar maksadıyla Hz. Şeyh'e şöyle bir fah­ riyye göndermiş: 'Alleme'l·esmii ' ya her dem mahremim ben sen nesin Vird iderler dilde ism·i a'zamım ben sen nesin Ziit-ı pllk- i mutlakım nam u nişdnnn na-bed'ıd ikiira vü hafaya a'lemiın ben sen nesin Tik-ı kerremna ile oldum mükerrem tii ezel Ol sebebden riih-ı Hakk'a olmuşum ben sen nesin zahiren niis arasında oldum amma mübtezel Uk srretde kamudan ekremim ben sen nesin Yanmadım narına Nemrad'un Haluullih olup Söyledim bin bir kelam Tar' a Kel1mu'lliih olup Kabe kavseyne İrişdim hem Hablbu'lliih olup Mürde ihya eyledim lsii demim ben sen nesin İ lm-i eşya ilm-i simya keşf olupdur hufyeten İlm-i teshrriit bildim vefk u tencim cümleten Lik girdim gftşe-i vahdetde şimdi uz/eten Vaktin Efliitün'uyum hem nadirim ben sen nesin Feyz-yiib oldum tarik·ı hane-dandan ey püser Ma-sivayı terk idüp kıldım aliiyıkdan güzer Hiil-i aczimden sorarsan salim' in ziihid eğer Bir kemine kemterim kemden kemim ben sen nesin Tevh'id-i Zat neş'esiyle söylenen bu nutk ile atideki cevab hakkında birden bire mütereddid bir vaz'iyyete düşmekten ise inşaa'llah o neş'e-i ma'nanın tecellisine in­ tizaren ihtiyar-ı sükOt eylemek ve kemalat-ı insaniyyenin hak'ikatına vuslat ni'meti­ ni Hz. Vahibü'l-amalden istemek lazime-i adabdandır. Şeyh Ali Galib Vasfi buna Nazilli şive-i lisanıyla ve bi-hakkın tevh'id-i Zat neş'esiyle cevab veriyor. "Bilmemin?", "Bilmez misin?" demektir. Nazilli lisanıdır. Piidişiih·ı on sekiz bin alemim ben bilmemin Taht urup eflô.k-i bi-keyf ü kemim ben bilmemin Ben avmü'ş-şamm itdim yoktan ızhiir alemi Cümleden ey ziihidii yô. akdemim ben bilmemin Hazret-i Şeyh Abdullılh Salahaddin-i Uşşilki 455 Bir nefesle aleme seHôAwılem virdim hayat 'Kün' didim bu devre ne kesb nitdi bô.ğ-ı kô.irıô.t Emrime ram olmamak mümkün değildir mümküııô.t Hô.lık-ı tô.k-ı sipihre muhkemim ben bilmemin Eyledim gül-şen Halı1e ô.teş-i Nemrfid.'u ben Görmedi tufan-ı NUh'u kuılretimle pire-zen Kıldım ihya üstülıô.n-ı hurde vü saıl mürde ten Aleme can baJış iden sô.hib-demim dilim bilmemin Ben degilmim sen sana ak.dem firavan eyleyen Tab' nıı mevzf,tn idüp iş'ar ihsan eyleyen Ben degilmim sen gedayı hô.n u hô.kô.n eyleyen Kô.şif-i esrar-ı kenz-i mübhemim ben bilmemin Hamdü li'Uilh hô.k-pa-yı rô.h-ı Uşşilki menem Berk-i yar ô.rzf,t olmazsam dünyô.da ne gam * Künc-i istitııô.da Vasfi-i fakirin ey dedem Bir pula dünyayı virmiş ademim ben bilmemin Na't-ı şerif: Bilô.-şek hô.k-payııı kimyadır Ya RasUla'Uilh Uyun-ı ô.şıkô.na tutiyô.dır Ya Rasula'Uilh Günahım olmasa manend hezaran kUh-ı kô.f-iisa Nigô.hııı olsa bir dem hep hebô.dır Ya Rasula'Uilh Behişt-i heşti tezyin eyleyen nur-ı zuhurundur Ziyiisı nur-ı zil.tından nümô.dır Ya RasUla' Uilh Azab-ı duzahı çekmez sana ümmet olan adem Fe-terdô. sana Hak'dan bir atadır Ya RasUla'Uilh Ümld-i Vasfi-i iiciz kapıııda bende olmak.dır Ki baş u elin sana ancak fedadır Ya Rasullı'llô.h * ** Hayal itme kabô.-yı hüsnü her bir sim-ten geydi Anı alemde ancak Yfısuf-ı gül-plrehen geydi Muhabbet bir hakikat camesidir suftye bi'll1ih Kaba- y ı zÜ/ıd ü takvayı ser-a-pa çak iden geydi Vasd bir hil'aı-ı nilrani iken geymedi kimse Hecir bir ateş efserken aceb aşık neden geydi SafMır bu libas-ı nev iden terk-i siva geydi Cefa bir köhne hil' atdır gelen geydi giden geydi Muamıen bir abadır ayn u zevk ey dil bu alemde İderı çak-ı girlban atlas-ı çerh-i kühen geydi Muhakkak hulle- i in'am-ı Bilrl'dir visill-i yilr Kamu alemde varnn herkese yagına diyen geydi Hakikat zlllıida bir kisve-i nur-ı illlhldir Be-hakk- ı Kibriya sen geymedin amma giyen geydi Beğenmezken harrr- i atlas-ı gerdunu ehl-i hrrs Neden llhir zarilrl ihtiyar itdi kefen geydi Serin hilk-i der-i meyhaneye vaz' eyle ey Vasji Kaba-yı şevk-i zlbayı ona ta'zlm iden geydi * * * Gönül bir şllh-rllh-ı kibriyadrr Gönül bir mevsıl-ı srrr- ı Hudil'drr Gönül sahra-yı iklim-i vefadrr Gönül meydan-ı ali can fezadrr Gönül bir kişver-i bl-müntehadrr Gönül bir mahzen-i ilm-i illlhl Gönüldür bir kicab-ı padişllh Gönüldür şerh iden zatı ke-ma-IU Gönüldür gösteren canana rahı Gönül bir mukteda-yı enbiyadrr Gönüldür bir saray-ı zat-ı bl-çun Gönüldür dergeh-i pire diger-gü.n Gönüldür la-cerem beyt-i hümayun Gönül sahmnda la-şey' sahn-ı gerdun Gönül arş-ı muallidan uladrr Hazret-i Şeyh AlxlullAh SalAhaddin-i Uşş3ki 457 Gönüldür mesned-i erbab-ı hacet Gönüldür pişvtı.-yı ehl-i t1iat Gönüldür kıble-i dln-i saadet Gönüldür mescid-i nilr-ı hidtı.yet Gönül bir mustaftı. nur-ı hudlidır Gönüldür Vasfiyd şehr-i hakikat Gönüldür taht-gtı.h-ı sırr-ı tarikat Gönüldür mahrem-i sırr-ı şeriat Gönül burcunda vasfı kıl meşihat Gönül bir mecma' -ı al-i abtı.dır Kitabe-i seng-i mezarı: "Nazilli'de kırkdört sene müftü olan ve Hüstı.meddln-i Uşştı.ki tankından bulunan es­ Seyyid eş-Şeyh Ali Vasfi Efendi hazretlerinin rUhuçün el-Ftı.tiha - 1 266" ŞEYH MUHAMMED TEVFİK EFENDİ Şeyh Ali Galib Vasfi'nin hem oğlu, hem talebesi, hem de mürididir. 237 Hilafeti pederindendir. Nazilli'de doğmuştur. İrtihali de buradadır. Pederlerinin yerine müftü olmuştu. Pederleri hal-i ihtizarda iken ileride müftülük makamına geçtiklerinde maz­ har-ı feyz olması için dua talebinde bulunan Tevfik Efendi'ye, "Oğlum! Kırk dört se­ nedir müftülük hizmeti iftı. ediyorum. Hz. RasUlulah efendimizden ist iftii etmeden bir feıvtı.­ ya ıasaddl etmedim. Müftülük pek zordur. Ceniib-ı Hak muinin olsun " diye dua ve hüsn­ . i nazar buyurmalarıyla Tevfik Efendi'de bab-ı feyz açılmış o dahi eser-i pedere iktifa eylemiştir. Hem ulemadan hem de meş3.yıh-ı urefadan idi. Kabr-i enverleri Muham­ med Zühdi hazretlerinin kabirleri yanında Nazilli'dedir. (Kaddesa 'Utı.hu sırrahu) Şu nutuk kendilerinindir: Anladım hikmet neden olmaz gönül gamdan ben Ttı.lib-i hüzn olmak ister niir-ı aşka müşteri Derd ile gamdan safeulan gönlümün pervtı.sı yok Sanki ikltm-i beltı.nın Hüsrev ü İskender'i 237. Bu kelime aslında "müididir" şeklinde yazılıdır. Öyle olması mümkün olmadığı düşüncesiyle "mürididir" şeklinde yazılmıştır. ( H )

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir anlatıdır. Tarihî olay, belge veya kronolojiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.