Bu bölüm kaynakta aktarılan menkıbe hafızasıdır; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.
Emîr Külâl’in son günlerinde yakınlarına Bahâeddin Nakşibend’e bağlanmalarını vasiyet ettiği; bazı müridlerin ise Nakşibend’in cehrî zikre katılmamasını ileri sürerek tereddüt gösterdiği aktarılır. Emîr Külâl buna, onda görülen işlerin kişisel arzuya değil ilâhî hükme bağlı olduğunu söyleyerek cevap verir.
“Eğer seni, içinde sen olmadan, senliksiz zuhura getirirlerse korkma; eğer sen kendiliğinle zuhur ediyorsan kork.”
Bu söz, Hâcegân yolunda benlik iddiasından sakınmayı ve mânevî hâli kişinin kendisine mal etmemesini anlatan bir düstur olarak sunulur. Rivayet aynı zamanda Emîr Külâl ile Bahâeddin Nakşibend arasındaki usul farklılığının kopuş değil, yetkilendirme ve devam ilişkisi içinde okunduğunu gösterir.