Ara
Menü
4 dakikalık okuma

Bir zamanlar, şarkin ilim ve â'mali mâ'mur olduğu devirlerde Belh şehrinde dilencilikle geçimini…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 3 · s. 714

Bir zamanlar, şarkin ilim ve â'mali mâ'mur olduğu devirlerde Belh şehrinde dilencilikle geçimini sağlayan yaşlı bir kadıncağız vardı. O kadar ihtiyar ve âcizdi ki, çalışamazdı ve üstelik kendisine bakacak kimsesi de yoktu. Günlerden bir gün, her nefis gibi bu yaşlı dilenci kadın da ölümü tattı ve ecel kendisini bu fâni âlemden bâki ve ebedi âleme aldı ve götürdü.

Öldüğü gece, Belh şehrinde bulunan Hak velilerinin hepsi bu kadıncağızı mâ'nalarında gördüler ve âhiret âleminde kendisine ne muamele olunduğunu sordular. Kadın, onlara şöyle cevap verdi:

— Beni kabre yerleştirdiler ve üzerimi toprakla örttüler.

Ruhuma ithafen Kur'an-ı azim okudular ve Rabbimin beni af ve mağfiret buyurması için dua ettiler. Her cenazede olduğu gibi birer ikişer dağılırlarken ve henüz ayak sesleri kabrimden duyulurken, iki heybetli melek karşıma dikildiler ve bana:

(Rabbine ne getirdin?) diye sordular. Ben de bu iki meleğe:

(Omrümün son yıllarında çalışamayacak kadar yaşlı ve hastalıklı olduğum için, dilenerek geçimimi sağlardım. Bir çok evlerin kapısından beni «Haydi Allah versin!..» diye savarlardı.

Şimdi, Allahu talâ'nın kapısına geldim. Bana ihsan ve keremini bahşetmesini beklerken siz karşıma dikildiniz ve bana ne getirdiğimi soruyorsunuz. Oysa, hayatımda kullar bana Allahu talâ'nın vermesini dilerlerdi. Sultan kapısına gelen ne getirebilir? Bu kapıya gelene Ne getirdin? diye sorulmaz, Ne istisun? diye sorulur.) cevabını verince her iki melek de şaşırıp kaldılar. İşte, o zaman Allahu zül-celâl vel-kemal hazretleri bu meleklere hitap buyurdu: (Mademki kullarım bu yaşlı hatuna Allah versin, demişler. Eğer istediğini vermeyecek olursam.

ben de onu kapısından boş çevirmişlerden, kullar gibi mahrum etmişlerden olacağım. Kullarım kendisine benim vermemi tavsiye ettiklerine göre, bu yaşlı kulumun benim kapımdan gayrı müracaat edebileceği kapı yok ki oraya göndereyim. Onu, bana bırakın ve aramıza girmeyin...) buyurdu ve beni affı, kerem ve ihsanı ile memnun ve mesrur eyledi...

Ilâhi!..

Bu yaşlı kadın gibi bizler de senin kapına geldik. Senin kapından gayrı ihsan ve inayet dileneceğimiz bir başka kapımız yok ki, oraya iltica ve dehalet edelim. Bizlere: (Ne getirdin?) diye sordurma yâ Rab! (Ey kulum, ne istiyorsun?) diye sor. Ne getirdin diyecek olursan, suç hamlemizden başka hiçbir şey getiremedik. (Ne istiyorsun?) diye sorarsan affını, lûtfunu, keremini, ihsan ve inayetini, cennetini ve cemalinin rü'- yetini istiyoruz yâ Rabbel-âlemiyn!..

Eli boş gidilmez, gidilen yere;

Rabbim, boş gelmedim! Ben suç getirdim, Dağlar çekemezken o ağır yükü, Iki kat sırtımda pek güç getirdim...

ilâhi!

Lûtf-u tevfikinle kaleme almak cür'etinde bulunduğum bu âciz ve nâçiz risâlemizi ind-i ilâhinde ve Habib-i edibin ile Velilerin ve ilimleriyle âmil âlimlerin indinde makbul ve mergub olan, kerem-ü inayetinle okuyanları ve dinleyenleri hidayete ve selâmete erdiren eserler meyanına idhal eyle... Yazarken, herhangi bir hata yapmışsam, kasda makrun olmadığı zât-ı ülûhiyyetince mâ'lumdur, âlim-üs-sırrı vel-hafayat ancak sensin, bu fakir ve cahil kulunu affeyle... Bu hatalarımdan dolayı beni mu'aheze buyurma ve bağışla... Okuyanları, okutanları ve dinleyenleri Habib-i edibine ve kitab-ı mecidine bahşeyle. Bizlere ihlâs ile amel etmek nasip ve müyesser eyle... Son nefeslerimizde kâmil bir iyman ile hüsn-ü hatime bahş ve ihsan eyle...

Ilâhi!.. Ism-i â'zamın hakkıyçün, bu risâlemizi okuyan,

okutan ve dinleyenlerden bizi sağlığımızda hayırla yâd edenleri, ahiret âlemine intikalimizden sonra ruhumuzu birer Fatiha-i şerife ile şâd edenleri iki cihanda aziz eyle... Hasret ve nedamet günü olan kıyamette, hayır ve rahmetle isimlerini andığın, Livâ-i Hamd altında barındırdığın sevgili kulların meyanına ilhak eyle... Dünya ve âhiretimizi mâ'mur ve âbad, rahmet-i ilâhiyyeni müzdâd, nâr-ı cahiyminden azad eyledigin âşıklar, sadıklar ve salihlerle cem'u haşreyle.. Bizleri cennetine girenlerden, riza ve rdvana erenlerden, cemâl-i bâ-keralini görenlerden eyle... Bu risâlemizi, hak için değil hasedlerinden dolayı zemmedenleri de af ve mağfiret buyurarak tarık-i hidayete döndür, hasedlerini söndür, kendilerine hak ve hakikatleri göstererek sevindir yâ Rab!..

Sübhane Rabbike Rabbil-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün alel-mürseliyn vel-hamdü lillâhi Rabbil-âlemiyn. (EL-FÂTİHA)

El-Hac

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.