II. Sultan Mahmud-u adli zamanında Hançerli Bey adında, din-i mübiyn-i islâmın şeri-at ve şera'itini ve Arap lisanının bedi beyan re gavamızını hakkıyle bilen, tefsir ve Hadis-i şeriflerin şerhlerine vakıf Ulah beylerinden bir Hristiyan vardı.
Keçeci zade İzzet molla, bu zat ile sık sık görüşür ve kendisiyle ilmi mübaheselerde bulunurdu.
Birgün, yine böyle ilmi bir mübahese ve münazaraya başlamışlardı. Hançerli Bey:
— Kadi hâşiyesi Şahap'ta şu âyet-i kerime şöyle tefsir olunmuştur. Buhari-i şerif şerhi Kirmani'de şu Hadis-i şerif şöyle şerhedildiği halde Kastalâni Ayni'de şu malûmat ve izahat vardır, diye tetkik ve araştırmaları üzerinde fikir beyanında bulununca, Izzet Molla ile o mecliste hazır bulunan sarığı iri ve fakat ilmi kıt birisi şaşırıp kalmıştı. Izzet Molla ile Hançerli Bey'in konağından çıktıklarında, üzerinde sûreta ilmi kisve ve kıyafet bulunan zavallı:
— Molla efendi!.. Bu ne büyük bir âlim, bu ilmi ile neden müslüman olmuyor, deyince İzzet Molla dayanamamış re kendisini bir küçücük cümle ile susturuvermişti:
— Senin, bu cehlinle kâfir olmadığın gibi!..
Onların ki, eksiği çok işinin;
Eksikliğin gözler olur her kişinin...
Evet; hiçbir müslüman Allahu talâ'nın kullarını kâfir bile olsa, ibadetten men'etmez, ibadethaneye tecavüzde bulunmaz. Netekim, müslümanlar en parlak devirlerinde bile fethettikleri ülkelerde kiliselere tecavüz ve Hristiyanları ibadetten men'etmemiştir. Hiçbir topluluğun ibadethanesini yıkmamışlardır. Ancak, civarında Hristiyan halk kalmayan kiliseleri mescide tahvil etmişlerdir. Tarihi vesikalara dayanarak kesinlikle iddia ediyoruz ki, gerçek bir müslüman din kardeşini Hakka ibadet ve t'atten men'etmek şöyle dursun, hiçbir milletin inancına, mezhebine ve itikadına aslâ ve kat'a müdahale etmemiş ve onları tam bir hürriyet ve serbesti havası içinde
kendi hallerine bırakmıştır. Uzağa gitmeğe ne hacet!.. Yakın bir geçmişte, Belediye'de medeni kanuna göre oğlunun veya kızının nikâhını kıydırdıktan sonra, evine davet ettiği bir hoca efendiye nikâh duası yaptıran müslüman Türklerle o din görevlisi aleyhinde takibat yapılırken, Istanbul'un göbeğinde Hristiyanlar kızlarını ve oğullarını alay-ı valâ ile mumlar ve çiçekler donatarak kiliselerine götürebilmişler ve papazlarına dini nikâh kıydırabilmişlerdir.
Allah azze ve celle, Kur'an-1 azim-ül-bürhanında açıkça müşriklerin putlarına sövülmesini dahi men'etmiştir:
1908.
Ve lâ tesübbülleziyne yed'ûne min dunillâhi feyesübbül-lahe adven bi-gayri ilm...
El-En'âm: 108 (Allahu tealâ'dan gayrısını ilâh edinen müşriklerin taptıklarına sövmeyin ki, onlar da haddi aşarak bilgisizlikle Allahu tealâ'ya tâ'netmesinler...)
Evet aziz müslümanlar! Kur'an-ı azim âyet âyet edeptir, ilimdir, irfandır. Binaenaleyh, biz müslüman Türkler değil ehl-i kitap olan Yahudi ve Hristiyanlara, hattâ, putlara tapan müşriklere dahi sövmeyiz, sövemeyiz. Olsa olsa, onlara acır ve içine daldıkları dalâlet ve sapıklıktan ötürü başlarına gelecekleri düşünerek kendi halimize şükrederiz.