Ara
Menü
2 dakikalık okuma

Bunu da rahmetli arnavut Sadık ağadan dinlemiştim.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 3 · s. 539

Bunu da rahmetli arnavut Sadık ağadan dinlemiştim.

Derdi ki:

— Biz, Cafer Tayyar paşanın ma'iyyetinde çete idik. Müslüman köylerini muhafaza etmekle görevlendirilmiştik. Bir kız çocuğu, bulunduğumuz yere korkunç çığlıklar atarak geldi ve:

— Yetişin amcalar, dedi. Kâfirler bizi öldürüyorlar.

O yavrucağın peşi sıra vak'anın olduğu yere gittik ki ne görelim? Üç yüzden fazla kadın, çocuk ve ihtiyarı feci bir şekilde öldürmüşler, hepsinin karınlarını deşmişler ve bağırsaklarını çalılara dolamışlardı..

Sadık ağanın da hikâyesini anlattıktan sonra, merhum dayım gibi gözyaşlarını tutamadığını söylemeğe bilmem lüzum var mı?

Yine aynı Sadık ağa anlatırdı:

— Yunan'a esir düşmüştüm. Bizi de diğer esirlerle birlikte Midilli adasına götürdüler. Gayet iyi rumca bilirdim ve onların bazı âdetlerine de vakıf bulunuyordum. Esirlerin, topyekûn katledildiklerini görünce aklımca bir plân tasarladım ve kamp kumandanına hristiyan olduğumu söyleyerek, yakamı kurtardım. Ama neye yarar? Müslüman Türk esirlerine tatbik olunan işkence ve hakaret ve sonra da birer birer öldürülmeleri, hiçbir zaman gözlerimin önünden gitmez. Keşke, ben de ölseydim de bu faciayı gürmeseydim, der ve hıçkıra hıçkıra ağlardı. Sonra, biraz kendisini toparlar, gözleri bir ân dalar ve âdeta kükrerdi:

— Ah elime bir fırsat geçse, Allahu tealâ beni cehenneme koyup yaksa, orada ebediyyen kalsam, bu kâfirlerin yalnız kendilerini değil, farelerini bile keserdim. O kâfirler, o zâlimler yok mu? Türk esirlerinin önce gözlerini çıkarır, kulaklarını keserlerdi. Sonra, kol ve ayaklarını kırarlar, henüz diri iken zekerini keserek ağızlarına sokarlar ve nihayet işkence bitince birer birer öldürürlerdi, derdi.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.