Ara
Menü
2 dakikalık okuma

Abbasilerin en yüce halifesi Hârun-er-Reşid zamanında, Roma Imparatoru Hristiyan âlimlerinden bazı rahipleri göndermek…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 3 · s. 499

Abbasilerin en yüce halifesi Hârun-er-Reşid zamanında, Roma Imparatoru Hristiyan âlimlerinden bazı rahipleri göndermek ve onları Bağdat'taki müslüman âlimlerle münazara ve mübahese ettirmek istediğini bildirmişti. Haber, Harun-er- Reşid'e ulaştırılınca, bütün Bağdat âlimlerini ve bu arada Imam-ı Şâfi'i rahimehullah hazretlerini keyfiyetten haberdar ederek Hristiyan rahipleri ile münazara ve mübahese etmelerini rica etti. Halifenin emri ve arzusu derhal kabul olundu, papazlara haber salındı ve hazırlıklara başlandı. Dicle kenarındaki sahrada bütün âlimler ve halk toplandı. Harun-er-Reşid de bu toplantıya katıldı, herkes yerini aldı ve halife İmam-ı Şâfi'i hazretlerine:

— Yâ Imam! Hazır ol, rahiplerin sorularına sen cevap vereceksin, buyurdu.

Imam-ı Şâfi'i hazretleri, bu emri telâkki edince Resûlullah sallalahu aleyhi ve sellem efendimizin mû'cizelerinin berekâtı olan keramet-i Evliyâ'ullah tecellisi ile, seccadesini Dicle nehri üzerine serdi ve üstüne diz çöküp oturarak Allahu tealâ'ya hamd-ü senâ eyledi ve:

— Yâ Rab!.. Bencileyin fakir ve âciz bir kulunu, senin dinin olan din-i mübiyn-i islâm sayesinde, böyle bir mazhariyete eriştirdin. Ey rahip efendiler!.. Buyurunuz, sizler de seccadelerinizi buraya serinizde arzu ettiğiniz münazara ve mübaheseye başlayalım. Dininizin hak olduğunu zan ve iddia ederek günlerce perhiz ve riyazât ile ömürlerini zâyi eden sizler, mademki bizlerle münazara ve mübahese etmek istiyorsunuz, haydi yanıma gelin de başlayalım, dedi.

Bu hali gören rahipler hayran ve sekrân kaldılar ve hepsi şeref-i iyman ile müşerref olarak islâmiyyeti kabul ettiler ve imam-ı Şafi'i hazretlerine bende oldular ve ömürlerinin sonuna kadar ma'iyyet-i aliyyelerinde kaldılar.

Keyfiyet Roma imparatoruna bildirilince:

— Iyi ki, dini münazara ve mübahese için vâris-i Nebevi

olan islâm âlimlerini buraya davet etmedik. Yoksa, korkarım ki yalnız rahipler değil, bütün tebaam ve milletim müslüman olurdu ve ülkemde bir tek Hristiyan bile kalmazdı, diye kendisini teselli etti.

Âkıl isen, eyle sağlam itikad;

Hak kapısında biter bütün murad...

Bilindiği gibi, İmam-ı Şafi'i hazretleri yalnız zâhir ilimlerinde değil, bâtın ilimlerinde de, hâl ilminde de yed-i tulâ sahibi olup, esrar-ı ilâhiyyeye vakıf ve kutbiyyet makamını ihraz etmiş bir zât-1 akdes idi.

Mü min kardeşim:

Tekarrub-u ilâhi sırrına mazhar olmak için kemâle ermek, ancak ve yalnız ilim ve edeple tezyin olunmak, Allahu tealâ'- nın muhabbet ve mehabetinden gayrı herşeyden kalbi temizlemek, her zaman ve her mekânda Allahu azim-üş-şândan korkmak ve ona hâlis ve muhlis kul olmakla mümkündür.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.