Bir zamanlar, bir iş dolayısiyle Emniyet müdürlüğüne çağırılmıştım. Oraya bir palamut balığı getirdiler. Balığın sağ tarafında: (Lâ ilâhe illâllah) ve sol tarafinda da: (Muhammed Resûlullah) yazılı idi. Bu fakir-i pür-taksire bu yazıyı okuttular, tevhid yazılı olduğunu kendilerine söyledim. Bu olayın tanıkları, balığı tutan kişi ile, vazifeli memurlar ve ben olduk ki, hayatta olanlar hâlâ mevcuttur.
Aziz kardeşim:
Ashab-ı kirâmdan bazıları, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerine müracaat ederek:
— Yâ Resûlallah!.. Erkek evlâtlarımıza (Muhammed) ismini koyabilir miyiz? diye sordular.
İki cihan serveri, saadetle şöyle buyurdu:
— Evlâtlarınızı dövüp sövmeyecekseniz, onları tahkir ve
tezyif etmeyecek ve bil'akis isimlerinden dolayı tâ'zim edip sevecekseniz, yavrularınıza Muhammed ismini verebilirsiniz, eğer onları hırpalayacaksanız, Muhammed ismini vermeyiniz.
Zira, ismimi taşıyan bir kimseyi dövüp, sövmek, tahkir etmek, horlamak dine ve iymana aykırı düşer….
Biz, müslüman ve Muhammedi Türklerin Muhammed yerine yavrularımıza Mehmed adını vermemizin sırrı ve hikmeti budur. Hırs ve hiddete kapılarak bu mübarek ismi taşıyanlara edep harici herhangi bir hitap ve itapta bulunmamak için, atalarımız böyle bir değişiklik yapmayı gerekli bulmuşlardır.
Zira, bu mübarek ismi taşıyan kimseye tâ'zim ve tevkir etmek iymanının şi'arındandır.
Bu ismin nice berekâtı vardır. Meselâ, bir sofrada Muhammed isminde bir kimse bulunacak olsa, Allahu sübhanehu ve tealâ o ismin berakâtiyle yenilenlere bereketler bahş ve ihsan buyurur ve o yiyecekler yiyenlere mahz-ı şifa olur.
Bir evde Muhammed isminde bir kimse bulunsa, Allahu tealâ o evde oturanları bütün kaza ve belâlardan korur ve emin kılar.
Muhammed ism-i şerifi, ism-i nidâ olmayıp ism-i keramettir. Muhammed Mustafa Habibullah, bütün dertler için Tabibullah'tır.
Hz. Adem aleyhisselâmın tövbesinin kabul buyurulması.
onun yüzü suyu hürmetine olduğu gibi Nuh aleyhisselâmın tufandan kurtulması da Habib-i edib-i Kibriyâ'nın nurunu hâmil olmasındandır. Hz. Isa aleyhisselâm, O'na ümmet olmayı temenni ve niyaz ettiğinden dolayı, Allahu sübhanehu ve tealâ kendisini göklere ref'ederek yüceltmiştir. Hz. Musa aleyhisselâma verilen asanın, ejderha oluvermesi O'nun izzetindendir. Hz. Ibrahim aleyhisselâm O'nun ceddi olduğundan dolayı başına Tâc-1-Haliliyyet konulmuştur. Nemrud'un nârı da yine aynı sebeple Ibrahim Halillullah'a nur ve selâmet olmuştur.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dedelerinin izzet ve rif'ate nail olmaları, Allahu talâ'nın Habib-i edibine sevgisindendir.
Bütün peygamberler, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize ümmet olmayı, kendilerine tevcih buyurulan nübüvvetten üstün gördüklerinden dolayı ayrı ayrı izzet ve devlet verildi ve her birisinin ismi Kur'an-ı azim-ül-bürhanda sevgi ve saygı ile zikredildi. Bütün peygamberler Nebi ve Resûl'dür ama, Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa aleyhissalâtü ves-selâm hepsinden ekmel ve efdaldir.
Yâ Rab!.. Bizleri Muhammed'inden ayırma...
VAHİDÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)
Resûl-ü müctebâ'nın bir ism-i şerifi de VAHIDUN sallallahu aleyhi ve sellemdir. Iki cihan serveri, cihanda bir olarak yaratılmıştır. Âlemi vücuda gelmiş olup kıyamete kadar bir ikincisi yoktur, yaratılmamıştır ve yaratılmayacaktır. Bütün insanlık âleminde yektâdır, benzeri ve akranı yoktur, biriciktir. Böyle yaratılmış bulunduklarından dolayı zât-1 şeriflerine VÂHİD denilmiştir.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, insan cinsinden ve âdemoğullarındandır. Fakat, kendisine taraf-ı ilâhiden bahş ve ihsan buyurulan makamın ululuk ve yüceliği, ind-i ilâhideki değer ve niceliği, ilm-i ledünne vukufu ve esrar-ı ilâhiyyeye hakkıyle ve lâyıkıyle vâkıf olmaktaki inceliği, bütün peygamberler arasındaki önceliği, bir ikincisi olmadığını ve olamayacağını açıkça ve kesinlikle göstermektedir. Evet, o peygamberler peygamberi, ilm-i ledün sultanı, tevhid-ü irfan kânıdır. Şunu iyi bilmelidir ki, Hz. Âdem Safiyyullah (ALLEM-EL-ESMÂ KÜLLEHÂ)'ya vakıf olup, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sel-