Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Hızır aleyhisselâm, bir deniz kenarında oturuyordu.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 3 · s. 351

Hızır aleyhisselâm, bir deniz kenarında oturuyordu. Ansızın, yanına bir fakir geldi ve:

— Ey efendi, Allah rizasıyçün bana bir yardımda bulun, diye rica etti. Hızır aleyhisselâm, Allahu talâ'nın ismini işitince titredi, bir ân aklı gidip bir hoş oldu ve o hal geçince fakire dönerek şu teklifte bulundu:

- Ey garip kişi, and vererek benden yardım istedin. Oysa, yanımda sana verebileceğim hiçbir şey yok. Beni götür ve sat, aldığın para ile ihtiyacını karşıla, dedi.

Vehb rahimehullah diyor ki: (Allahu talâ'nın hikmetine bak ki, o fakir Hızır aleyhisselâmı Sahime ibn-i Ibrahim adında birisine sattı. Parayı aldı, Hızır aleyhisselâmı sahibine teslim etti ve çekilip gitti.)

Sahime, Hızır aleyhisselâmı bağına götürdü ve eline bir kazma vererek:

— Şuralardan taş çıkar da bağın etrafına bir duvar örelim. Ben birazdan gelirim, dedi ve doğru evine giderek eşine:

— Hatun, yiyecek bir şeyler hazırla... Yeni bir köle aldım, olur ki karnı açtır, götüreyim yesin, dedi.

Kadıncağız, alelacele bir şeyler hazırladı ve Sahime alıp tekrar bağa gitti ki ne görsün? Dağdan taş sökülmüş, koca bağın etrafina çepeçevre duvar örülmüş ve köle zannettiği Hızır aleyhisselâm da bütün bunları bitirdikten sonra namaza durmuştu. Hayret ve taaccüple etrafına göz attı hiçbir şey anlayamadı, bu kadar iş altı ayda zor biterdi. Bu köle nasıl bir mahlûk idi ki, bu kadar kısa bir zamanda bunun üstesinden gelebilmişti? Hızır aleyhisselâm namazını tamamladı ve Sahime'- nin yanına geldi. Bağ sahibi büyük bir şaşkınlıkla:

— Kimsin sen, bana kimliğini söyle? Sen ne aziz bir kimsesin...

Hızır aleyhisselâm cevap verdi:

— Allahu tealâ'nın kullarından bir kulum ve senin paranla satın aldığın kölenim.

— Evet, Allah'ın bir kulusun ama kimsin? Allah aşkına bana kim olduğunu söyle?

Allah adını işiten Hızır aleyhisselâmın rengi soldu ve titredi ve:

— Ben Hızır'ım!.. dedi.

Sahime'nin aklı başından gitti ve yere düşüp bayıldı. Bir müddet sonra kendisine geldi. Hızır aleyhisselâmdan özür diledi ve Rabbinden affını niyaz etti ve onu derhal azad eyledi.

Hızır aleyhisselâm, bâriğâh-ı ahadiyyete el açıp niyazda bulundu:

— Yâ Rab!.. Senin adına ve senin aşkına köle oldum ve yine senin adın ve senin aşkın hürmetine azad edilerek hürriyetime kavuştum, dedi.

Evet, mü'minler!.. Allahu tealâ'ya kul olmayınca, insan nefsin elinden ve esaretten kurtulamaz. Allahu tealâ'ya kul olmayanlar, nefislerinin esiri ve şehvetlerinin zebunudurlar. O halde, mü'mine yakışan Hakka kul olmak, nefsinin ve şehvetinin baskı ve esaretinden kurtulmaktır.

Melekler, Allahu sübhanehu ve tealâ hazretlerine niyazda bulundular:

— Yâ Rab!.. Ibrahim aleyhisselâmı, ne sebeple zât-1 ülûhiyyetine HALIL edindin?

Hak celle ve alâ buyurdu:

— Onun kalbinde, benim muhabbetimden başka bir muhabbet, onun dilinde benim zikrimden başka bir zikir yoktur.

Bu sözümün berakâtını görmek dilerseniz, varın Halil'imin yanına gidin, onu istediğiniz gibi tecrübe edin ki, bana dostluk dâvasında olan kullarıma da bir âyet olsun.

Bu emr-i ilâhi üzerine Cebra'il ve Mikâ'il aleyhimüsselâm, insau şekline girerek Ibrahim aleyhisselâmın yanına vardılar.

Ibrahim Halilullah, iki misafirine yemek ikram etti. Fakat, misatirler:

— Biz, bedelini ödemeden bu yemeği yemeyiz, dediler.

Ibrahim aleyhisselâm cevap verdi:

— Bu yemeğin bedeli, başlarken Allahu talâ'nın ismi olan Bismillâh ve sonunda da yine Ismullah olan El-Hamdü lillâh demektir, cevabını verince, her iki melek:

— Hak tealâ hazretlerinin seni Halil ittihaz etmesi elbetie Hak imiş, dediler ve gözden kayboldular.

ibrahim aleyhisselâm, onların melek olduklarını o zaman anladı...

ki:

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.