Ehlullah'tan İbn-i Cellâ, Allahu tealâ'ya ruhunu teslim etmişti. Çevresinde bulunanlar, kendisinin gülümsediğini farkettiler. Doktor çağırdılar, muayene neticesinde önce diri olduğunu sandı, tekrar ve dikkatle baktı ölü olduğunu tesbit etti, bir mâna veremedi ve yüzündeki örtüyü kaldırarak yeniden yüzüne baktı ve hazır bulunanlara:
— Vallahi bu işe aklım ve tıp bilgim kâfi gelmiyor, dedi.
Anlayamıyorum, bu zât ölmüş mü, yoksa diri mi? Ben bu işe akıl erdiremedim.
Gerçekten, Ibn-i Cellâ'nın yüzünden ve bedeninden akan terler ALLAH LILLAH yazıyordu.
Ruh-u pür-fütuhuna Fatihâ-i şerifeler ithaf ederek bu zât-1 akdesin bir sözünü teberrüken sunuyorum:
(Bir kimse, övülmekle yerilmeği eşit tutarsa, o zat zâhiddir. Bir kimse, beş vakit namazlarını muntazaman ve vaktin girişinde kılarsa, o zat âbiddir. Bir kimse, her işi Allahu tealâ'dan bilir ve Allahu tealâ'dan olduğuna inanırsa, o zat muvahhiddir. Muvahhid olanlar, ancak vahidden bilir ve vahidden görür...) buyurmuşlardır.
Hasta gönül eyleme benlik, Gönül alçaklığı nâdanlık mıdır?
Çalış ki, kemliğe yapasın iyilik, Her iyiliğe iyilik insanlık mıdır?
İrfan mektebinden çıkma kenara, Yakma vücudunu nafile nâra, Arif o!, her aybı kendinde ara, El ayıbını görmek insanlık mıdır?
Sümmani söz söyler iktidarınca, El elden üstündür arşa varınca, süleyman'a bil ki vâ zetti karınca Tasihat dinlemek noksanlık mıdır Aziz din kardeşim ve sevgili Hak yoldaşım:
Dünya ve âhirette saadet ve selâmete erişmek istersen, Sehl bin Abdullah-il-Tusteri hazretlerinin şu yedi tavsiyesini, yedi öğüdünü mutlâka yerine getir ki, ölmez olursun. Kalplerin öldüğü gün, kalbin diri kalır, beyinler kafatası içinde kaynadigı gün, arşın gölgesinde serinlenir ve dinlenirsin. Bütün insanlar, o günün şiddet ve dehşetinden titredikleri sırada, bütün korkulardan emin olursun. Livâ-i hamdin altında âşıklar ve sadıklarla beraber bulunursun. Herkesin ayıpları açıklanıp bütün mahşer halkı önünde rezil ve mahcup olduğu zaman, senin ayıpların ve kabahatlerin örtülür. Asiler cehenneme sürülürlerken, cennete dahil ve didâra nail olursun.
Bu yedi tavsiye şunlardır:
1) Allahu talâ'nın kitabı olan Kur'an-ı aziyme sıkı sıkı sarılmalı, emirlerine ve hükümlerine aynen ve harfiyyen uymalı, nehiylerinden son derece sakınmalıdır.
2) Resûl-ü zişânın sünnet-i seniyyelerinden küçük veya büyük demeyip hepsine elden geldiği ve güç yettiği kadar uymalı ve bu hususta tam bir saygı ve titizlik göstermelidir.
3) Helâl kazanmalı, helâlinden yiyip içmeli ve helâlinden giyinmelidir.
4) Hiç kimseye ezâ ve cefa etmemeli, zulüm ve haksızlıklardan tamamiyle el çekmeli, mahlûkata karşı şefkat ve merhamet göstermeli ve hiç kimseden ah almamalıdır.
5) Küçük veya büyük, gizli veya açık bütün günahlardan isyanlardan ve kötülüklerden son derece sakınmalıdır.
6)
İşlenilen günah ve kötülüklere derhal tövbe ve nedamet etmeli, istiğfarda bulunmalı ve bir daha günah ve kötülük işlememeğe azmetmeli ve sebat göstermelidir.
7) Hukuk-u ibâd dediğimiz kul hakkına son derece hürmetkâr ve riayetkâr olmalı, aldığını mutlâka vermeli, kimsenin maddî veya mâ'nevi hakkına tecavüz etmemeli, hasımlarını razı kılmağa çalışmalıdır.
Sehl bin Abdullah-il-Tusteri kuddise sırruh hazretlerinin, bazı ögütlerini de teberrüken bilgilerinize sunuyorum:
— Yardımcı ancak Allah'tır.
— Hakka delil ancak Resûlullah'tır.
— Çoğaltılması gereken şey, ancak Allah korkusudur.
— Bütün hayırlı ameller, ancak sabırla gerçekleşebilir.
— Çok namaz kılmak ve oruç tutmakla Hakka vuslât olmaz. Vuslât-ı ilâhi ancak beş vakit namazı huşû ve hudû ile kılmak, Allah yolunda ve Allah için cömert olmak, nefsini ancak Allah yoluna feda etmekle mümkün olur.
Kur'an-ı kerime sarılmak demek, onun hükümlerini, emirlerini ve nehiylerini bilmekle mümkündür. Bu ise, ancak ilimle mümkündür. Ilim ise, ancak Allahu tealâ'yı tanımakla mümkündür. Allahu tealâ'yı tanımak, ondan korkmakla mümkündür. Allahu tealâ'dan korkmak ise, hikmetin başıdır. Allahu zül-celâl vel-cemal katında kulların en mükemmel ve mükerremi, Allahu sübhanehu ve tealâ hazretlerinden en fazla korkandır. Allah Teâlâdan korkandan bütün cihan korkar. Zira, Allah celle celâlühu, zât-ı ülûhiyetinden korkanlarla beraber olduğunu ilân buyurmuştur. Alemlerin Rabbi bir kul ile beraber olunca, o kul kimlere ve hangi kuvvetlere galip gelmez?
Hangi güç ona karşı koyabilir?
Allah Teâlâdan korkarak onun kitabına sarılan, onun emirlerini seve seve yerine getiren, yasakladıklarından da son derece sakınan ve kaçınan, ibadet ve t'atinden haz duyan, bütün ihtiyaçlarını ancak ve yalnız Rabbine arzeden, onun kudret, kuvvet ve azametini düşünerek ona hakkıyle ve lâyıkıyle kulluk eden, kendi aczini ve hiçliğini anlar, bizden önce gelmiş geçmiş ümmetlerin Kitabullah ile sabit olan hal ve âkıbetlerinden ibret alır, müttakiylerin erdikleri derecelerin yüceliğini ve âsilerin düştükleri derekelerin niceliğini Kitabullah'tan ögrenir ki, ancak bunları yapabilen ve yerine getiren kimselere, Kur'an-ı aziyme sarılmış denilebilir.
Yoksa, Kitabullah'ın kabına, cildine, sahifelerine, harflerine ve tezhibine sarılmakla, Kur'an-ı kerime sarılmak mümkün değildir. Hiç şüphe yoktur ki, Kitabullah'ın cildine, kabına, sahifelerine ve harflerine de hürmet ve riayet lâzımdır ama, ehl-i hakikat için buna hakkıyle Kur'an-a sarılmak denemez.
Bunun içindir ki, Mefhar-i kâ'inat aleyhi ve âlihi efdal-üttahiyyât efendimiz: (Kur'an-1 azim-ül-bürhan, bir çok okuyanlara lânet edecektir.) buyurmuşlardır. Çünkü, emirlerine ve hükümlerine uyulmaksızın okunan Kur'an, okuyan kişiden davacı olacaktır, Allahu tealâ ve tekaddes hazretleri cümlemizi gafletten uyandırsın, bizleri Kur'an boyası ile boyandırsın ve cehaletle kararan gönüllerimizi Kur'an nuruyla nurlandırsın. Hakkın tevfiki kula refik olmayınca, arapça bilse dahi her okuyan Kur'anı anlayamaz. Kur'an-ı aziymi anlayabilmek, tevfik-i ilâhiyye erişmekle mümkündür. Her okuyup anlayan da ilâhi emirleri yerine getiremez. Zira, ilâhi emirleri yerine getirebilmek de, yine tevfik-i Rabbani ile mümkündür. İlâhi emirleri yerine getiren herkes de rizayı Rahman'a erişemez. Zira, ilâhi emirleri yerine getirmekte ihlâs şarttır. İhlâs ise, yine tevfik-i sübhani ile mümkündür.
Allah celle celâlühu, Resûl-ü Hâşimi hürmetine bizlere tevfikini refik eylesin...