Koca Mustafa Paşa şeyhi ârif-i billâh ve vasıl ilâllah Esseyyid Eş-şeyh Riza efendi kuddise sırruh hazretlerinin, mübarek naaşı yıkanıp kefeni sarılırken, başını kefeninden çıkararak, etrafına bakındığını ve orada hazır bulunan ıhvan ve cemaatini eliyle selâmlayarak ELVEDÂ ettiğini ve sonra yine mübarek gözlerini kapattığını, müşârünileyhin teçhiz, tekfin ve hizmetinde bulunan veli-ni'metim, mürşidim, azizim Fahri efendi kuddise sırruhtan dinlemiştim.
Talebelik yıllarımda, Sahaflar çarşısindan geçerken, (KA- BİR AZABI) adında bir kitap satıldığını görmüş ve bir nüsha da ben satın almıştım. Bazı kıt ve kısır görüşlü, mâ'neviyyat ve mukaddesat yoksulu densizler o devirde din ve dinle ilgili herşeyle alay ediyorlardı. Bunun için, o kitabı satın alırken, maksadım yine hangi densizin kabir azabını inkâr ettiğini ve nasıl bir lisan kullanılmış olduğunu öğrenmekti. Kitabı, dikkat ve ibretle okudum. Daha ziyade içtimai konuları ele alan kitapta kabir azabı, ölmedikleri halde, öldüğü zanniyle diri diri kabre gömülen ve orada feci şekilde can veren Istanbul halkından bazılarının hazin hikâyeleri anlatılıyordu. Bir ölü bekletme yeri yapılmasını ve ölenlerin hiç olmazsa yirmi dört saat müddetle orada bekletilmelerini öğütlüyordu.
Asıl hazin olan yönü şudur ki, yukarıda anlattığım Koca Mustafa Paşa şeyhi Riza efendinin de ölmeden diri diri gömüldüğünü ve şeyhin yıkanıp kefenlendikten sonra etrafina vedâ selâmı verdiğini açıklıyor ve cahil halkın bunu şeyhin kerameti zannederek bu feci âkibetine göz yumduklarını ileri sürüyordu.
Bu hususu şeyhime arzederek, fikir ve kanaatini sorduğum zaman bana şöyle buyurmuşlardı:
- Kitabın müellifi, velilerin kerametini halkın felâketi ile karıştırmış olacak. Zira, sana daha önce de anlattığım gibi ben Şeyh Riza efendinin gaslinde, teçhiz ve tekfininde bizzat hazır bulundum. Kendilerini doktor muayene etti ve hazretin Hakka kavuştuğuna dair rapor da verdi. Ancak bundan sonradır ki, şeyh yıkandı, kefenlendi ve bu sırada mübarek gözlerini açtı ve kefenini aralayarak halka temennâ ederek vedâ etti.
Tekrar doktor getirerek muayene ettirdik ve kırk sekiz saat önce Hakka intikal ettiğine dair raporla defnine ruhsat verdi ve hattâ bizlere çıkışarak (Kendisini neden rahatsız ediyorsunuz?) dedi.
Insan ölmez kardeşlerim, ölümü tadar... Ama, kimisi acı kimisi tatlı bulur da yine de herkes ölümün tadını tadar. Unutma, ölen hayvan imiş, Şeklen insan yaratıldığımız gibi, Allah boyası ile boyanırsak, içimiz de dışımız da nur olur. Âdem oğlu Âdem oluruz...
Kalini hâl eyle zâhit, ehl-i tevhid olagör;
Zât-ı mutlâktır garaz, ihfâ eyle izhârdan;
Rehber-i tevhid ile seyret hakayık âlemin, Hissedar-1 itibar ol Yâ Ul-ilebsâr'dan..