Ara
Menü
2 dakikalık okuma

Kanije muhafızı Tiryaki Hasan Paşa, kerameti zâhir bir veli idi.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 3 · s. 205

Kanije muhafızı Tiryaki Hasan Paşa, kerameti zâhir bir veli idi. Bir avuç islâm mücahidiyle kendilerinden yüzlerce defa kuvvetli ve sayıca çok büyük bir ordunun muhasarasına rağmen bulundukları kaleyi savunmuşlar ve bir müddet sonra da o koca orduyu korkunç bir mağlübiyyete uğratarak geldiklerine geleceklerine pişman etmişlerdi.

Cesaret ve dirayetinden dolayı kendisine padişah tarafından vezir payesi verilmişti. Buna dair padişah fermanı kendisine tevdi olununca, Tiryaki Hasan Paşa ağlamağa başlamış ve şu unutulmaz beyanda bulunmuştur:

- Karındaşım merhum ve mağfur Piri Paşa, Sultan Süleyman Han devrinde Atlas okyanusuna ve Umman denizinc kadar açılmış, din ve millet düşmanlarını perişan ederek eşsiz zaferler kazanmıştı. Böyle bir kahramana vezirlik rütbesi verilmediği halde, küçücük bir kaleyi müdafaa ve muhafaza ettiğimiz için bize bu payeyi tevcih buyurdular. Demek ki, âl-i Osman devleti yıkılmaktadır ve ağlamamın sebebi de işte budur. Biz, vezaret rütbesi değil, şehadet rütbesi beklerdik, ne yazık ki, bu arzumuza nail ve maksudumuza vasıl olamadık, diyordu. (Rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsi'a...)

Aziz mü'min kardeşlerim: Görülüyor ki, Allah ve Resûlüne hakkıyle iyman edenler kasa, kese, rütbe, vezaret beklemezler. Onların, biricik arzuları şehitlik rütbesini kazanmaktır.

Allahu tealâ, hepsine garka-i garik rahmet eylesin, dedelerimiz.

ve babalarımız hep bu yoldan gitmişler, Allah yolunda ve Allah rizasıyçün din ve millet düşmanları ile cihad ederek bu uğurda can vermek suretiyle meramlarına nail olmuşlardır.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.