Hz. Imam-ı Ali kerremallahu vechehu ve radıyallahu anh efendimiz, Recep ayının on üçüncü cuma günü kadem nihâde-i âlem olmuşlardı. Altmış üç yıl bu fâni âlemde ve bahr-i belâda Rabbine kulluk etmiş, din ve millet düşmanları ile Allah rizasıyçün kahramanca vuruşmuş, yiğitçe kılıç kullanmış ve bunun için de kendisine Resûl-i zişân tarafından ESEDULLAH (Allahu talâ'nın arslanı) unvanı verilmişti.
Omrünün altmış üçüncü yılı Ramazan-ı şerifinde, bir akşam büyük oğlu Hz. İmam-ı Hasan'ın ve bir gece de Kerbelâ şehidi Hz. Imam-ı Hüseyin rıdvanullahi tealâ aleyhim ecma'iyn ve bir gece de diğer eşinden dünyaya gelen Muhammed Hanefi radıyallahu anhın evinde iftar ediyordu.
Bir gece, Hz. İmam-ı Hüseyin ile iftar ederlerken sormuştu:
— Yâ Hüseyin!.. Bugün, Ramazan-1 şerifin kaçıncı gecesidir?
- Muhterem babacığım, bu gece Ramazan-i şerifin on ikinci gecesidir, diye cevap verince Hayder-i Kerrâr efendimiz tebessüm etmişler:
— Demek daha yedi gün var! buyurmuşlardı.
Hz. Imam-r Hüseyin sormuşlardı:
— Affedersiniz babacığım, anlayamadım. Daha neye yedi gün var?
Hz. Şah-ı velâyetin cevapları şüyle olmuştu:
— Rabbimin bana olan ihsanına!..
Gerçekten, Ramazanın on dokuzuncu günü sabahı, sabah namazını kılarlarken pek özledikleri şehitlik rütbesini ihraz buyurmuşlar ve meranlarına nail olmuşlardı.
Ey âşık-ı sadık!..
Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin zehirlenerek, Hz. Ebu-Bekir-is-Sıddıyk radıyallahu anhın keza zehirlenerek, Hz. Ömer-ül-Faruk radıyallahu anhın İran'lı bir Mecusi tarafından kılıçla, Hz. Osman-ı Zinnûreyn'in âsiler ve bâgiler tarafından, Hayder-i Kerrâr ve sâki-i Kevser Hz. Imam-1 Ali kerremallahu vechehu ve radıyallahu anh efendimizin de Harici'ler eliyle, Hz. Imam-ı Hasan radıyallahu anhın bâgiler tarafından, Hz. Imam-ı Hüseyin radıyallahu anhın Yezid'iler tarafından, Imam-ı â'zam Ebu Hanife rahimehullah'ın Abbasiler tarafından kırbaçla, Imam-ı Şâfi'i rahimehullah'ın keza Abbasiler tarafından, Imam-ı Ahmed bin Hanbel rahimehullah'ın kamçı altında, evlâd-ı Muhammed'den diğerlerinin ve on dört mâ'sumun kimisinin zehir, kimisinin kamçı ve kimisinin de zindanlarda şehadet rütbesini ihraz ederek meramlarına nail olduklarını bu vesile ile hatırlatır ve cümlesinin ervâh-ı tayyibelerine Fatiha'lar arz ve ithaf ederek, himem-i ruhaniyyetlerinin üzerlerimizde sâyeban olmasını tazarrû ve niyaz eyleriz.