Haccâc-1 zâlimin Basra üzerine doğru geldiği haberi duyulunca, şehir halkı büyük bir telâş ve korkuya kapılmış ve Hasan-ül-Basri hazretlerine müracaat ederek:
— Meded yâ imâm! diye yalvarmışlardı. Haccâc, ordusuyla üzerimize geliyormuş. Bu zâlimin şerrinden kurtulabilmek için ne yapmamızı tavsiye buyurursunuz?
Hazret-i imam, onların bu korku ve heyecanlarını tebessümle karşılayarak kendilerine şu cevabı vermiştir:
— Onu, kılıçla karşılamağa kalkışırsanız, sizi mağlûp ve perişan eder. Kaçsanız, takibeder ve saklandığınız yerde sizi bulur. Onun şerrini gerçekten def'etmek istiyorsanız, kötü ve çirkin huylarınızı terkedin, Allahu tealâ'ya karşı işlediğiniz isyan ve günahlardan ötürü tövbe ve nedamet edin, ondan size bir zarar gelmemesi, sizi bulamaması için âlemlerin Rabbine niyaz eyleyin.
Basra halkı, hazretin bu tavsiyelerine uymuşlar, işledikleri günah ve isyanlara tövbe ve nedamet etmişler ve Hakka niyaz ederek kendilerini o zâlimin şerrinden kurtarmasını can ve gönülden dilemişler...
Bu sırada, Haccâc-1 zâlim de Basra'ya hayli yaklaşmıştı.
Korkunç bir kum fırtınası peyda oldu, ordusuyla birlikte yönlerini bile şaşırdılar. Haccâc, atının dizginini çekti, ordusuna geri dönme emri verdi ve kendi kendisine söylendi:
- Basra halkı tövbe ediyor. Artık, oraya gitmeğe hacet kalmadı!..
Basra'nın bu büyük tehlikeyi böylece atlattığını tarihler yazmaktadırlar.
Daha önceki derslerimizde de anlatmağa çalışmıştık. Zalimler, Allahu talâ'nın azgın köpekleridirler. Müstehak olan kavmin üzerine saldırtılırlar ve onları helâk ettikten sonra kendileri de cehenneme müstehak olurlar. Bu arada, bazı saf ve temiz insanlar da o zâlimlerin şerlerine uğrayabilirler. Ama, ne var ki onların mâruz kaldıkları bu zulüm ve şer haklarında hayırlı olur, zâlimler kıyamete kadar lânet ve nefretle anshırlar, mazlûmlar da Allahu tealâ katında yüksek derecelere mazhar olurlar.