Hz. Osman ibn-i Affan radıyallahu anh efendimize sordular:
— İhlâs sûre-i celilesi, Allahu talâ'nın zât ve sifatından bahsetmektedir. Oysa, Tebbet sûresinde de Ebu-Leheb ve eşi zemmedilmektedir. Böyle olduğu halde, ihlâs-1 şeriften önce ve onun üzerinde bulunmasının sırrı ve hikmeti nedir?
Hz. Osman-1 Zinnûreyn, bu soruya sözle cevap vermediler ve soru sahibine kerametleriyle Levh-i mahfuzu göstererek:
— Oraya bak!.. Tertib-i ilâhi böyledir, binaenaleyh Kur'- an-ı aziym böylece tertip olunmuştur, buyurdular.
Evet, Levh-i mahfuzda tertib-i Kur'an aynen böyle idi.
Onun için, Kitabullah'ta ne eksik bir âyet-i kerime ve ne de fazla bir harf bahis konusu değildir. Allahu sübhanehu ve tealâ hazretleri, Kitab-ı keriminin hıfzını bizzat der'uhte buyurmuş olduğundan Kitabullah onun hıfz-u emânındadır, kıyamete kadar da böyle olacaktır. Zira, Kur'an-ı aziyın mahlûk değildir, Allah kelâmıdır.
Bazı müfsitlerin, kasıtlı olarak ileri sürdükleri gibi Ehl-i beyt hakkindaki âyetlerin Kur'an-ı kerimden çıkarıldığı iddiası BÜHTAN-I AZİYM ve KÜFR-Ü SARİH'tir. Böyle bir denâ'at vaki olsaydı, Ehl-i beyt hakkındaki sûre-i celile ve âyet-i kerimelerin tamamen çıkarılmış bulunması lâzım gelirdi. Halbuki:
Yü'fûne bin-nezri ve yehafüne yevmen kâne şerrühu müstetiyra ve yut'imüt-ta'âme alâ hubbihi miskiynen ve yetiymen ve esiyrâ innemâ nut'imüküm li-vechillâhi lâ nüriydü minküm cezâ'en ve lâ şükürâ innâ nehafû min rabbinâ yevmen abusen kamteriyrâ...
El-Insan: 7-10 (Onlar, nezirlerine vefakâr idiler. Geleceği mutlâk ve muhakkak olan sürekli şiddet ve mihnet gününden korkarlardı.
Ve Allahu tealâ'ya muhabbetlerinden dolayı, yiyecekleri gayet az ve kendileri o yiyeceklere muhtaç bulundukları halde fakirleri, yetimleri ve esirleri doyururlardı. Ve onlara, sizi ancak Allah rizası için doyuruyoruz, yoksa sizden ne karşılık, ne teşekkür beklemiyoruz. Biz, Rabbimizin azabından ve o müthiş gün mahşer halkını asık ve çatık yüzlü kılacak o günün şiddetinden korkarız, derlerdi.)
Ayet-i kerimesi, Hz. İmam-ı Ali kerremallahu vechehu ve radıyallahu anh ile Seyyide-t-ün-nisâ Hz. Fatıma't-üz-Zehrâ radıyallahu anha haklarında nâzil olmuştur.
Fe-kul te'alev ned'û ebnâ'enâ ve ebnâ'eküm ve nisâ'ena ve nisâ'eküm ve enfüsenâ ve enfüseküm sümme nebete-hil fe-nec'al la'netallahi alel-kâzibiyn...
Al-l Imran: B1 (Onlara de kl: Gelin oğullarınızı ve oğullanmızı, kadınlanınızı ve kadınlanımızı çağıralım, siz de gelin, biz de gelelim ve Allahu talâ'nın lâ'netini yalan söyleyenlerin üzerlerine kılahım.)
Ayet-i kerimesi de Hamse-i âl-i aba hakkında nâzil olmuştur.
Hamse-i âl-i aba, şu zevat-1 zevil-ihtiramdan ibarettir:
Fahr-i kâ'inat ve mefhar-i mevcudat aleyhi ve âlihi efdal-üt-tahiyyât efendimiz hazretleri ile (O, BENIM PARÇAM- DIR...) buyurduğu Fatıma Hayrün-nisâ, ilim şehrinin kapısı olduğu beyan ve ilân buyurulan Aliyyül-Mürtezâ ile mazlûm imam-1 Hasan-ı müctebâ ve mazlûın imam-ı Hüseyin-i şehidi Kerbelâ rıdvanullahi tealâ aleyhim ecma'ıyn efendilerimizdir.