Ara
Menü
1 dakikalık okuma

Bir mürşit, kendisinden yardım isteyen talebesine on altun verdi ve ona şöyle söyledi…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 3 · s. 45

Bir mürşit, kendisinden yardım isteyen talebesine on altun verdi ve ona şöyle söyledi:

— Bu on altunu sana borç olarak veriyorum. Hayatını kazandığın zaman, sana ödünç olarak verdiğim bu parayı, fakir ve yoksul bir talebeye verecek ve ona da benim sana ileri sürdüğüm şartı bildireceksin. Yani, o da para kazanmağa başlayınca, kendisinden daha fakire verecek ve bu karz-ı haseni böylece devam ettireceksiniz, dedi.

Hemen ilâve edelim ki, o mürşit de talebeliğinde kendi üstadından almış olduğu ödünç parayı, muhtaç bir talebesine vererek borcunu ödemiş bulunuyordu.

Binaenaleyh, yalnız para konularında değil, bir kimse üstadından öğrendiği meşrû bir işi kendi talebelerine veya ehline

öğretmekle, üstadına karşı olan mâ'nevi borcunu da edâ etmiş olur. Meselâ, bir san'atkâr ustasından öğrendiklerini kendi kalfa ve çıraklarına öğretmekle, ustasına olan borcunu ödemiş sayılır. Her işte keyfiyet aynıdır ve böyledir. Öğrendiğini ehline öğretmek, öğretenin hakkını ödemek demektir. Ancak, her emaneti mutlâka ehline tevdi etmek gerekir. Ehline verilmeyen cmanet, domuzun boynuna asılan mücevher gibidir. Iki cihan serveri: (Emanetler ehline verilmediği zaman, kıyamete hazır olun...) buyurmuşlardır.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.