Saliha bir hatun, ism-i â'zam ve miftâh-ül-Kur'an olan Besmele-i şerifeyi hiç dilinden düşürmezdi. Ne yazık ki, kocası iti.
katsız bir adamdı ve üstelik karısının bu haline kızar ve sinirlenirdi. Dikkat edilirse, her münkir tıpkı bu adam gibi mü'mine kızar.
Işte, bu bahtsız adam, birgün eşine çıkıştı:
— Hanım, Bismillâh kelimesini ne zamana kadar okuyacaksın? dedi.
Kadıncağız, sâfıyetle cevap verdi:
— Son nefesimi verinceye kadar!..
— Bana söyler misin? Ne faydasını gördün ki, son nefesine kadar devam edeceğim diyorsun?
— Acaba sen bana söyleyebilir misin? Ne fenalığını gör dün ki, sen hiç okumuyorsun? Hem, senin bu mübarek kelimeyi okumadan aldığın zevki, ben okuyarak alıyorum. Zira, Rabbimi zikrediyorum ve benim için bundan daha zevkli bir şey olamaz. Besmele-i şerife, öyle bir ism-i â'zamdır ki, onunla başlanan işin sonu daima hayır olur, onunla saklanan şeye zarar erişmez, onunla yapılan her şey bereketli ve feyizli olur. Bütün kitapların başı, âşıkların yoldaşı, mâ'şukların sırdaşıdır.
Bu sözlerden hiçbir şey anlayamayan itikatsız adam, bıyık altından gülerek aklınca karısının safdilliği ile eğlenmeyi aklına koydu ve bir şeytanlık düşündü. Cebinden bir kese dolusu madenî para çıkararak eşine uzattı ve:
— Şu paraları bir yere saklayıver. Lâzım olunca ben sen.
den isterim, dedi. Kadıncağız, keseyi Besmele çekerek aldı, yine Besmele ile sandığına sakladı.
Bir iki gün sonra, eşinin evde bulunmamasından fayda lanarak kocası keseyi sandıktan aldı ve evlerinin bahçesindeki kuyuya attı. Karısını böylelikle mahcup edeceğini sanıyordu.
Ertesi gün karısına keseyi getirmesini söyledi ve hatun âdeti olduğu üzere besmele çekerek sandığı açıp elini uzattı ve hayretler içinde kaldı. Zira, kesenin bulunduğu yer ıslaktı. Kendi kendisine söylendi:
— Allah... Allah... Bu sandıkta bir ıslaklık var, acaba neden ıslandı? diye sırsıklam olmuş para kesesini suları damlayarak Besmele ile kocasına uzattı.
Evet, Allah diyen mahrum olmaz, Allah diyen mahcup olmaz, Allah diyen aslâ mahzun olmaz.
Münkir koca, yaptığına pişman olmuştu. Besmele-i şerifenin gözleriyle gördüğü bu kerametinden sonra Hakka teslim olarak eşinden özür diledi ve affını istedi. Neler tasarladığını da anlatarak:
— Seni, dünyada mahcup etmeyen Allahu teâlâ, kıyamette de elbet mahcup etmeyecektir, dedi ve inkârı iymana tebeddül ederek hidayete erdi.