Hacca gitmekte olan bir zat, Bağdat'ta Bazullah-il-Eşheb Hazret-i Abdülkadir-il Geylâni mescidinde otururken, Bağdat'- ta gördüğü fitne ve fesadı havsalası almadı ve kendi kendisine:
(Hey gidi burc-u Evliyâ olan Bağdad-ı behişt-âbâd... Bir zamanlar, Hak velileriyle dolu idin. Şimdi o velilerden eser kalmamış...) diye düşünürken, uyku ile uyanıklık arasında kendisine hitap olundu: (Ey hacı namzedi!.. Sakın, sû-i zan etme, bu mecliste bile, kümmel-i evliyâ'ullah'tan beş zat hazırdır..) Aklı başından gider gibi oldu ve bu hitabın Rahmani mi, yoksa Şeytani mi olduğunu ayırdetmeğe uğraşırken, çevresinde bulunanlardan Afgan'lı salih bir zat dikkatini çekti. (Herhalde, mevcudiyetleri bildirilen beş zattan birisi bu olmalıdır) diye düşünürken, Afgan'lı yerinden kalktı, yanına geldi ve kulağına şunları fısıldadı:
— Ben, o bahsedilen beş veliden birisi değilim!.. dedi.
Yâ Rabbi!.. Resûl-ü Haşimi hürmetine, bizlere sevdiklerini sevdir, yerdiklerini yerdir. Bizleri, insan kıymeti bilenlerden, insana lâyık olduğu değeri verenlerden, insanlığın zevkine erenlerden, insanda Kudretullah'ın haşmet ve azametini gören-:lerden, gerçekten insan olanlardan eyle yâ Rabbi... Bizlere Hakkı görecek göz, hakkı zikredecek söz, hakkı hakkıyle sevecek öz ihsan ve inayet eyle yâ Rabbi... Baktığı halde görmeyen, işittiği halde duymayan, türlü ni'metlerini yediği halde doymayan gözden, kulaktan ve karından sana sığınırız ilâhi, bizleri bu gibi illetlerden hıfz-u emin eyle.. Bizleri, giydirmek lûtfunda bulunduğun insan kisvesine lâyık, seçkin kullarına bahşeylediğin mümtaz hasletlerle fâ'ik, bu dünya âlemine neden ve niçin geldiğinin şu'uruna varmış ayık kullarından eyle yâ Rabbi... Rizayı ilâhine vasıl olan Sırat-ı müstakiymde sabit, kâmil bir ihlâs ile âbid, dünyaya meyil ve muhabbet eylemeyen zâhid kulların zümresine ilhak eyle yâ Rabbi...
Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym...
Kal 'Allahu teâlâ (Ve lillâh-il esmâ'ül-hüsnâ fed'ûhu bihâ - Allahu tâlâ'nın esmâ-i hüsnâsı vardır. Onu, o isimlerle anarak dua edin..) buyurmuşsun ilâhi!.. Kur'an-1 azim-ül-bürhanında ehline vâkıf kıldığın ism-i â'zamın hürmetine, Habib-i edibin izzetine, Enbiyâ ve Evliyâ devletine ancak zât-ı ülûhiyyetine sığınan, ancak zât-ı ahadiyyetine kulluk ve ibadet eden ve ancak zât-ı Rübubiyyetinden yardım dileyen biz âciz ve günahkâr kullarına lûtüf ve inayetin, kerem ve hidayetinle tecelli buyur yâ Rabbi...
Yâ Allah…. Yâ Rahman... Yâ Rahiym...
Ey bütün kâ'inatın hâlıkı, bilinen ve bilinmeyen, görünen ve görünmeyen âlemlerin müstakillen mâliki olan ulu Allah...
Sana döndük, yüzümüzü sana tuttuk, senin bitmez ve tükenmez rahmet ve merhametine el açtık... Binbir esmâ-i şerifin hürmetine bizleri kapıdan boş çevirme yâ Rabbi... Bizleri affına ve mağfiretine lâyık gördüğün, rahmet ve merhametinle taltif buyurduğun kullarına ilhak eyle yâ Rabbi...
Yâ Rahman.. Biliriz ve yürekten inanırız ki, kâ'inatın her zerresi seni zikr-ü tesbih eder, her şey KÜN emr-i celilinle vücut
- 549 _ bulunmuştur, her zerre senin meşiyyet ve iradenle harekât ve ve sekenatta bulunmuştur, sen bizi istersen, biz seni isteyebiliriz, sen bize Allah demek nasip edersen, biz Allah diyebiliriz, sen bizleri lûtfu keremin ve tevfik-i inayetinle huzuruna kabul buyurursan, bizler huzuruna varabiliriz, sen bize kıyam, kıraat, rükû, secde, tekbir, tehlil, tesbih edebilmek bahtiyarlığını bahşedersen, bizler sana kulluk ve ibadet edebiliriz. Rahman ism-i şerifin hürmetine bizleri huzuruna kabul buyurduğun, Habib-i edibin izzetine kendilerine ihlâs ile ibadet zevkini duyurduğun has kulların safına dahl eyle yâ Rabbi...
Aşkullak ve muhabbetullah ile gönülleri titreyen, Haşyetullah ile kalpleri ürperen, zât-ı Kibriyâ'na ve Resûl-ü müctebâ'na iyman ederek gönül veren, aşk ve şevk ile gece gündüz inleyen âşıkların ve sadıkların mahırem-i esrarı olmayı bizlere nasip ve müyesser eyle yâ Rabbi...
Ey Rahiym olan ulu Allah... Canlı veya cansız, yarattığın hiçbir mahlük yoktur ki, zât-ı ülûhiyyetini tanımasın, sana ibadet etmesin, seni tesbih ve takdis ederek anmasin... VE İN MIN ŞEY'İN İLLÂ YÜSEBBİHÛ Bİ-HAMDİHÎ buyurmuşsun ilâhi, inandık ve iyman getirdik ki, kâ'inatta her zerre seni tesbih ve takdis ederek hamdederler. Seni tanımamak, sana iyman etmemek, kendi kendini tanımaınak ve kendi kendini inkâr etmek demektir. Münkirlerin inkârlarında bile, senin varlığını ve birliğini tasdik vardır. Kâfirlerin küfür ve inatları da, sana iyman ve itaat edenleri isbat içindir. Hamd-ü senâ ederiz ki, bizler erginlik çağımızdan itibaren varlığını ve birliğini takrir ve tasdik ederek zât-ı ülühiyyetine iyman edenlerden, Habib-i edibine gönül verenlerden, din-i mübiyni islâma sadakat ve samimiyetle bağlı olanlardanız, bizleri bu nurlu yoldan ayırma, başarımızdan iyman tâcını, enimizden şeri'at libasını alma, alnında secde izi olanlardan, ibretle bakacak gözü bulunanlardan, Hak kelâmı duyanlardan eyle yâ Rabbi...
Yâ Melik... Iyman ve tasdik ederiz ki, bütün kâ'inat, melekler ve felekler, güneşler, aylar, yıldızlar, insanlar ve cinniler, denizlerde balıklar, yarattığın her şey canlı veya cansız seni tesbih ve takdis ederler. Uçan kuşlar, öten bülbüller, açan çiçekler KAL veya HAL lisanı ile ism-i celilini zikreder, hamd-ü senâda bulunurlar. Kendilerine düşünmek ni'metini bahş ve ihsan buyurduğun kulların ise, seni ve senin yarattığın herşeyi ayrı ayrı düşünerek kudret ve azametini tasdik ve takrir ederler, tam ve kâmil bir nizam ve intizam içinde devran eden âlemlere bakar, mest ve hayran kalırlar, kalp sahibi kıldıkların seni ve senin sevdiklerini severler, senden gayrı kulluk ve ibadete lâyık ve müstehak Hak mâ'bud bulunmadığını bilirler, seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ve tekmil kemal sıfatlariyle tavsif ederek kendileri yücelir ve yükselirler, kâmil insan haline gelirler, sana hakkıyle lâyık kullar olurlar. Bizleri de, onlar gibi ârifler zümresine idhal eyle yâ Rabbi...
Bizleri iyman ni'metinden, kulluk devletinden, islâm satvetinden, insan haysiyetinden mahrum eyleme yâ Rabbi... Resûlüs-sakaleyn hürmetine, Haseneyn-il ahseneyn izzetine, Hatice'tül-Kübrâ ve Fatıma't-üz-Zehrâ mürüvvetine bizleri bu fâni âleme islâm ve insan olarak getirdiğin gibi islâm ve insan olarak ömür sürmeği, islâm ve insan olarak emanetini geri vermeği nasip ve müyesser eyleyip, islâm ile öldür, iyman ile oldur, kalplerimizi tevhid nurları ile doldur ve âkibetleri hayır ve felâh olan müttekilere, âşıklara, sadıklara, nârdan azad olunup cennete girenlere, didâra erenlere, cemal-i lâ yezalini görenlere, fi mak'ad-ı sıdk'a varanlara ilhak eyle yâ Rabbi...
Yâ Kuddûs... Bütün mahlûkatın içinde akıl cevheriyle mü.