Ibrahim Edhem (Kuddise sırruh) hazretlerine, dervişlerinden birisi yüz dirheın altın verdi. Hazret, bunları kabul edemeyeceğini söyleyince:
— Yâ Şeyh! dedi. Bunları lûtfen kabul buyurunuz. Ben zengin bir kimseyim. Illi bin altuna varan büyük bir servetim vardır. Ayrıca bir çok gayr-i menkulüm, atım arabam, bağım bahçem vardır.
Ibrahim Edhem huzretleri, gülümseyerek sordu:
— Sahip olduğunu söylediğin elli bin altunun, elli bir bin olmasını ister misin?
Derviş, düşünmeden cevap verdi:
- Helâlinden olursa elbette isterim şeyhim, dedi. Servetinin fazlalaşmasını kim istemez?
Hazret-i şeyh, başını salladı:
— Sen daha zengin olamamışsın evlâdım, dedi. Senin gibi bir fakirin parasına el süremem.
Böylece, hem o dervişe ve hem de bizlere gerçek zenginliğin paranın çokluğunda değil, kanaatte olduğunu isbat ve bizleri de böylece irşâd eyledi...