Sahib-i şeri'at aleyhi ve âlihi efdal-üt-tahiyyet efendimiz, Mescid-i şerifte ashab-ı bâ-sefaya nasihat ederken, âşıkan-ı ümmet; cennet-i â'lâdan güzel olan ol mübarek cemal-i Ahmed'e nazar ederek mütelezziz oluyorlardı. Bu sırada, Mescid-i şerife yiğit bir delikanlı girdi. Iki cihan serveri o bahtlı genci yanlarına çağırdılar ve Ebu-bekir-is-sıddıyk'ten özür dileyerek o yiğiti yanı başlarına, hazret-i Sıddıyk-ı ekberle aralarına oturttular.
(Resûl-ü zişânın sağ yanında daima Hz. Eba-Bekir radıyallahu anh otururlardı.) Herkes, o yiğitin haline gıpta ile bakarlarken, Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, herkesin duyabileceği bir şekilde:
— Yâ Eba-Bekir!.. Bu genç, Allahu teâlâ'ya ibadet etmeğe âşıktır, buyurdular ve bu suretle gençliğinde ibadet edenlerin dünya hayatında böyle yüce bir makama ve iltifata mazhar olacakları gibi âhirette de arşın gölgesinde daha üstün ve yüce makamlara nail olacaklarını onlara ve dolayısiyle bizlere duyurdular.