Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Bir derviş, bir vezirin huzuruna vararak keşkül açtı. — 1. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 2 · s. 175

Bir derviş, bir vezirin huzuruna vararak keşkül açtı. Vezir, dervişi reddetti ve ona yardımda bulunmadı. Derviş, ona duyuracak bir sesle:

— Allahu teâlâ ver demedi ki, bana yardım edebilesin? O, ver demeyince vermen mümkün mü? diyerek uzaklaşırken, vezir kendisini çağırdı ve bir avuç altun verdi ve mânalı mânalı dervişin yüzüne bakınca, derviş bu dela da:

— Şimdi sana ver diye emrolundı, haddine mi düşmüştü ki vermeyesin! dedi ve çekilip gitti.

Ey âşık-ı sadık:

Bilmiş ol ki, kulunun bütün ihtiyaçlarını ancak ve yalnız Allahu teâlâ ihsan buyurur, tamamiyle onun tasarruf ve kudretindendir. Bu sebeple, bütün ihtiyaçlarımızı yalnız ona arzetmeli ve ondan istemeliyiz. Başkalarından tamamile ümidi kesmeli ve Allahu teâlâ'dan gayrısından dünya ihtiyaçları için yüz çevirmelidir. Ümmet-i merhume üzerinde Rabbimizin kudret eli açılmıştır, gerek gizli ve gerek âşikâr, gerek sûri ve gerek mâ' nevi her isteyenin istediğini mutlâka bahş ve ihsan buyurur ve bu emri aslâ başkalarına havale etmez, bizzat zât-ı ilâhiyyesiyle itâ eder. Dergâh-ı bârigâh-ı ahadiyyetine dua ve münâcat edenlerin dualarını da kabul buyurur. Zât-ı ülûhiyyetini zikredeni, zikreder. Kendisine yürüyerek gelene, koşarak gelir. Tövbe ve istiğfar edenlerin tövbelerini kabul buyurur. Allah diyen âşıklarını aslâ mahrum ve malızun etmez.

Ancak, ümmet-i Muhammed'den hayırlı olanlar şerlilere, birrü tekvâ sahibi olanlar günahkârlara, âlimleri zulüm ve isyanda emirlere yardım edecek olurlarsa, Allahu teâlâ lûtuf ve bereket elini bu ümmetten kaldırır, kıtlık, yokluk, sıkıntı, hastalık, salgın, kuraklık gibi türlü türlü belâ ve musibetlere düçar eder. Üzerlerine kâfirleri ve zâlimleri musallat eyler ve yaptıklarının cezasını çok acı bir azapla onlara duyurur.

Bu korkunç âkibete düşmek istemez ve bu meşakkat ve müşkilât ile karşılaşmak istemezsek, gözyaşlarımızla yıkanmalı, tövbe ve istiğfar sabunu ile sabunlanarak arınıp paklanmalı, başımıza iyman tâcını ve eynimize şeriat libasını giymeli, Ta.

rik-i Muhammediyye girmeli ve o nurlu yolda mesafe almağa çalışmalıdır. Kulluk kemerini hiç çıkarmadan son nefesimize kadar Rabbimize kulluk etmeli ve bunu şerefli bir görev bilmelidir. Ancak, bu sayede hakikat bahçesine girebilir, mâ'rifet güllerinden derebilir, cennet ve cemale erebiliriz.

Kaldı ki, bu mertebeye erişebilen kutlu ve mutlu kişiler, bu âlemde iken de safaya erer ve cennete girerler. Zira, ümmet-i Muhammed'in hayırlı olanları, şerli olanlarına daima galip olurlar. En az onların şerlerine mâni olurlar ve onları şerden men'ederler. Iyi bilmelidir ki, bir müslüman ülkesinin ebrâr ve salihleri, günahkâr olanlara tâbi olmaz ve onları tâ'zim etmezlerse, o günahkâr insanlar da büyük bir rahatlıkla suç ve kötülük işlemekten veya hiç değilse bu suç ve kötülüklerini açıklamaktan korkar ve çekinirler. Böyle bir toplum ise, yani şerlilerin hayırlılardan korktukları ve çekindikleri bir cemiyet ise, cennet-i â'lâdan bir örnek olur. Alimler, devleti idare edenlerin isyan ve zulümlerine yardım etmezlerse, onlar da bu zulüm ve isyanı rahatlıkla işleyemezler. İsyana sapmayan, halka zulüm yapmayan yani idare edenleri âdil olan toplumlarda tam bir adalet hâkim olur, bütün haksızlıklar ve yolsuzluklar ortadan kalkar. O ülkenin halkı tam bir güvenlik, esenlik, mutluluk ve kutluluk içinde bulunur ki, işte o ülke de cennetten bir nümunedir.

Ey âlim-üs-sırrı vel-hafiyyât olan ulu Allah!.. Bizleri cennet, riza ve cemalinden mahrum eyleme... Bizi, islâmdan ihraç ederek ve başlarımızdan iyman tâcını alarak sefil, zelil ve rezil eyleme... Bizi, Habib-i edibine, onun ashap ve ensârina, ehl-i beytine, ahbap ve âşıklarına balışeyle... Bizleri, kapından tard ve kulluğundan reddeyleme.. Kapında bende, kulluğundan sultan olanlardan eyle... Zât-ı ülûhiyyetine kulluk ve ibadet görevimizi hakkıyle ve lâyıkiyle yerine getirebilmek için bize güç ve kuvvet ihsan eyle... Ibadetinden zevk alan, kulluk vazifesine seve seve devam eden muhlislerden eyle... Bizleri, günde beş vakit huzur-u ilâhine lûtfen ve tenezzülen kabul buyurduğun, divanına durdurduğun, dua ve niyazlarına icabet eylediğin, zikrine cevap verdigin has kullarından eyle... Zâhirlerimizi nurlu, bâtınlarımızı sürurlu, akıl ve idrakimizi şu'urlu, sana kulluk ve ibadet etmekle onurlu kıldığın kullarına bizleri de ilhak eyle... Kalpleri dünya pisliklerinden tamamiyle arınmış, aşkullah, Envar-ül-Kul0b, cilt 2 — P: 12

muhabbetullah ve muhabbet-i Resûlüllah ile nurlanmış kullarından eyle... Kalplerimizden şeytanın vesveselerini def'eyle, ilhamat-ı Rabbaniyyen ile müşerref eyle, bizleri zât-ı ülûhiyyetine, Habib-i edibine ve dinine muhabbette daim, Kur'ana ve islâma hizmette kaim kulların zümresine idhal eyle... Hak didarı görmeğe yeterli göz, hak kelâmı dinlemeğe elverişli kulak, hak kelâmı söylemeğe yararlı bir dil, hakkı sevmeğe yakışır bir kalp ihsan ve inayet eyle... Ibretsiz gözden, değersiz sözden, dinsiz ve iymansız özden sana sığınırız, Hak didarını görmeğe yetersiz göz, hak kelâmı dinlemeğe elverişsiz kulak, hak kelâmı söylemeğe yararlı olmayan bir dil, seni ve senin sevdiklerini sevmekten uzaklaşmış, yerdiklerine muhabbete alışmış kalp sahibi olmaktan bizleri koru ve kurtar... Gözlerimizi hakkı görebilecek ibretle, kulaklarımızı hak kelâmını dinleyecek basiretle, dillerimizi zikrinle nurlandıracak himmetle ve kalplerimizi sana ve Resûlüne muhabbetle doldur ve süsle... Seni ve habibini sevmekle inşirah bulan, lûtüf ve inayetinle sadrı şakkolunarak ferahlanan kullarından eyle... Dünyamızı mâ'mur ve âhiretimizi nurunla pür-nur eyle.. Bu fâni dünya âleminde iyman, Kur' andan, şeref-i islâmdan mahrum olanlardan eyleme... Bizleri, sırat-ı müstakim olan ve rizayı ilâhiyyene varan o nurlu hidayet yolundan ayırma... İymandan sonra küfre, hidayetten sonra dalâlete, nurdan sonra zulmete, itaatten sonra isyana, ibadetten sonra mâ'siyyete, hayırdan sonra şerre, izzetten sonra zillete düşenlerden eyleme... Seherlerde ALLAH... ALLAH... diye aşkınla inleyen, uzun gecelerde sabaha kadar haşetinle ağlayan ve bu uğurda gözyaşı dökmekten zevk duyan, her işinde Habib-i edibine uyan âşık ve sadık kullarınla bizleri haşreyle...

Ömrü boyunca Kur'an-ı aziymi okuyan ve ahkâmı ile âmil olan, aşkınla sararıp solan ve her nefeste rizayı şerifinde bulunan kullarından eyle... Gözleriyle tevhid nurunu gören, kalplerinden mâsivayı süren, her türlü dünya kirlerinden ve pisliklerinden tamamiyle arınmış olarak huzur-u izzetine varan, son deminde IRCI'IY hitab-ı celiline eren kullarından eyle...

Yâ Rab!.. Bütün amellerimizde bizleri ihlâsa erdir, kalplerimizde ihlâsın nuru, gönüllerimizde iyman ve islâm şu'uru,

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.

Bir derviş, bir vezirin huzuruna vararak keşkül açtı. — 1. bölüm — Menâkıbnâme — tarikat.org