Ara
Menü
2 dakikalık okuma

Gazi Sultan Osman Han'ın daima istişare ettiği ve fikirlerinden yararlandığı velilerden birisi de,…

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 2 · s. 155

Gazi Sultan Osman Han'ın daima istişare ettiği ve fikirlerinden yararlandığı velilerden birisi de, kutb-ür-Rahmani gavsüs Samedani Eş-Şeyh Üdebâliyyül Karamani hazretleridir.

Osman Gazi, bir gece âlem-i mâ'nada Şeyh Üdebali'nin mübarek göğsünden ayın nurlu olarak tulû ettiğini ve oradan çıkarak kendi başına konduğunu ve aynı ânda göbeğinden gayet ulu bir ağaç zuhur ederek göklere kadar yükseldiğini gördü. Bu ağacın dalları cihanı kaplamış ve gölgesinde bir çok dağlar peyda olmuştu. Sonra o dağlarda da bir çok ağaçlar, sular ve denizler hasıl olmuş, bütün cihan o sulardan içmiş, çeşmeler yaptırmışlar, bağ, bahçe ve bostanları sulamışlardı.

Büyük bir merakla bu mühim rü yâsını tabir ettirmek üzere, Şeyh Üdebali hazretlerine müracaat etti. Hazret-i şeyh:

— Oğlum Osman, dedi. Gördüğün rü'yâda sana çok büyük bir müjde ve beşaret haberi var. Sana, yüzbinlerce müjdeler olsun ki bana damat olacaksın. Senin zürriyetinden hasıl olacak evlâtların tâc ve taht sahibi olacaksınız ve cihan padişahlığını ilân edecek ve kıt'alara hükmedeceksiniz. Bir çok denizler, hakimiyetiniz altında bulunacak ve büyük hayırlara nail olacaksınız.

Gerçekten, bir müddet sonra Sultan Osman Han, şeyh hazretlerinin kerime-i pâkizelerini nikâhladı ve bu evlilikten OR- HAN GAZİ ünvaniyle babasının yerine Osmanlı tahtına geçen bir oğulları dünyaya geldi ki, hem babası, hem annesi ve hem de dedesi veliyyullah olan müşârünileyhin de bir Hak velisi olduğu muhakkaktır.

Rü'yâ deyip geçmeyiniz, böyle rü'yâ-yı sadıka mutlâka zuhura gelir ve Allahu teâlâ sevdiği kullarına bazı sırları ve gerçekleri mâ'na âlemi dediğimiz sadık rü'yâlarda gösterir. Netekim, Osman Gazinin nesl-i pâkinden de nice şanlı padişahlar vücuda gelmiş, nice ülkeler, kaleler fethedilmiş hatta Mefhar-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin işaret buyurduk-

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.